Türkiye'de siyaseti derinden etkileyen mutlak butlan kararı gibi uzunca bir süredir gündemden düşmeyen Fenerbahçe kongresi yapıldı, bitti.
Aziz Yıldırım, Ali Koç’a kaybettiği kongrenin ardından yeniden Fenerbahçe başkanı seçildi.
Rakibi, Ali Koç’un da deştiğini alan Hakan Safi’nin kongre öncesi dünyaca ünlü futbolcularla sözleşmeler yaptığını açıklaması, İtalyan efsane Maldini ile yakınlığını ortaya koyan görüntüler de arzuladığı sonuç için yeterli olmadı.
Bir futbol kulübünün kongresinin adeta bir genel seçim atmosferine dönüşmesi elbette Türkiye'nin futbol gerçeğini de ortaya koyuyor ama...
Ali Koç'un başkanlık sürecinde kulübe verdiği 80 milyon Euro’yu hibe etmesi, Bursaspor'u borç batağına sürükleyen başkanların tutumunu akla getirdi.
Bu tavır, ister destekleyin ister eleştirin, Türk futbolunda çok sık rastlanan bir durum değil.
Çünkü Türkiye’de birçok kulüp, yöneticilerin kişisel hırsları, plansız harcamaları ve günü kurtarma anlayışı nedeniyle ağır borç yüklerinin altında ezildi.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de Bursaspor.
Süper Lig şampiyonluğu yaşamış, Türk futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir kulüp; yanlış yönetimler, hesapsız harcamalar ve sorumsuz kararlar nedeniyle uçurumun kenarına sürüklendi.
Borçlar büyüdü, sportif başarılar kayboldu, taraftarın umudu her geçen yıl biraz daha azaldı.
Amatör kümeye düşme tehlikesiyle yüzleşmek üzereyken Bursaspor’u sahiplenen Enes Çelik ve yönetiminin sarf ettiği çabalara direnen eski yöneticilerin Ali Koç’un hibe ettiğinin yanından bile geçemeyecek paraları geri almaya çalışmaları…
Aidiyet duygusunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Bursaspor’da görev almış yöneticilerin önemli bir bölümünün aynı zamanda İstanbul'un üç büyük kulübüne meyilli olmaları düşünüldüğünde…
Anadolu kulüpleri bu sarmaldan kurtulmadığı sürece işlerinin zor olduğunu söyleyebiliriz.
Bursaspor, Anadolu’da bunu yıkmayı kısmen de olsa başarmış bir şehir.
Sadece Bursasporlu olan yöneticilere, taraftara sahip.
Enes Çelik yönetimiyle birlikte oluşan birlik havası, şehirde yeniden oluşan aidiyet duygusu ve kulübün etrafında kurulan dayanışma ağı…
İki yılda iki lig birden yükselip Süper Lig hayalini yeniden kurdurur hale geldi.
Bu bize şunu söylüyor:
Bir kulübü kurtaran şey sadece kasasındaki para değil; şehrin, taraftarın ve yöneticilerin aynı hedef etrafında kenetlenebilmesidir.
Fenerbahçe kongresi bir kez daha gösterdi ki büyük kulüplerin gücü sadece ekonomik imkânlarında değil, camialarının büyüklüğünde saklı.
Bursaspor'un bugün yeniden umut vermesinin sebebi de budur.
Çünkü bazen milyon eurolardan daha değerli olan şey, ortak bir inançtır.
O inanç geri döndüğünde, hayaller de yeniden yeşermeye başlar.