Hava Durumu

Vergi düşüyor ama yük kimin sırtında?

Yazının Giriş Tarihi: 26.04.2026 08:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.04.2026 08:28

Yeni vergi düzenlemelerini değerlendirirken meseleyi yalnızca “vergi indirimi” başlığına sıkıştırmak eksik olur. Burada daha geniş bir ekonomi politikası tercihi var.

Yeni düzenlemeleri ne getirir ne götürür bakmadan önce Türkiye’nin vergi durumunu bir irdeleyelim:

Türkiye’de vergi sisteminin sorunu, toplam vergi yükünün adil dağılmamasıdır.

OECD’ye göre Türkiye’de vergi gelirlerinin GSYH’ye oranı 2024’te yüzde 24’tür; OECD ortalaması ise yüzde 34,1’dir. Yani Türkiye toplamda OECD’den daha az vergi topluyor gibi görünür. Ancak mesele “ne kadar vergi toplandığı” kadar, “verginin kimden ve nasıl toplandığı” olmalıdır.

OECD’de gelir vergisi şöyle, bizde böyle. Efendim KDV onlarda şöyle bizde böyle gibi yazının amacını aşan detaylara girmek istemiyorum. Dileyen açar bakar.

Ama rakamla şunu söylüyor: Türkiye’de devlet vergiyi kârdan, servetten ve yüksek gelirden yeterince alamıyor; tüketimden, harcamadan ve işlemden alıyor.

Toplanan vergilerin içerisinde dolaylı vergilerin ağırlığı arttıkça da vergi sisteminin adaleti sarsılır.

Çünkü KDV ve ÖTV, kişinin gelir düzeyine bakmaz.

Hocam anlamadık diyenlere söylüyorum:

Hoca Yüksel de, işçi Mehmet de fabrikatör Mahmut da aynı gıdayı alıyor, aynı tuvalet kağıdını kullanıyor, aynı benzini yakıyor.

Fakat düşük gelirli kişi; gelirinin çok daha büyük kısmını tüketime ayırdığı için, dolaylı vergi onun gelirine oranla daha ağırdır.

Mesela 25 bin TL gelirli bir hanenin gelirinin neredeyse tamamı tüketime gider. Bu hane, maaşını alır almaz market, kira, ulaşım, elektrik, doğalgaz, telefon ve çocuk masrafına harcar.

Dolayısıyla aynı KDV fakire daha ağır; zengine daha hafif gelir.

Bu yüzden Türkiye’de dolaylı vergi ağırlığı; sabit gelirliler, emekliler, kayıtlı çalışan küçük esnaf, tüketim harcamaları yüksek olan kalabalık aileler ve finansman maliyeti altında ezilen KOBİ’lerin sırtındaki yükü artırır.

Peki bu durum kime yarar?

Kayıt dışı çalışanlar, gelirini eksik beyan edenler, kazancını şirket giderleriyle eritebilenler, servet artışından düzenli vergi ödemeyenler, istisna ve muafiyetlerden yararlanan büyük ölçekli yapılar ve finansal kazançlarını düşük vergili alanlarda tutabilenlere bu durum yarar.

Çünkü dolaylı vergiden kaçınmak zor olsa da gelir ve kazanç vergisinden kaçınmak veya vergiyi planlama yoluyla azaltmak mümkündür.

Yani memur Yüksel Efendi’ye, asgari ücretli çalışan Ali Abi’ye kimse bu ay borcun çoksa vergini ödeme demez. Kaynağında kesilir.

Ama yüksek gelirli bir kişinin gerçek kazancını, şirketler arası işlemlerini, istisna kapsamındaki gelirlerini veya servet artışını aynı etkinlikle vergilemek çok daha zordur.

Dolayısıyla Türkiye’de vergi sistemi görünürde düşük vergi yüküne sahip gibi durur fakat fiilen yük, tüketen ve kayıtlı çalışan kesimlerin üzerinde yoğunlaşır.

Bu da vergi adaletini bozar.

Devletin vergi toplaması elbette gereklidir; ancak sağlıklı sistem, üretimi ve yatırımı boğmadan, düşük ve orta gelirliyi ezmeden, kazanç ve servet sahiplerini de adil biçimde kapsayan sistemdir.

Bu nedenle üretici, ihracatçı ve yatırımcı üzerindeki vergi yükünün azaltılması doğru bir adımdır.

Sağlıklı model düşük vergi olmalıdır ama bu düşük vergi, yalnızca seçilmiş sermaye gruplarına değil, geniş tabana, üreticiye, ücretliye ve kayıtlı çalışan herkese adil biçimde yansımalıdır.

Mevcut durum bu. Şimdi gelelim yeni vergi düzenlemelerine

Benim gibi düşünenler açısından mesele iki temel ayak üzerinde duruyor.

Minimum faiz ve minimum vergi.

Faiz yüksek olduğunda sermaye üretime, ticarete, ihracata değil; risksiz ve zahmetsiz getiriye yönelir. Para bankada kalır, finansal sistem içinde döner, reel ekonomiye yeterince inmez.

Oysa düşük faiz ortamında sermaye, daha fazla üretime, yatırıma, istihdama ve ticarete kanalize olur. Bu yaklaşımın özü basittir: Para çalışmadan değil, üretirken kazanmalıdır.

Devlet elbette vergi almalıdır.

Kamu hizmetleri, altyapı, güvenlik, eğitim ve sosyal harcamalar vergisiz sürdürülemez. Ancak verginin düzeyi, ekonomik aktiviteyi boğacak seviyeye çıkarsa vergi artık gelir toplama aracı olmaktan çıkar; üretimin, yatırımın ve kayıtlı ekonominin önünde maliyet unsuruna dönüşür. Bu nedenle sağlıklı vergi politikası, yüksek oranlı ama daralan bir ekonomiden çok; makul oranlı, geniş tabanlı ve canlı bir ekonomik yapıyı hedeflemelidir.

Bu perspektiften bakıldığında son açıklanan vergi düzenlemelerini genel olarak olumlu karşılamak gerekir. Düzenlemelerde imalatçı-ihracatçıların kurumlar vergisinin yüzde 9’a, diğer ihracatçıların ise yüzde 14’e indirilmesi öne çıkıyor.

Buradan şunu çıkarmak mümkün:

Türkiye, yatırım çekme modelini vergisel istisna ve muafiyetler üzerine kuruyor.

Bugünkü ekonomik konjonktürde bu adım tesadüfi değildir.

Türkiye uzun süredir yüksek faiz düzeyinde yol almaktadır.

Jeopolitik riskler, enerji ve petrol fiyatları, küresel belirsizlikler ve içerideki fiyatlama davranışları nedeniyle enflasyonda hızlı bir çözülme de kolay görünmemektedir.

Faizi daha da artırmak firmaların finansman maliyetini ağırlaştırır. Zaten zorlanan işletmeleri daha da sıkıştırır.

Buna karşılık kur baskı altında tutulduğunda ihracatçı rekabet gücünü kaybeder. Yani üretici bir taraftan yüksek faizle, diğer taraftan baskılanmış kurla mücadele eder hale gelir.

Bu noktada iktidarın önünde iki yol vardı.

Ya döviz kurunun kademeli biçimde yükselmesine müsaade edilecek, faizler kontrollü şekilde aşağı çekilecek ve üretici-ihracatçı rahatlatılacaktı.

Ya da mevcut yüksek faizli program korunurken, bunun yan etkilerini azaltacak alternatif araçlar devreye sokulacaktı.

Görünen o ki iktidar mevcut ekonomi yönetimiyle seçime girme kararı almış durumda!

Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun diyelim.

Bu nedenle faiz politikasında radikal bir değişiklik yapılmadan, döviz ihtiyacını sıcak para girişiyle karşılamaya dönük bir çizgi izleniyor.

Astronomik faiz getirisi yabancı sermaye için zaten güçlü bir çekim unsuru.

Yeni vergi düzenlemelerinin bir kısmı da bu stratejinin tamamlayıcı ayağı konumunda.

Türkiye’ye sermaye gelsin, İstanbul Finans Merkezi bölgesel bir merkez olsun, yurt dışı gelirler ve transit ticaret Türkiye üzerinden yapılsın, varlıklar düşük vergiyle ülkeye girsin.

Ancak düzenlemelerin yalnızca sıcak para tarafına hizmet ettiğini söylemek de eksik olur.

Paket aynı zamanda baskılanmış kur ve yüksek finansman maliyeti altında bunalan üretici ve ihracatçıya vergi kanalıyla nefes aldırma çabasıdır.

İmalatçı-ihracatçıya %9 kurumlar vergisi bu açıdan önemlidir.

Çünkü faiz düşürülemiyorsa, kur serbest bırakılmıyorsa, ihracatçıya verilecek destek başka bir kanaldan sağlanmak zorundadır. Bu kanal da vergi indirimi olmuştur.

Buradaki temel soru şu:

Vergi indirimi tek başına üretimi ve ihracatı ayağa kaldırır mı?

Hayır.

Vergi indirimi güçlü bir destektir ama tek başına yeterli değildir. Üreticinin finansmana erişimi, kur seviyesi, enerji maliyetleri, işçilik maliyetleri, küresel talep ve hukuki güven ortamı da en az vergi kadar belirleyicidir.

Fakat mevcut şartlarda vergi indirimi, reel sektör üzerindeki yükü azaltan doğru yönde bir adımdır.

Benim açımdan bu düzenlemelerin en güçlü tarafı, üretim ve ihracatı vergisel olarak ödüllendirmesidir.

En tartışmalı tarafı ise istisna ve muafiyetlerin çok genişlemesiyle vergi adaleti sorusunu büyütmesidir.

Çünkü bazı kesimlere uzun süreli ve çok kapsamlı vergi avantajları sağlanırken, vergi yükünün ücretliler, iç piyasaya çalışan küçük işletmeler ve dolaylı vergiler üzerinden geniş halk kesimlerine kayması riski vardır.

Sonuç olarak yeni vergi düzenlemeleri, mevcut ekonomi politikasının sınırları içinde reel sektöre açılmış bir rahatlama alanıdır.

Düşük faiz-düşük vergi perspektifinden bakıldığında doğru yönde bir hamledir.

Kulakları çınlasın derste “Hocam vergi sistemi şöyle değil böyle olsa daha iyi olmaz mı” diye soran arkadaşımıza bugün bile hatırımdan çıkmayan bir cevap vermişti.

Evladım “semer seçilirken, eşeğin fikri değil ölçüsü alınır” dedi.

Allah rahmet eylesin güzel adamdı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.