Vatandaş evine ekmek götürmekte zorlanırken…
Genç arkadaşlar, genellikle asgari ücret ya da bir tık üstü aylıkla karnını doyurmaya çalışırken…
Milletin yüzde 80’i gelecekle ilgili çok ciddi endişeler yaşarken…
İki haftada bir, eşini, kız arkadaşını, çocuğunu kapan stada koşuyor ya, bunu ne anlayabilmek mümkün, ne de izah edebilmek. Ne düşünüyor bu insan evlatları, tek dertleri sosyalleşmek mi? İki kişi kahve içseler eşek yüküyle para ödeyecekleri için mi, makul gördükleri maç biletine yükleniyorlar. Yoksa, hepimizin hayatı, sonu mutsuz biten siyah beyaz bir aşk hikayesine dönmüşken “adı aşk bu eziyetin” diyerek, kendilerini mi avutuyorlar…
****
Bakın değerli Başkan Enes Çelik ve ekibi…
Sevgili Pablo Batalla sen de dinle…
Açın kulaklarınızı futbolcu arkadaşlar…
Bu ülke insanı acayip karanlık günlerden geçiyor. Bakmayın sokakların kalabalık olduğuna, herkes kendi yalnızlığı ile baş başa. Hayattan hiç beklentisi kalmamış bir yığın insanla sürtünerek yürüdüğümüz o yollarda…
Bir otobüs durağında ya da bir metro merdiveninde…
Delinin birinin montunun altında sakladığı döner bıçağının ucunda bir hayat bizimkisi…
Onlardan kurtulduk diyelim, beşik gibi sallanıyor memleket, kimin üzerine yıkılacağı belli değil. Ölüm meleği; su birikintisi içinde elektrik çarpmasıyla da alıyor insanımızın canını, kar yağarken çıkan yangınla da…
Ölümlerden ölüm beğen durumu bir nevi. Demem o ki; Hiç bir şey eskisi gibi değil artık. Bu şehrin insanı, sizin yaktığınız ışığın etrafında aşkla, tutkuyla döne döne geliyor yanınıza. Öyle şevkle dönermiş ki pervane böceği, her seferinde daha bir yaklaşırmış ateşe hiç korkmadan, adeta büyülenmiş gibi ve sonunda ateşin ortasına atarmış kendini, cayır cayır yanarmış aşkından…
Ama yanmasın bu 43 bin insan evladı bu sefer olur mu? Bu inanmış binlerce taraftar gözünü kırpmadan, siz ne dediyseniz ikiletmeden, taşıması gereken ne kadar yük varsa almış sırtına gölgenize basa basa zafere koşuyor. Bunu bilerek çıkın her maça ve öyle oynayın; yürekten…
Samimiyetle mücadele edin ve sonuçtan bağımsız olarak sevgide saygıda bir an bile kusur etmeyin. Başta dediğim gibi, hayatlarındaki onca şey kötü giderken, belki bazen mükemmeliyetçi bir tavır sergileyebilirler, eleştiride kantarın topuzunu kaçırabilirler, özellikle sosyal medyada canınızı sıkabilirler ama bu sefer mazur görün. Onları da anlamaya çalışın ve bu denli zor şartlarda hayatta kalmaya çalıştıklarını unutmayın, tek gayeniz onları mutlu etmek olsun…
Cebindeki son 100 lirasını bilet için forma için kulübe uzatmış o elleri, süper lige çıkıncaya kadar hiç bırakmayın…
Söz mü?