“Gün gelecek” diye söze başlayıp, bugün insanlığın geldiği noktalarla ilgili ipuçları veren Pastacı Sami’nin 46’lık dediği basiret abidesi, şahsına münhasır bir oyuncuydu, 80’ler dizisinin Basri’si…
Benim de dizideki favori karakterimdi…
40 yıldır beklerim o günün gelmesini ve fakat, hala kendimizden olana dönük güvensizliğimizde şüpheyle bakışımızda zerre değişiklik olmadığını görür, karamsarlık gömleğini sırtımdan çıkarıp atmayı bir türlü başaramam.
Şampiyon olmuş bu şehrin ilk gündemi, kupayı havaya kaldırdığı günün ertesi günü evlatlarını tartıya çıkarmak mı olmalıdır, kaç okka geldiğini tartışmak mıdır mesele?
Soruya bak…
Mustafa Er, 1. Lig’de yapabilir mi?
Daha tecrübeli ve ağırlığı olan bir hoca gelmeden Süper Lig’e çıkmak bizim için hayal olur diye düşünenlerin kurduğu ilk soru cümlesi bu.
Burada tecrübe arayanlar, söz konusu oyuncu olunca meçhule hareket edecek vefasızlık gemisine ilk Muhammet ve Ertuğrul’u bindirmeye çalışıyorlar, her ne hikmetse.
Ben ikisiyle de ilgili hiçbir şekilde objektif değilim, bunu baştan ifade edeyim.
Hele de söz konusu Mustafa Er olunca yaşanmadan görülmeyecek, tahmini mümkün olmayan bu konuda peşin hükümlü olmanın ahlaki de olmayacağı kanaatindeyim.
Muhammet’e gelirsek; bu adam halı sahada oynarken almadı bacağını eline, öyle değil mi?
Sezonun ilk yarısında takımı ipten indirdiği maçlar ne çabuk unutuldu?
Bu şehrin evladı olarak zor zamanda gözünü kırpmadan evine dönmüş bu adam, kariyerindeki en sıkıntılı döneminde sırtını şehre, bu şehrin taraftarına dayayacağını umarken, o iki koluyla sadece koltuk değneklerine yaslanıyorsa, dönüp arkaya baktığında bir şehri değil yalnızlığını görüyorsa, bu hepimizin ayıbı, eksikliği değil midir?
Ya Ertuğrul?
“Bursaspor çağırıyorsa eğer, nerede olduğu önemli değildir, sadece çağrıya uyulur ve gidilir” diyecek kadar bu armayı benimsemiş biri, üstelik ayrılırken, “gidiyorum ama geri dönebilmek için” demişken, onu üçüncü stoper olarak bile listeye yazmaya layık görmeyenler, bu formayı giymek için onun yaptığı fedakarlığın ne kadarını göze alabilirlerdi acaba?
İkinci ligde sahaya çıkmak, Ertuğrul, Soner gibi üst düzey oyuncular için, köy yolunda F1 aracı kullanmak gibidir, karşınıza her an ne çıkacağı belli olmadan ustalığınız test edilir.
Burada aklın ve taktiğin değil, bileğin ve kuvvetin geçer akçe olduğunu unutursanız eğer, otobana çıktığınızda çok ararsınız böyle oyuncuları.
Şimdi transfer zamanı ya, mümkün olsa neredeyse bütün kadroyu değiştirmek niyetinde olanlara ‘aman’ derim, bildiklerinizi şimdilik kendinize saklayın ya da yüksek sesle paylaşmayın ki, geride bıraktığımız iki senede takdir teşekkür ne varsa toplarken sadece transfer ve hoca konusunda elleri titreyenler bu sefer kararlarını gönül rahatlığı içinde versinler.