Hava Durumu

Altın'a bir de buradan bakın

Yazının Giriş Tarihi: 20.10.2025 08:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.10.2025 08:09

Kavgayı baştan yapalım.

Bu yazı bir köşe yazısının oldukça ötesine geçti.

Bir köşe yazısından çok ama çok daha uzun bir yazı oldu.

“Altın fiyatları neden bu kadar yükseldi?” ve “Bundan sonra ne olur?” soruları yakından ilginizi çekiyorsa; sizi temin ederim ki sizi biraz yoracağım ama değecek!

Zira meseleye biraz daha büyüteç ile bakacağız ama çok daha yukarıdan!

Altın rekorlar tazelemeye devam ediyor ve iddiamız o ki; bu yalnızca bir emtia fiyatlaması değil bu küresel ekonomide kartların yeniden dağıtıldığı sancılı ve köklü bir dönüşüm sürecinin etkileri

ABD Başkanı Nixon ile başlayan ve iktisatta mertliğin tam anlamıyla ayaklar altına alındığı günlerden petrodolar sürecine kadar olan dönemi analiz ettiğimizde “Fiat Dolar” sisteminin giderek sürdürülemez hale geldiğini görmemiz mümkün.

Bunun anlamı şu: De-dolarizasyonun ivme kazanması ve kolektif talebin altına yönelmesi.

1971 yılında temeli Nixon Şoku'yla atılıyor. ABD'nin altın standardını terk etmesi, karşılıksız dolar basımını meşrulaştırdı ve petrodolar anlaşması (1974'te Suudi Arabistan'la imzalanan), petrolün dolarla fiyatlandırılması sayesinde bu yapıyı tam yarım yüzyıl ayakta tuttu. Ne var ki, 2024'te süresi dolan mekanizma yenilenmedi. Ülkeler kendi para birimleriyle ticarete hız verdi. Bu erimenin somut izi, doların küresel rezerv payının 2001'deki %73'ten 2025'te %58'e inmesi ki bu, çeyrek asrın en keskin düşüşü.

Altın bu süreçte sanki “Altın Para” kimliğine kavuşuyor gibi.

2025'te ons başına %56'lık bir sıçramayla (Ocak'tan Ekim'e 2.700 USD'den 4.250 USD'ye), enflasyonun ötesinde bir değer koruma mekanizması olarak parlıyor. Bu tarihi döngüyü kavramak adına, çeşitli kaynaklardan toparladığım ana dönemleri bir tabloyla özetlemek faydalı olacak (Kaynak: Macrotrends, USAGold ve IMF).

Dönem

Ortalama Fiyat (USD/ons)

Ana Etkenler

De-Dolarizasyon İşaretleri

Yıllık Değişim (%)

1971-1980

~300 (1980 zirvesi: 850)

Enflasyon, petrol krizi

Petrodolar anlaşması (1974) doları kurtardı

+1.400 (toplam)

1980-2000

~400 (düşük: 250'ler)

Volcker faizleri

Eurobond'lar doları pekiştirdi

-70 (düşüş)

2000-2011

~700 (zirve: 1.900)

2008 krizi

Çin'in rezerv biriktirmesi başladı

+500

2011-2020

~1.300 (zirve: 2.000)

COVID-19

Rusya/Çin altın alımları hızlandı

+50

2021-2024

~1.900 (2024 ort: 2.400)

Ukrayna savaşı

BRICS ticaretinde %20 non-USD

+25

2025 (Ocak-Ekim)

3.258 (zirve: 4.360, 16 Ekim)

De-dolarizasyon + FED kesintileri

Dolar rezerv payı %58'e indi; BRICS para birimi tartışmaları

+56 (YTD)

Tablo, 1971'den bu yana altının kümülatif USD enflasyonunu (%600+) aşan performansını netleştiriyor. Dahası, 2025 rallisi petrodolar sonrası döneme tam denk düşüyor. BRICS'in 2024 zirvesindeki non-dolar ticaret anlaşmaları, talebi %15 oranında yukarı taşıdı.

Güncel manzaraya dönersek, 18 Ekim itibarıyla spot ons fiyatı 4.250 USD seviyesinde konumlanıyor. Türkiye'de gram altın ise 5.725 TL eşiğini geride bırakmış durumda – USD/TL'nin 41.9 bandındaki seyrine bağlı olarak. Haftalık %7'lik kazançlar, FED'in sinyalleriyle beslenen volatiliteye rağmen hâkimiyetini koruyor. Gümüş %45, platin %30 artarken altın, bu emtia korosunda liderliğini pekiştiriyor. USD endeksi (DXY) ise 2025'te %9,5'lik düşüşle, dolardaki erimeyi net biçimde gözler önüne seriyor.

Nixon Şoku ile başlayan dolar egemen dünyanın çatlakları, petrodolar mekanizmasının sonuyla birleşiyor. 1971'de Nixon'un doların altına dönüştürülebilirliğini askıya alması, Bretton Woods sisteminin sonunu getirdi. Yabancı hükümetler artık dolarlarını altınla değiştiremiyordu, bu da ABD'ye sınırsız fiat para basma özgürlüğü verdi. Bu “şok”, kısa vadede doları %10 devalüe etti ve enflasyonu tetikledi, ama uzun vadede petrodolarla dengelendi: 1974 anlaşmasıyla Suudi Arabistan petrolünü dolarla satmayı taahhüt etti, diğer OPEC üyelerini de buna dahil ederek küresel enerji ticaretini dolar bağımlı kıldı. Bu yapı ABD'nin cari açıklarını finanse etti ve hegemonyayı sürdürdü. Ancak, 2024'te iddia edilen “50 yıllık anlaşmanın sona ermesi” bir efsane; resmi bir formal belge yoktu, fakat Suudi Arabistan’ın Çin'le yuan bazlı petrol anlaşmaları ve BRICS'in non-dolar ticaret hacminin %28'e çıkması, pratikte petrodoların erozyonunu hızlandırdı.

BRICS'in 2025 zirvesinde blockchain tabanlı ödeme sistemi ve “BRICS ünitesi” planları, dolar rezervlerini %19 azaltarak altına kayışı tetikledi.

ABD'nin borç yükü (37.3 trilyon USD+) ve jeopolitik gerilimlerle birleşince, “bu terazi bu sikleti çekmez” tezini güçlendiriyor.

Sonuçta, altına dönüş kaçınılmaz bir hedge mekanizması haline geliyor

Özellikle BRICS ekseninde şekillenen de-dolarizasyon, doların küresel ticaretteki hakimiyet payının %88'den kabaca %60’lara kadar düşüşünü tanımlayan bir olgu. BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika; artı yeni üyeler İran, Mısır, Etiyopya, BAE ve Endonezya – toplamda 10 ülke), bu akımın öncüsü konumunda. Ticaret hacminin %28'i artık non-USD (2024'te %20'ydi); Rusya Çin'le yuan bazlı petrol ihracatı yapıyor. Hindistan rupilerle ithalatı çeşitlendiriyor. IMF verilerine göre, rezerv payındaki bu gerileme tarihin en hızlısı. Üstelik 2025 zirvesinde (Kasım, Brezilya) gündeme gelen “BRICS ünitesi” – altın destekli bir sepet para – yaptırımlara karşı stratejik bir kalkan işlevi görebilir.

Çin-Rusya arasındaki swap anlaşmaları %50'lik ticaret hacmini kapsarken, ASEAN ve Afrika ülkelerinin katılımı dalgayı genişletiyor. JP Morgan'ın hesaplarına göre, bu emtia ticaretindeki dolar dışı mekanizmalar (örneğin Çin-Brezilya soya fasulyesi yuanla) fiyatları %10 oranında yukarı itti. “ABD’nin küfesi ağır” tezim tam da burada yankılanıyor: Talepteki azalma, rezervleri altına doğru bir kaymaya zorluyor. Bu kaymanın en somut tezahürü ise, merkez bankalarının altın alımlarında yatıyor – BRICS ülkeleri önderliğinde.

Dünya Altın Konseyi (WGC) raporları, 2025'te 1.000 tonu aşan rekor bir alım hacmini işaret ediyor (2023-2024 seviyelerini solladı). Anket sonuçları çarpıcı: Merkez bankalarının %95'i rezervlerini genişletecek, %43'ü ise altın payını %10'dan fazla artıracak. BRICS'in katkısı ise ezici: Çin 300+ tonla (çoğu gizli operasyon), Rusya savaş sonrası +150 ton, Hindistan +100 ton ekledi. Yılın ilk üç çeyreğinde BRICS toplamı 500 tonu buldu – küresel talebin tam %40'ı. Çin, rezervlerinin %5'ini altına kaydırarak stratejik bir hedge oluşturdu. Ağustos'ta +19 ton, Temmuz'da +10 ton net alım; Polonya'nın +50 tonu dikkat çekse de BRICS sessizce sahneyi domine ediyor. Bu hamlelerin kökeni, jeopolitik belirsizlikler ve de-dolarizasyon. ABD Hazine tahvilleri yerine altın, enflasyona karşı en güvenilir kalkan. WGC'ye göre, yıllık toplam 1.200 tonu aşabilir ve fiyatları %15 destekleyebilir.

Fiat paradaki (dolar) erime, merkez bankalarını “gerçek para”ya doğru itiyor – BRICS ise petrodoların boşluğunu altın rezervleriyle dolduruyor. Üstelik bu yapısal kaymaları hızlandıran bir başka unsur var: FED'in faiz indirim politikalarının yankıları ki bunlar de-dolarizasyon ve merkez bankası talebiyle el ele giderek ralliyi daha da güçlendiriyor. Reel getirilerin negatife inmesiyle altın, yatırımcılar için vazgeçilmez bir cazibe merkezi haline geliyor. Piyasalar, 2025 sonuna 100 baz puandan fazla düşüş fiyatlıyor (%95 olasılık); USD'nin zayıflığı ise altını %10+ yukarı taşıyabilir (Reuters verileri). Uzun vadede, %3.5'lik CPI enflasyonuyla birleşen kesintiler, hedge talebini pekiştiriyor. Bank of America'ya göre, benzer dönemlerde ortalama %20 getiri söz konusu.

Elbette riskler mevcut: Resesyon tetiklenirse kısa vadeli %5-10'luk bir düzeltme gelebilir, ancak boğa trendi muhtemelen devam eder. Goldman Sachs ise FED'in bağımsızlığındaki olası erozyonu (siyasi baskılarla) vurguluyor; bu senaryoda ons 5.000 USD'ye ulaşabilir. Rallinin %30'luk kısmının FED kaynaklı olduğu (Investing News'e göre) da cabası.

Temel dinamiklere ek olarak, son dönemlerde –özellikle 2025'in üçüncü çeyreğinde– ralliyi ivmelendiren ek faktörler de devreye girdi; bunlar, jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin somutlaşmasıyla talebi daha da yukarı taşıdı. Örneğin, ABD-Çin ticaret gerilimlerinin yeniden alevlenmesi, deglobalizasyon korkularını tetikleyerek yatırımcıları altına yöneltti; yeni tarifeler ve tedarik zinciri kırılmaları, ons fiyatını %8 oranında destekledi. Buna paralel olarak, Orta Doğu'daki (İsrail Soykırımı) ve Ukrayna cephesindeki tırmanışlar, küresel risk iştahını baltalayarak güvenli liman alımını artırdı. HSBC'ye göre, bu unsurlar 2025 ortalama fiyat tahminini 3.355 USD'ye revize ettirdi. Öte yandan, ABD'nin rekor seviyedeki borç yükü (37.3 trilyon USD+) ve bütçe açıkları, "debasement trade"i besleyerek yatırımcıların fiat paralardan kaçışını hızlandırdı ve rallinin %15'ini açıklayan bir unsur haline geldi.

Fiziksel talep cephesinde ise, Çin'de toptan talebin Eylül'de 118 tonla aylık %33 tabiri caiz ise “rebound” yapması (yıllık %4 artış) ve Hindistan'daki mevsimsel mücevher alımları, Q3 toplam talebini 1.313 tona yükseltti. Dünya Altın Konseyi (WGC) verilerine göre, bu da fiyatı %5 yukarı itti. Son olarak, ETF akımlarındaki patlama – Q3'te küresel altın ETF'lerine 190+ ton giriş – kurumsal talebi güçlendirdi. Özellikle gelişen piyasalardaki likidite sıkışıklığıyla birleşince, ralliyi pekiştirdi.

Yatırımcılar arasında yayılan FOMO (Fear Of Missing Out) etkisi de kritik bir rol oynuyor: Rallinin hızı ve rekor kıran zirveleri, perakende ve kurumsal yatırımcıları “kaçırma korkusu”yla acele alımlara itiyor; örneğin, Q3 ETF girişlerinin %20'si son haftalardaki FOMO kaynaklı panik alımlardan kaynaklanıyor ki bu da fiyatları kısa vadede %3-5 yukarı iterken volatiliteyi artırıyor. Bu faktörler, “dolar domine ödeme sisteminin zayıfladığı” tezini tamamlayarak, rallinin sadece yapısal değil, aynı zamanda konjonktürel bir derinlik kazandığını gösteriyor. Teknik göstergeler de bu hikayeyi destekliyor: RSI 65 seviyesinde (henüz aşırı alım sinyali vermiyor), ana destek 4.000 USD'de duruyor. Jeopolitik gerilimler (ABD-Çin ticaret savaşı) ve arz-talep dengesizliği (maden üretiminde yalnızca %1'lik artış) gibi diğer unsurlar, ralliyi daha da güçlendiriyor. Gelecekteki yörüngeyi çizen projeksiyonlar, bu dinamiklerle birlikte yukarı yönlü revizyonlara uğradı. Ana tahminleri HSBC, JP Morgan, ANZ, BofA ve Goldman raporlarından şöyle özetleyebilirim:

Kurum

2025 Sonu Tahmini (USD/ons)

2026 Zirvesi Tahmini

Ana Neden (Yeni Ekler)

HSBC

3.455 (ortalama)

4.600

BRICS alımları + kesintiler

JP Morgan

3.675 (Q4)

4.000 (Q2)

De-dolarizasyon %15 etki

ANZ

4.400

4.445 (mid)

Merkez bankaları rekoru

Bank of America

4.200+

4.500+

Enflasyon + hedge talebi

Goldman Sachs

3.700

5.000

FED erozyonu riski

Ortalama senaryoda, 2025 sonu 4.000 USD'yi, 2026 ortası ise 4.500 USD'yi aşabilir; BRICS zirvesi ve FED'in Aralık kesintisi gibi katalizörler ivmeyi sürdürecek. Ticaret gerilimlerinin yumuşaması ise %10'luk bir düzeltme riski barındırıyor. De-dolarizasyon, altını potansiyel bir "Yeni Dolar" varlığına dönüştürüyor. Bu projeksiyonları daha da somutlaştırmak adına, yılsonu beklentilerine ve alım fırsatlarına dair güncel okumalarımı paylaşayım. Uluslararası finans kurumlarının son raporları, 2025 sonu için konsensüs bir iyimserlik sergiliyor: HSBC 3.455 USD ortalamayı işaret ederken, JP Morgan dördüncü çeyrek için 3.675 USD, Goldman Sachs ise revize edilmiş 3.700 USD hedefini vurguluyor. ANZ ise 4.400 USD'ye kadar çıkabileceğini öngörüyor. Bank of America'nın 4.200 USD+ tahmini, jeopolitik risklerin devamı halinde ralliyi %15 daha yukarı taşıyabileceğini ima ediyor. UBS ise daha iddialı: 2025 sonu için 3.800 USD ve 2026 ortası 3.900 USD. Bazı analistler; Aralık merkez bankası alımlarının (108 ton) etkisiyle 3.100 USD'ye yükselen bir hedef sunarken, başka analistler yıl sonu 4.000 USD+ bir patlamayı muhtemel görüyor – ki bu, mevcut 4.250 USD seviyesinden kısa vadeli bir düzeltme sonrası gerçekçi bir senaryo. Deutsche Bank analistleri de yıl sonu için 4.000 USD üzerini işaret ederek, bu rallinin "en iyi performanslı varlık" olabileceğini belirtiyor.

Bana göre, mevcut zirveler (4.360 USD) bir alım fırsatı mı? Evet, ama temkinli:

Kısa vadeli volatilite (RSI'daki 65 seviyesi aşırı alım uyarısı) %5-10'luk geri çekilmeler getirebilir. Tam da burada, 4.000 USD destek bandında giriş yapmak, uzun vadeli portföyler için stratejik bir hedge olur.

Altın/gümüş rasyosu hala 80'in üzerinde, yani döngüsel zirve henüz gelmedi. Morgan Stanley'nin vurguladığı gibi, AI balonu endişeleriyle birleşen bu rallide, ETF girişleri (üçüncü çeyrekte 190+ ton) bir pullback'i alım penceresine dönüştürebilir.

Tarihsel veriler, dokuz haftalık yükseliş sonrası %3-5'lik bir nefes alma olasılığını %70'e çıkarıyor.

Orta ve uzun vadede ise, boğa trendi daha da belirginleşiyor. 2026 için HSBC 4.600 USD, Goldman Sachs 4.900-5.000 USD, BofA ise tam 5.000 USD zirvesini işaret ediyor. TradersUnion gibi platformlar 5.268 USD ortalamayı, LiteFinance ise 2030'a kadar 9.991-14.931 USD aralığını öngörüyor.

2027-2028'de, stagflasyon ve kalıcı enflasyon senaryolarında 4.500-5.800 USD bandı bekleniyor. InvestingHaven'in 2030 zirvesi 5.155 USD tahmini, bu eğilimi tamamlıyor.

Ekonomist Charlie Morris'in “Rasyonel $7.000 Altın” tezinde, 2030 için enflasyon ve reel faiz dinamikleriyle 7.000 USD'yi savunan hesabı, LBMA raporlarında yankılanıyor; benzer şekilde, madencilik yöneticilerinin NY Post'ta dile getirdiği gibi, 2030'a kadar 10.000 USD'ye ulaşmak mümkün – ki bu, Peter Schiff'in hiperenflasyon senaryosunda 100.000 USD'ye varan uç vizyonuyla örtüşüyor. Economic Times analistleri ise, son boğa piyasası döngüsüne dayanarak 2027'de 6.500 USD ve 2030'da 10.000 USD'yi öngörüyor; Jeff Christian (CPM Group) ise YouTube yorumlarında, 2025 sonrasındaki “büyük riskler” arasında bile altının 5.000 USD'yi aşacağını teyit ediyor.

Bana göre:

Eğer mevcut likidite ve borç trendleri devam ederse 2027'ye kadar 8.000-9.000 USD'yi görmek imkansız değil. Merkez bankası alımlarının yavaşlaması halinde bile, mali hakimiyet ve enflasyonun altını 5.000 USD'nin ötesinde tutma ihtimali yüksek olacak gibi. Orta vadeli (12-18 ay) fiyat 5.000-5.500 USD'ye ulaşabilir.

Uzun vadede (2027+), deglobalizasyon ve rezerv çeşitlendirmesiyle 10.000 USD eşiği gerçek dışı olmayan bir ufuk çizgisi haline geliyor.

Aslında tüm bu okumalar, “Sistemsel Çöküş”ü doğruluyor:

Yine bana göre:

ALTIN, SADECE BİR EMTİA DEĞİL, YENİ YAHUT GEÇİCİ FİNANSAL PARADİGMANIN TEMEL TAŞI olmuş durumda!

Altındaki bu yolculuk aslında tepeden tırnağa her birimizi finansal okuryazarlığa çağırıyor. Gelecek haftalarda BRICS zirvesini yakından izleyelim; kim bilir, belki de yeni bir çağın ilk işaretlerini verir.

Sonuçta, bu ralli bireysel bir fırsatın ötesinde; sistemsel bir düzeltme niteliğinde. Ortaya küresel finansın kırılgan dengelerinin bir aynası çıkıyor.

1971 Nixon Şoku'ndan petrodoların sessiz vedasına, de-dolarizasyonun BRICS öncülüğündeki ivmesinden FED'in faiz erozyonuna kadar uzanan bu zincir, altını fiat para çağının anti-tezi haline getiriyor.

De-dolarizasyonun derinliklerinden FED'in faiz dansına kadar uzanan bir yelpazeyi ele aldık ama rallinin bu fırtınalı yükselişini besleyen bazı unsurlar hâlâ perde arkasında kalmış gibi. Madencilik sektöründeki arz kısıtlamaları ve artan üretim maliyetleri, ABD siyasi ortamındaki FED bağımsızlığına yönelik tehditler, ve yeşil enerji geçişinin tetiklediği endüstriyel altın talebi. Bunlar, sadece konjonktürel rüzgârlar değil; ralliyi yapısal bir boğaya dönüştüren sessiz motorlar.

FOMO'nun panik alımları ise kısa vadeli %3-5'lik itişi beslerken, volatiliteyi de şişiriyor.

2025 sonu 4.000 USD bandı ve 2030 ufku 10.000 USD'ye uzanan projeksiyonlar, bana kalırsa, bir uyarı değil, bir davet

Tarih, altınla yeniden yazılıyor…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.