Bursa’yı ne kadar seviyoruz?
Bu soruyu kendimize sık sık soruyoruz ama kentin sokaklarına çıktığımızda, o bitmek bilmeyen trafikte ömür tüketirken ya da plansızlığın getirdiği keşmekeşle yüzleşirken sevgimizin bu şehri korumaya yetmediğini açıkça görüyoruz.
Nüfus artıyor, sanayi büyüyor, tekstil ileriye taşınıyor ama Bursa’nın mevcut kapasitesi artık bu yükü kaldırmıyor. Çünkü ortada çok net bir sorun var:
“Biz bu şehri yıllardır çok küçük vizyonlarla yönettik.”
Geçtiğimiz günlerde Bursa Hakimiyet Gazetesi Program Koordinatörü İrem Deniz’in hazırlayıp sunduğu “Mahfel” programında çok değerli bir konuğumuz vardı: Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Ali Faruk Çolak.
Kendisiyle kentin röntgenini çekerken kurduğu öyle cümleler vardı ki, her biri Bursa’yı yönetenlerin kulaklarına küpe olması gereken cinsten. Gelin, Başkan Çolak’ın o çarpıcı tespitleriyle kentin gerçeklerine hep birlikte mercek tutalım.
“ŞEHRİ KENARDAKİ İKİ TANE DERE YÜZÜNDEN ÜÇE BÖLMEYİN”
Çolak diyor ki:
Bursa’nın planlama geçmişi aslında 1924’lere, hatta 1890’lara kadar dayanıyor. En derli toplu hafızamız ise Erdem Saker döneminde hazırlanan ve 2020 yılını hayal eden 1999 yılına ait 100 binlik plan. Yıl olmuş 2026! Biz hala o planın üzerinden yeni bir değişikliğe gidemedik ve kentin akarını kendi ellerimizle daralttık.
Başkan Ali Faruk Çolak’ın şu tespiti de çok çarpıcı: “Mevcut planı güncelleyemediğimiz için defalarca delik deşik ettik. Raylı sistemi yukarıdan geçirip ana arter olan Ankara-İzmir yolunu daha da daralttık. Nüfusu ne kadar artırırsanız artırın, o nüfus sonuçta bu yola çıkıyor. Kurumlar arası veri koordinasyonu sağlanmazsa, korkarım ki bu gidişle 2030 yılına kadar bile yeni bir plan göremeyiz.”
Daha da önemlisi, ilçelerin kendi içlerinde kopuk yaşaması. Osmangazi ayrı, Yıldırım ayrı, Nilüfer ayrı telden çalıyor.
Çolak, bu koordinasyonsuzluğa kendi hayatından örnek vererek isyan ediyor adeta:
“Ben Yıldırım’da evlendim, Osmangazi’de evim vardı, şimdi Nilüfer’de yaşıyorum. Kenardaki iki tane dere yüzünden biz bu şehri niye üçe bölüyoruz ki? Kentsel dönüşümü niye Yıldırım tek başına yapmak zorunda kalıyor? Niye Büyükşehir çatısı altında bütüncül planlamıyoruz?”
Çok doğru bir soru. “100 binlik plan bir ana çatıdır.”
Siz o çatıyı kuracaksınız ki altında 25 binlik, 5 binlik ve en son uygulama imar planları olan odaları oluşturabilesiniz.
GÜNEY ÇEVRE YOLU BİR “TEMCİT PİLAVI” MI?
Bursa’nın bir diğer kanayan yarası, her seçim dönemi önümüze ısıtılıp konulan Güney Çevre Yolu projesi. Kentin içindeki yollar artık trafiği kurtarmıyor. Kamulaştırma maliyetleri o kadar yüksek ki, Ankara-İzmir yolunun sağını solunu genişletmeye kalksanız maliyetini hesap bile edemezsiniz. Kentsel dönüşümle de bu yeni yolları açamadık. Geriye tek seçenek kalıyor: Güney.
Ancak Başkan Çolak bu projenin bir temcit pilavına dönmemesi gerektiği konusunda uyarırken, meselenin sadece harita veya şehir plancılarının işi olmadığını hatırlatıyor: “İşin içinde çevre, flora ve Uludağ’ın orman yapısı var. Ormanı bozmadan, doğayla iç içe bir yol yapmak zorundayız ki dünyada bunun yer altı tünelleri gibi pek çok örneği mevcut. Geçmiş dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın da seçim sürecinde yer altından tünellerle gidecek alternatif bir yol projesi vardı. Bu proje güzeldi ancak o dönem de sormuştum: Ne zaman yapılacak, 5 yıllık süreye yetişecek mi? Güneyde bir çevre yoluna kesinlikle ihtiyacımız var, çünkü yukarılara çıktıkça karşımıza kadim ve eski bir şehir dokusu çıkıyor. Keşke bu yol 20-30 yıl önce yapılsaydı, o zaman yamaçlardaki kaçak yapılaşmanın da önüne geçilirdi.”
DÖNÜŞÜMDE “YARISI BİZDEN” FORMÜLÜ KAÇINILMAZ
Gelelim kentsel dönüşümdeki yanlışlarımıza... Bugüne kadar “0.50 emsal artışı” gibi günü kurtaran formüllerle yürüdük. Sonuç? Bir yerde 5 kat, hemen yanında 15 kat binalarla büyük bir kaos yarattık. Bir anayasamız, 100 binlik plan notumuz olmadığı için dönüşümü de yanlış ürettik.
Deprem kapımızdayken ve Osmangazi gibi kadim bölgelerde “Yere kazma vursanız altından tarih fışkırıyor” gerçeğiyle yüz yüzeyken, kentsel sit alanları ve vakıf arazileri mülkiyet süreçlerini tıkarken eski ezberlerle gidemeyiz. Vatandaşın mağdur olmaması, müteahhidin önünün açılması ve kentin güvenli yapılara kavuşması için devlet destekli “Yarısı Bizden” kampanyası gibi büyük vizyoner modellerin Bursa’nın stratejisine acilen entegre edilmesi gerekiyor” diyor Başkan Çolak.
Bu konuyu geçtiğimiz gün gazetemizde hem haber olarak hem de köşe yazısı olarak yer vermiştik. İnşaat Mühendisleri Oda Başkanı Serdar Atilla Erdem, İstanbul’daki bu projenin benzerinin acilen Bursa’ya da entegre edilmesi gerektiği çağrısında bulunmuş hemen ardından mecliste de bu konu gündeme gelmiş Başkan Vekili Şahin Biba, önümüzdeki günlerde bu projeye benzer bir müjdenin verileceğini duyurmuştu.
Müjdeyi Bursalılar olarak merakla bekliyoruz. Deprem gerçeğinin en çok hissedildiği kentlerden birinde yaşayan vatandaşlar olarak hepimiz çevre illerde bir deprem olduğunda yüreğimiz ağzımızda yaşıyoruz. Zengin, fakir demeden herkesin tek korkuda buluştuğu konu çünkü ‘deprem.’ Lüks villalar, apartmanlar, gökdelenler demiyor bir anda tuzla buz oluyor tüm binalar ve geriye koskoca bir ‘ACI’ kalıyor.
Kent anayasası konusuna dönecek olursak da bu konu birçok belediye başkanı tarafından gündeme getirildi. Tutuklanan ve ardından görevinden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Bursa’nın kent anayasasını çıkaracağız” demişti ve Bursa Hakimiyet Gazetesi Başyazarı Namık Göz’ün de köşesine taşıdığı üzere Nisan ayında düzenleneceği toplantıda konuya ilişkin açıklamalarda bulunacaktı. Ancak bu konular gündeme gelemeden tutuklandı Başkan Bozbey…
Namık Göz, köşesinde, “Bursa’nın geçmiş deneyimi, plan yapmanın tek başına yeterli olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Asıl mesele, hazırlanan planın ne ölçüde uygulanacağı ve bu plana ne kadar bağlı kalınacağıdır. Kentteki beklenti yalnızca yeni bir planın hazırlanması değil, aynı zamanda bu planın uygulanmasına yönelik güçlü bir iradenin ortaya konulmasıdır” diyor.
Hep birlikte bekliyoruz Şahin Biba’nın izleyeceği yolu ve sunacağı planları…
“HER ŞEYİMİZ VAR, EKSİK OLAN TEK ŞEY ORTAK İRADE”
Yazımın sonuna gelirken Başkan Ali Faruk Çolak’ın şu tarihi çağrısını buraya aynen bırakmak istiyorum:
“Bursa’da bu planları tamamlayacak yetki de altyapı da vardır. Planlama ajansının çalışmaları, 1999 yılından gelen fizibilite verileri, güncel uydu görüntüleri ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) elimizdedir. Hatta Büyükşehir Belediyesi bünyesinde doğrudan bu işe bakan iki büyük birim; 'Akıllı Şehircilik Daire Başkanlığı' ile 'CBS Daire Başkanlığı' kurulmuştur. Teknik veri eksiğimiz yoktur, ihtiyaç duyulan şey ortak iradedir. Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, 17 ilçe belediyesi siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, siyasete bakmadan ortak olup bu çalışmaları yerine getirmelidir. Günü kurtaran kavşak çalışmalarıyla değil, net kırmızı çizgileri olan bir Kent Anayasası ile bismillah deyip bir an önce işe koyulmalıyız.”
Evet... Başkanın da dediği gibi, teknik altyapımız, teknolojimiz, verilerimiz hazır. Artık mazeret üretecek, “geç kaldık” diyecek tek bir yılımız bile yok. Şimdi sorma sırası bizde:
Bursa’nın geleceği için bu siyasetler üstü ortak iradeyi ne zaman göreceğiz?