Hava Durumu

Sırtını sahaya dönenlerin değerini bilelim

Yazının Giriş Tarihi: 06.03.2026 07:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 08:02

Hagi’li yıllardı…

Bursa’ya gelişi, şehrin girişindeki karşılamadan tutun da, tesislerde ilk açıklamasını yapıncaya değin, sanki bir karnaval havasında, büyüleyici bir coşkuyla gerçekleşmişti.

İlk antrenmanı, ilk maçı seyirci rekoru kırmış, yaygın medya bile bütün gelişmeleri yerinden ve yakından takip ediyordu.

Çok uzatmayayım, bu ilgi bir süre sonra Hagi’yi rahatsız etmeye başlamış ve özellikle maçlarda taraftarın kendisine gösterdiği sevgi ve saygıyı, önce el kol hareketleriyle, olmayınca da bizzat konuşarak takımın üzerine yönlenmesinin gerektiğini söylemişti.

Bu arada en kıytırık antrenmanı bile başkan ve yöneticiler saha kenarına taşınan koltuk ve sandalyelerden takip etmekteydiler.

Yönetim toplantısından kaytaranlar, iş antrenmana gelince tesise en önde girmekte, gazetecilere gururla poz vermekteydiler.

Haksız da sayılmazlardı tabi, sonuçta bir dünya yıldızını ikna edip takımın başına getirmek elbette takdir edilesi, gurur duyulası bir adımdı.

O günlerde, bu rüya gibi gelişmelerden başını kaldırmaya fırsat bulup da, “nasıl değerlendiriyorsun bu durumu, büyük iş başardık değil mi” diye fikrimi soran bir kaç yöneticiye, mütebbessim bir ifadeyi yüzüme yerleştirip şöyle cevap vermiş ve hatta bunu o günlerde FİNAL programında da tekrarlamıştım;

Bir spor kulübünün başarısı, o kulüpte görev yapan, yöneticisinden profesyonellerine kadar, sırtı sahaya dönük olanların sayısının, yüzü sürekli sahaya dönük olanların sayısından çok olmasıyla mümkündür.

Ve korkarım ki sizler, cümbür cemaat yüzünüzü sahadan ayırmadığınız için, yakında büyük patlarsınız ve ortada ne Hagi kalır, ne siz…”

Haklı çıkmamayı o kadar çok istemiştim ki…

Peki nedir bu cümledeki kastım.

Saha içi etkileyicidir, top büyülüdür, oyuncular yani bu işin kahramanlarıyla yakın olmak, onlarla temas kurmak bu işin kremasıdır.

Hele bir de başarılı bir sezon geçiriyorsan, her resim karesinde olmak, tribünlerin önünde salına salına dolaşmak, takdir edilmek, ilgi görmek insanın karşı koyamadığı zaafı haline gelebilir.

İyi de arka planda yönetilmesi gereken bir kulüp, kurumsal, finansal yüzlerce iş, hayata geçirilmesi gereken onlarca proje, atılması gereken binlerce adım var sen sahaya sırtını dönmezsen bunları kim yapacak?

Yapan olmadı tabi, Hagi geldiği gibi gitti, o günkü coşkudan da eser kalmadığı gibi, kulüp bir adım bile ileriye gidemedi, sorunlarını çözemedi.

Niye anlattım bunca şeyi?

Bugün, sportif başarıyla birlikte, 50 yıldır görmediğimiz finansal ve kurumsal hamleler atılıyorsa, şehir ilk kez bu kadar birleştiyse, kulüp belediye başkanlarıyla, siyasilerle kavgalı değil de can ciğer kuzu sarmasıysa, TEMA başta olmak üzere statla ilgili harika işler yapılıyorsa, Vakıfköy dahil tesisler hususunda mükemmel bir çalışma başladıysa, bu liste uzaaaar gider, bunun kıymetini bilelim derim.

Sırtı daha çok sahaya dönük olanların vizyoner adımlarının değerini bilelim derim.

40 yılda bir yakalamışız böyle bir ekibi, sıkı sıkıya sarılalım, üzmeyelim derim.

Hele başkanı, yakınındaki arkadaşlar pamuklara sarıp, gözlerini bir an bile ayırmasınlar der, noktayı koyarım.

***

Neredeyse sezon başından beri dört gözle beklediğimiz haftalar geldi, iki deplasman ve ortada alınması gereken 6 puan var.

Alabilir miyiz?

Kuvvetle muhtemel…

Yeter ki Aksaray’ı cayır cayır yakan ateşimizi muhafaza edelim, önce Muş’u gözümüzde büyütmeden ama hafife de almadan, biz gibi oynamaya devam edelim.

Bir hususu atlamayın lütfen; biz Aksaray’ı sahada değil önce zihnimizde yendik, Muş da öyle olmalı.

Kader gayrete aşıktır…

Maçın kolayı zoru olmaz, kibrine yenik düşmezsen tabi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.