Ev sahipliğini ABD, Kanada ve Meksika’nın yapacağı, FİFA 2026 Dünya Kupası heyecanı 12 Haziran’da başlıyor…
Heyecanımızı yükselten bir diğer etken, 24 yıl aradan sonra A Milli Takımımızın da bu büyük turnuvada yer alması…
2002’deki turnuvada Dünya 3.ncüsü olmuştuk…
Yine umutluyuz, çünkü yeteneklerini çoğu Avrupa’da da kanıtlamış formunda bir futbolcu kadrosuna sahip Milli Takımımız…
Teknik kadro sahaya süreceği oyuncu ve taktik konusunda ciddi hatalar yapmaz, oynayan futbolcular da milli ruhu sahaya yansıtırlarsa, turnuvanın sürpriz takımı olabiliriz…
Ülkeler arasındaki saat farkından dolayı, bazı maçlarımızın yayın saatinin kargaların kahvaltı saatleriyle çakışması canımızı sıksa da yapacak bir şey yok…
Bu arada…
Turnuvada yapay zekalı sistemlerden de yararlanılacakmış…
Maç topunun içine bile saniyede 500 veri noktası toplayabilen 500 Hz’lik hareket sensörü yerleştirmişler…
Hız, dönüş, yön değişimi ve temas anlarını gerçek zamanlı olarak kayıt altına alacakmış sensör, böylece ofsayt incelemelerinde topa temas edilen an çok daha hassas şekilde tespit edilebilecekmiş…
Laf aramızda…
Bu toplar, bizim liglerimizde de kullanılırsa, futbol yorumcuları iş konusunda ofsayta düşebilirler!
Ya futbol topu imalatçılarımız ne yapsınlar?
Çocukluğumun geçtiği mahalledeki komşumuz İskender abiyi hatırladım bir an…
O da amatör ve alt liglerde oynanan futbol toplarının imalatını yapar, yurdun dört bir yanındaki futbol kulüplerine, spor mağazalarına gönderirdi…
Hani o yağmurda, çamurda ağırlaşarak adeta gülleye dönen, kafayı vuranın beynini sulandıran içi siboplu meşin toplardan üretirdi, renk renk…
Mahallemizin İŞ-KUR’uydu İskender abimiz!
Okumaya niyeti olmadığı karnesinden belli olan gençlerin çoğu onun yanında çalışırdı…
Sınıfta kalmanın bir diğer adıydı topu dikmek!
Eşek adı verilen ağaç tezgâhta, geometrik şekillerde kesilmiş renkli meşinlere, bal mumuyla kayganlaştırılan naylon iple, çift dikiş atılır, sonra dikilen parçalar yap-boz gibi birbirlerine eklenirdi…
Hey gidi günler hey!
Eşek üstünde dikilen siboplu toplardan, el değmeden hazırlanan sensörlü toplara geçen futbol endüstrisindeki bu teknolojik gelişime sevinsek mi, kaygılansak mı bilemiyorum!
FİFA toplarla yetinmeyip, bir sonraki turnuvalarda ya hakemlerin ve futbolcuların kramponlarına, forma veya şortlarının içine de sensör koymaya kalkarsa?
İşte o zaman yandı gülüm keten helva!
Tadına doyum olmaz yapay maçların seyrine, tribünden ve ekrandan!
Şimdi gülüyorsunuz ama gülmeyin sizin de başınıza gelebilir, futbolseverlere bile takar bunlar sensör!
A Milli Futbol Takımımıza Dünya Kupası’nda başarılar diliyorum…
O sensörlü toplara öyle bir vurun ki maçlarda, hızınıza yapay zeka da, kaleciler de yetişemesin, kaydettiği tüm veriler doksana takılsın!
Rakipleriniz santraya topu diksin!