Hayranlık ve hayal kırıklığı arasındaki mesafe, sağ gözün sol göze yakınlığı kadardır ve hainlik ile kahramanlığı da birbirinden incecik bir çizgi ayırır.
Buradan hareketle…
Öyle bir misyon üstlendi ve camiayı da buna ortak etti ki taraftar, bundan sonrası için sadece duygularla hareket ederek istikamet belirlemek mayın tarlasında koşmaya benzeyeceğinden, artık mantık ve akılla bir projeksiyon geliştirmek elzemdir.
Bursaspor, salt bir ideolojik veya siyasi, yahut sadece toplumsal bir reaksiyonun öznesi, sembolü haline dönüşmeyi yeterli görürse, bu rüzgar yelkenleri sadece bugünkü kadar şişirebilir ve rüzgar mutlaka etkisini, değişen/ dönüşen gündemin hızı nedeniyle yitireceğinden, artık her yeni gün mutlaka yeni bir şeyler söylemek gerektir.
*
Gündem öyle yoğun ve öylesine hızlı ki, ayak uydurabilmek de kolay değil, hatta mümkün değil.
Transfere koşar adım giren Bursaspor’un kadrosuna kattığı iki değerli isim, yüzde yüz eminim çok önemli işler yapacak.
Ancak…
‘Kullan at’ ya da ‘aç bitir’ modeli bir transfer anlayışına hiç bir kulübün finansal gücü yetmeyeceğinden, hele Bursaspor gibi borçlarını tasfiye etmek adına son derece titiz bir süreç yürüten bir kulüp bu riske ikinci kez girmeyeceğinden, salt bugünü değil en az gelecekteki iki yıllık performansları dikkate almak gerekeceğinden, Halil ve Baran’ı bu gözle değerlendirmeli, sonrasında verilecek kararları da bu minvalde vermeli.
*
Dün sabah, önce 30 yıllık devlet hizmetiyle yoğrulmuş tecrübeli bir siyasetçinin sabrıyla ne kadar sınanabileceğine, sonra da evladı kadar sevdiği kulübü için yaptıklarının yine evladı üzerinden değersizleştirmeye çalışılmasına verdiği ‘en baba’ cevapları dinledik, onlarca gazeteci eşliğinde.
Siyaseten verdiği mesajlar başlı başına bir manifestoydu.
Anlayan anladı!
Kadrolu, mevsimlik ve ithal olarak üç sınıfa ayırdığı iftiracılar ve onların ağababalarına hodri meydan deyişi siyasi arenada nasıl yankılanacak, hep birlikte göreceğiz.
Sporu eğlencelik görüp, siyaseti ana dal olarak benimseyenler, bu toplantıda olup bitenleri daha ayrıntılı ele alacaklardır.
Bursaspor konusundaki tavrı ise yine net, yine kararlı ve yine umut vericiydi.
Soma defterini, “bu bir provakasyondur” diyerek kapatırken, ateşin üzerine benzin dökenleri de uygun bir dille uyardı.
Meseleye bütüncül bakmayanların dillerine dikkat etmelerini, bu şehrin ve taraftarın vatanperver olduğunu, Aliağa maçında aklı selim hareket etmelerini takdir ettiğini ifade etti ve dedi ki;
İstiklal marşı okunurken oturan ya da ıslıklayanların başkan ve yöneticileri de sorumlu davranmalı bu milletin değerlerine saygı göstermeli.
Benim en dikkatimi çeken cümlesi de şuydu;
Mali konuların çözümü, 2.2 milyarlık borcun tasfiyesi bir kitap ve tez konusudur…