Piyasada izlediğiniz ya da takip ettiğiniz birçok uzman altın, gümüş ne olur dendiğinde; meseleyi yalnızca “enflasyondan çekiniyor insanlar” yahut “faiz indirimi beklentisi” şeklinde açıklıyorlar.
Yanlış mı? Değil. Lakin bu perspektif oldukça ezberci ve sığ bir değerlendirme olur.
Yani son dönemde altın, gümüş ve platin fiyatlarında yaşanan yükselişleri yalnızca bu gerekçelerle açıklamak meseleyi bütüncül değerlendirememek demektir.
Bugün piyasalarda olan biten, daha derin bir dönüşümün yansıması.
Asıl mesele; küresel finansal düzenin dayandığı güven zemininin zayıflaması ve bu zayıflamanın fiyatlama davranışlarını kökten değiştirmesi.
Bugün değerli metaller, klasik yatırım araçları olmaktan çıkıp jeopolitik risklerin ve sistemsel belirsizliklerin barometresi hâline gelmiş durumda. Çünkü piyasa, ilk kez rezervlerin yalnızca ekonomik değil, siyasi bir karar ile de işlevsiz hâle getirilebileceğini gördü.
Altın Para Yolunda İlerlerse…
Ukrayna – Rusya savaşı bize gösterdi ki bir ülkenin merkez bankasında tuttuğu varlıkların, hukuki süreçler işletilmeden dondurulabilmesi; özellikle yükselen ekonomiler açısından oyunun kurallarını değiştirdi.
Dünyanın en konvertible parası olan dolar başta olmak üzere tüm paraların; olası bir risk anında bir kâğıt parçasından ibaret olduğu net biçimde anlaşıldı. Bu noktadan sonra altın, enflasyondan korunmanın ötesinde, finansal sistemin keyfiliğine karşı bir teminat olarak algılanmaya başladı.
Bu nedenle Çin başta olmak üzere birçok ülke, rezerv kompozisyonunu yeniden düşünmeye başladı. ABD tahvillerinin payı azalırken, altın daha merkezi bir konuma yerleşti. Bu tercihin arkasında yalnızca getiriler değil; ödeme sistemleri, yaptırım riskleri ve ticaretin geleceğine dair belirsizlikler yatıyor.
Özellikle Çin’in kendi ödeme altyapılarını geliştirmesi ve altın piyasasını derinleştirmeye yönelik adımları, “en kötü senaryoya hazırlık” olarak okunmalı.
Küresel ticaretin tamamı bugün hâlâ dolarla dönüyor olabilir; fakat bu durumun sonsuza kadar değişmeden kalacağına dair inanç ciddi biçimde aşınmış durumda.
Toplumların Altına Dönüşü
Bu dönüşüm yalnızca devletler düzeyinde yaşanmıyor. Özellikle son yıllarda bazı büyük ekonomilerde görülen emlak piyasası sorunları, borçlanma alışkanlıkları ve büyüme modeline dair soru işaretleri, bireysel yatırımcıları da daha temkinli davranmaya itiyor.
Belirsizlik dönemlerinde fiziksel varlıklara yönelme refleksi güçleniyor.
Altın bu noktada, hem devletlerin hem de bireylerin ortak sığınağı hâline geliyor. Bu da talebi yapısal olarak yukarı taşıyor.
Gümüş Fiyatı Kendi Kararını Vermiyor
Gümüş, değerli metaller arasında belki de en yanlış anlaşılanı. Parasal bir geçmişi var ama bugün fiyatını asıl belirleyen unsur sanayi. Enerji dönüşümü, savunma teknolojileri ve elektronik sektörü, gümüşü vazgeçilmez bir ara girdi hâline getirmiş durumda.
Ancak gümüşün üretim yapısı fiyat mekanizmasını karmaşıklaştırıyor. Çünkü arz, büyük ölçüde başka metallerin üretimine bağlı. Bu nedenle fiyat yükselse bile arz hemen artmıyor; fiyat düşse bile üretim aynı hızla devam edebiliyor. Bu durum gümüşü hem cazip hem de son derece oynak bir varlık yapıyor.
Önümüzdeki dönemde bazı büyük ekonomilerin finansal sistemlerinde gümüşe daha fazla alan açması, bu metalin “ikincil” konumunu sorgulatabilir. Yine de unutulmaması gereken kritik bir gerçek var: Finansal sistemde ciddi bir likidite sıkışması yaşanırsa, gümüş de altınla birlikte satış baskısına maruz kalabilir.
Platin: Enerji Dönüşümünün Sessiz Kazananı
Son bir yılda platin piyasasında yaşananlar, yatırımcıların gözünden uzun süre kaçan bir gerçeği ortaya çıkardı. Platin, yalnızca otomotiv sektörünün bir girdisi değil; aynı zamanda yeni enerji teknolojilerinin kritik bileşenlerinden biri.
Özellikle hidrojen yakıt hücrelerine yönelik yatırımların somutlaşması, platini stratejik bir noktaya taşıdı. Arzın coğrafi olarak sınırlı olması ve yeni maden yatırımlarının yavaş ilerlemesi, fiyatları destekleyen diğer unsurlar.
Bu nedenle platin, klasik “güvenli liman” tanımına uymasa da, geleceğin enerji mimarisinde kilit rol oynayan bir metal olarak yeniden değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde fiyatların ya bir denge arayışına girmesi ya da arz taraflı şoklarla yeni zirveleri test etmesi mümkün.
Doların Zayıflığı Kalıcı mı?
Değerli metallerin yükselişini anlamak için doların küresel konumunu da doğru okumak gerekiyor. Son yıllarda dolar endeksinde görülen dalgalanmalar, yalnızca faiz politikalarının sonucu değil.
Asıl mesele, büyük merkez bankaları arasındaki politika uyumunun bozulması.
Bir tarafta büyümeyi desteklemek için daha gevşek adımlar atan ABD, diğer tarafta enflasyonla mücadelede daha temkinli davranan Avrupa ve Japonya… Bu ayrışma, sermayenin yönünü değiştirdi. Artık yatırımcılar reel getiri ve çeşitlendirme aramıyor; aynı zamanda bir güvenli liman peşindeler.
Bu tablo emtia fiyatlarını destekliyor. Ancak bu, doların tamamen oyun dışı kalacağı anlamına gelmiyor.
Küresel büyümede sert bir kırılma yaşanmazsa, dolar dönemsel olarak yeniden güçlenebilir. Bu da değerli metallerde dalgalı bir seyri beraberinde getirir.
Venezuela…
Siyasi ve diğer boyutlarını tartışmıyorum. Zira bu yazının konusu değil.
Venezuela’da yaşanan son gelişmeler, bu teorik tartışmaları somutlaştıran bir örnek niteliğinde. Bir ülkenin siyasi geleceğine doğrudan müdahale edilmesi, yalnızca bölgesel bir kriz değil; küresel düzenin nasıl işlediğine dair güçlü bir mesaj.
Enerji kaynakları, altın rezervleri ve büyük güçlerle olan finansal ilişkileriyle Venezuela, tam anlamıyla jeopolitiğin merkezinde yer alıyor. Bu tür örnekler çoğaldıkça, merkez bankalarının rezerv tercihleri daha da politik bir nitelik kazanıyor.
Soru artık “Altın getirir mi?” Değil:
Asıl soru şu: “Elimizdeki varlıklar, kriz anında gerçekten bizim mi?”
Son Söz
Altın, gümüş ve platin; farklı gerekçelerle ama aynı hikâyenin içinde yükseliyor. Bu hikâye; parçalanan küresel düzenin, artan jeopolitik gerilimlerin ve güven kaybının hikâyesi.
Önümüzdeki dönemde sert düzeltmeler de göreceğiz, geçici hayal kırıklıkları da.
Ancak büyük resim değişmiyor: Dünya daha belirsiz bir yere gidiyor ve piyasa bunu fiyatlıyor.
Venezuela sadece bir ülke değil; değerli metallerin neden yeniden “stratejik” hâle geldiğinin canlı bir göstergesi.
Bugün bunun adı Venezuela, yarın Kolombiya diğer gün Meksika, Tayvan.
Mesele neresi olduğu değil…
Mesele dolar egemen dünyanın sürüp sürmeyeceği!