Bu haftanın köşe yazısını kaleme alırken, aklımda tek bir gerçek var: Piyasalar sessiz görünse de, altında dev bir fırtına kopuyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 12 Mart 2026’da politika faizini beklentilere paralel olarak yüzde 37’de sabit tuttu. Bir hafta vadeli repo ihale faizi yüzde 37, gecelik borç verme faizi yüzde 40 ve borçlanma faizi yüzde 35,5 olarak korundu. Karar metninde “enflasyonun ana eğilimi şubat ayında yataya yakın seyretmiştir” vurgusu yapıldı ve piyasalar bunu “beklentiye tam uyumlu” olarak karşıladı. Ancak ben bu sakinliğin aldatıcı olduğunu düşünüyorum. Çünkü görünürdeki istikrarın altında iki büyük tehlike yatıyor. Birincisi enflasyon hedeflerinden belirgin sapma ikincisi ise İran kaynaklı jeopolitik riskler.
Enflasyon Hedefleri ve Sapma Riski
Merkez Bankası’nın Şubat 2026 Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahmin aralığını yüzde 15-21 bandına revize ettiğini hatırlıyorum; ara hedef yüzde 16 idi. 2027 için yüzde 6-12, 2028 için ise ilk kez yüzde 8 hedefi açıklandı. Ne var ki Mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 25,38’e fırladı. Bu 9-10 puanlık sapma beni endişelendiriyor. Gıda enflasyonu yüzde 19’a çıkmış, enerji dışı emtia fiyatlarındaki artış ve TÜFE ağırlık değişimleri bu revizyonun ana sebepleri. Şubat’ta ana eğilim yataylaşsa da, enerji maliyetlerindeki patlama bu tabloyu tersine çevirebilir. Başkan Fatih Karahan’ın rapor sunumunda söylediği gibi, “adım büyüklüğü için eşik biraz daha yüksek” ve enflasyon görünümüne göre hareket edeceğiz. Sıkı para politikası duruşu korunuyor ama ben bu duruşun yakında ciddi bir testten geçeceğini öngörüyorum; çünkü petrol şoku gibi dış etkenler, iç dengeleri hızla bozabilir ve dezenflasyon patikasını 2027’ye sarkıtabilir.
Jeopolitik Riskler: Hürmüz Boğazı ve İran Gerilimi
Asıl fırtına ise İran’dan geliyor. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’tan itibaren İran’a yönelik bombardımanları sonrası Tahran, dünyanın en kritik enerji arterini devreye soktu: Hürmüz Boğazı. Günlük 20 milyon varillik petrol arzının yüzde 20’si buradan geçiyor. İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in ve üst düzey yetkililerin “boğazı kapalı tutma” tehditleri, fiili abluka sinyalleriyle birleşince risk primi tavan yaptı. Uzmanlar, boğazın haftalarca kısmi kapanmasının bile Brent petrolünü 120-150 dolara, en kötü senaryoda 200 dolara taşıyabileceğini hesaplıyor. Türkiye için bu durum doğrudan bir tehdit; enerji ithalatımızın yüzde 70’i Körfez’den geliyor. Akaryakıt zamları, elektrik ve doğalgaz maliyetleri enflasyonu 2-3 puan yukarı çekebilir. Merkez Bankası’nın enflasyon patikasında petrol varsayımı “düşük seyir” idi; artık o varsayım geçersiz. Jeopolitik riskler, dezenflasyon sürecini 2026 sonuna kadar uzatabilir ve olası faiz indirim takvimini erteleyebilir. Diplomasi devreye girerse risk azalır; aksi takdirde stagflasyon senaryosu masaya oturur – ki bu, büyüme ile enflasyon arasında acı bir tradeoff yaratır.
Borsa İstanbul’da Son Bir Haftalık Performans ve Görünüm
Piyasalara baktığımda, son bir haftanın (9-13 Mart 2026) tablosu da bu gerilimi net gösteriyor. Borsa İstanbul, 9 Mart’ta 12.702 puandan başlayarak 13 Mart’ta 13.093 puana yükselerek haftayı yüzde 3,08 pozitif kapattı. Günlük hareketler oldukça dalgalıydı; 10 Mart’ta yüzde 3,73 yükseliş gelirken, 13 Mart’ta yüzde 1,45’lik bir geri çekilme yaşadık. Hacim ortalaması 7-10 milyar TL bandındaydı ve 13 Mart’ta 10,36 milyar TL’ye çıktı. Savunma sanayi, demir-çelik ve holding hisseleri haftalık yüzde 5-8 getiri sağlarken, ulaştırma, enerji ve bankacılık sektörleri yüzde 2-4 geriledi. Teknik olarak 200 günlük üssel hareketli ortalama 12.800 destek, 50 günlük ise 13.200 direnç seviyesinde duruyor. RSI nötr bölgede, MACD ise satış sinyali veriyor. Yılbaşından beri endeks yüzde 16,26 getiri yapmış olsa da, Şubat rekoru 14.532 geride kaldı. Benim görüşüme göre, Hürmüz trafiği normale dönerse 13.500-13.800 direnci test edilebilir; gerilim sürerse 12.800-12.600 destek kritik olacak. Yabancı girişi hâlâ destekleyici ancak küresel risk iştahı düşük kalacak – bu da sektörel rotasyonu savunma ve yerli sanayi lehine güçlendiriyor.
Petrol Fiyatlarındaki Dalgalanma ve Önümüzdeki Hafta Beklentisi
Petrol fiyatları ise adeta bir rollercoaster yaşadı. 3 Mart civarındaki 81,40 dolar seviyesinden 9 Mart’ta 109-114 dolarlık zirveye fırladıktan sonra 13 Mart’ta 103,14 dolardan kapandı; haftalık volatilite yüzde 25’i aştı. Günlük hareketlerde 10 Mart’ta yüzde 11 düşüş, ertesi gün yüzde 9,22 yükseliş gördük. Hürmüz’ün trafik azalması ve İran üretim riski arz şokunu tetikledi. Benim beklentim, önümüzdeki hafta 100-110 dolar bandının ana senaryo olacağı yönünde. OPEC+’nin üretim artışı ve diplomasi devreye girerse fiyat 95 dolara gerileyebilir; tam kapanma olursa 120 doları aşar ve Türkiye’de akaryakıt zamları yüzde 15-20’yi bulur, enflasyonu 3 puan yukarı taşır. Bu senaryo, aynı zamanda cari açığı genişleterek TL üzerindeki baskıyı artırabilir.
Altın Piyasası: Güvenli Liman Etkisi ve Volatilite
Altın da jeopolitik risklerin klasik güvenli limanı olarak rolünü oynadı. Mart başında 5.434 dolarlık zirveyi gören ons altın, petrol ve dolar endeksi baskısıyla düzeltmeye girdi ve 13 Mart’ta 5.061 dolar civarından kapandı; haftalık kayıp yüzde 1,5-2 civarında. Gram altın TL bazında 7.200-7.500 bandında seyretti. Günlük volatilite oldukça yüksekti. Gerilim devam ederse 5.200 direncini yeniden test edebiliriz; de-eskalasyon olursa 4.900-5.000 destek devreye girer. Uzun vadede ise enflasyonist baskı nedeniyle yukarı potansiyel hâlâ korunuyor; 2026 sonunda 5.500 doları görebiliriz – çünkü negatif reel faiz ortamı talebi desteklemeye devam ediyor.
Makro Etkiler ve Senaryo Analizi
Makro tabloya baktığımda, petrol şoku ve gıda oynaklığıyla 2026 enflasyon hedefinin yüzde 16 yerine yüzde 25’in üzerine çıkma ihtimali yüzde 40’a yükseldi. Cari açık genişleyebilir, dolar/TL 44,20 civarında stabil görünse de risk primi arttı. Büyüme tarafında ise çıktı açığı negatif; jeopolitik şok talebi baskılayabilir ve 2026 GSYİH tahmini yüzde 3-3,5’ten yüzde 2,5’e inebilir. Ben üç senaryo üzerinden gidiyorum: Temel senaryomda gerilim 2-3 haftada azalırsa, petrol 85-90 dolar bandına iner, Borsa 13.500’ü aşar ve enflasyon yüzde 23-24’te kalır. En kötü senaryoda Hürmüz aylarca kısmi kapalı kalır, petrol 120’yi aşar, enflasyon yüzde 28’i görür ve Borsa 12.000 altına düşer. En iyimser senaryoda ise hızlı diplomasi devreye girer, petrol 80 dolara iner ve Borsa rallisi başlar.
Sonuç olarak, faiz kararının sabit kalması Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki endişelerini bize gösteriyor ama İran-Hürmüz şokunun bu mücadeleyi 2026 boyunca zorlaştıracağı da aşikar. Jeopolitik rüzgarlar dinene kadar temkinli olmak şart; stop-loss’ları sıkı tutalım. Haftaya daha sakin bir Orta Doğu ile girmeyi umit ediyorum.
Piyasalar gerçeği zaten fiyatlıyor; riskler yüksek ama dikkatli yatırımcı için fırsatlar da var.