Öncelikle, başta Başkan Enes Çelik ve yönetimi, futbolcu kardeşlerimiz, teknik kadro olmak üzere şampiyonlukta maddi manevi emeği geçen herkese teşekkür ediyorum…
Bursaspor’umuzun yakışmadığı alt liglerden kurtuluş mücadelesinde bir zorlu engeli daha aşmasının sevinci ve mutluluğunu yaşıyoruz…
Süper Lig’e kaldı bir adım, asıl coşkunun, mutluluğun büyüğünü işte o zaman yaşayacağız…
Yine de Bursaspor’un 3 ve 2. Ligde yaşadığı şampiyonluğun değerini, önemini daha iyi anlamak için çok değil iki yıl öncesini hatırlamak, unutmamak ve unutturmamak da lazım!
Ödeyemediği faturalar yüzünden elektriği, suyu, gazı kesik Özlüce’deki tesislerinde, futbolcudan çok alacaklıların haciz için akbabalar gibi dolaştığı…
Kulübün o hale gelmesinde emeği geçen eski yöneticilerinin temlik peşinde koştuğu…
Altyapı fabrikası Vakıfköy tesislerine kilit vurulduğu…
Gelen futbolcu ve teknik adamın üç maç sonra eşofmanlarıyla şehirden kaçtığı…
Deplasman bütçesi için kapı kapı dolaşıldığı, belediye otobüsüyle ulaşıma bile razı olunduğu, yöneticilerinin çaldıkları kapılardan eli boş döndüğü…
Menajer kazığı yerli-yabancı kazma futbolcuların alacak davaları nedeniyle transfer tahtasının kapandığı…
Yerel yöneticilerin, siyasetçilerin, bürokrasi ve iş dünyasının, yardım etmekten yorulduğu…
Sevenlerinin ve medyanın giderek umudunu kestiği…
Maçlarını sadece bir avuç Teksas taraftarının izlediği…
Tek kuruş geliri olmayan…
Genel kurullarına üyelerinin oy kullanmaya gelmediği…
Bölgesel amatör lige düşmeden kapatılsa da işkenceden kurtulsak denildiği işte böyle karamsar dönemde yönetime talip olmuştu Başkan Enes Çelik ve arkadaşları…
İki yıl önce sportif ve mali yönden resmen iflas etmiş o Bursaspor’un şimdi geldiği şu noktaya bakar mısınız?
Özveri, sabır, istikrar, kararlılık, umut ve risklerle örülü bu başarının adına ister mucize deyin ister inancın zaferi!
Peki iki yılda bu başarıyı nasıl mı gerçekleştirdiler?
Maddeler halinde sıralayalım nedenlerini:
Bursaspor’u gerçekten seven ve futbolun ruhunu iyi bilen, şov değil işini yapan uyumlu ve birbirine saygılı bir yönetimin oluşturulması…
Kulübü bu cendereden çıkarıp layık olduğu Süper Lige yeniden taşıyacaklarına önce kendilerinin inanmaları, söylem ve eylemleriyle buna şehri de inandırıp umudu hedefe döndürmeleri...
Taraftarlarının tribünleri doldurarak, kent dinamiklerinin de sponsor, bağış ve kampanyalarla destek vermeleri…
Başkan Çelik’in Kulübü siyaset üstü tutmayı başarması ve sosyal medyadaki mikserlerin tahriklerine gelmemesi…
Mali yönden şeffaf bir yönetim sergilemesi, kulübün borçlarının ödenmesi, kampanyaları, gelir getirici projeleri konusunda yapılan çalışmaları kamuoyuyla sürekli paylaşması…
Bursaspor sevgisini aşılamak, taraftar sayısı ve kalitesini, kulübün marka değerini yükseltmek için yapılan her etkinliğe katılması…
Başkan Çelik’in radikal kararlar alarak, sezon içinde takımın ligdeki puan durumuna, taraftar ve medya tepkisine aldırış etmeden yaptığı futbolcu transferleri, teknik direktör değişimleri…
Ve, gelen gidenlerin çok olmasına rağmen takımdaki futbolcular arasında oluşturulan kardeşlik ve aile bağının, taraftarlarla da bütünleşmesi…
NOT: Başkanlığı döneminde Bursaspor’a desteğini esirgemeyen Mustafa Bozbey’in de, Somaspor maçı sonrası protokol tribünündeki şampiyonluk öz çekimi yarışı yapanların arasında olmasını isterdim!