Siyasette son sözü mahkemeler, genel merkezler ya da kapalı kapılar ardında kurulan hesaplar değil, millet söyler.
Bugün CHP etrafında yaşanan tartışmalar da dönüp dolaşıp aynı noktaya çıkıyor:
Özgür Özel’in yürüdüğü yolu uzatacak da kısaltacak da milletin iradesi…
Önce “butlan” ile başlayan ardından da Özgür Özel’e yakın Parti Meclisi üyeleri, genel başkan yardımcıları ve milletvekillerinin, tam da kritik Parti Meclisi toplantısı öncesinde disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakılması elbette dikkat çekti.
Burada sorulması gereken soru şu:
Bu adımlar gerçekten parti içi hukuk arayışı mı, yoksa siyasi bir mühendislik çalışmasının parçası mı?
CHP tüzüğü ortada duruyor.
Hukukçular, mahkeme kararıyla görevlendirilen isimlerin milletvekilleri hakkında ihraç süreci başlatma ya da bu yönde karar alma yetkisinin bulunmadığını ifade ediyor.
Dahası, “butlan” iddialarının da hukuk çevrelerinde geniş kabul görmediği görülüyor.
Parti tabanı onaylamıyor.
Yüksek Seçim Kurulu kararlarının kesinliği ve bağlayıcılığı konusunda yapılan hatırlatmalar da bu nedenle önem taşıyor.
Ancak butlanla sonuçlanan süreci sadece CHP’nin iç meselesi olarak görmek de çok partili yaşamın dinamikleri açısından dikkat çekici bir noktaya uzanıyor.
Türkiye'de siyasetin uzun süredir yargı kararları üzerinden şekillendirilmeye çalışıldığı yönündeki tartışmalar…
Bu algının güçlenmesi, yalnızca siyasi partilere değil, hukuk sistemine olan güvene de zarar veriyor.
Çünkü adalet, yeraltı suyu gibidir.
Bir kez çekildiğinde geri getirmek son derece zordur.
Toplumun hukuka olan güveni de böyledir.
Eğer insanlar mahkemelerin siyasi hesaplaşmaların aracı hâline geldiğine inanmaya başlarsa, demokrasi ve hukuk sarsılır.
Bu nedenle son günlerde yaşananları yalnızca CHP penceresinden okumak eksik kalır.
Asıl mesele, hukukun siyasetin üzerinde mi kalacağı, yoksa siyasetin hukuk üzerindeki gölgesinin daha da mı büyüyeceğidir.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yeni tartışmalar değil, hukuka duyulan güvenin yeniden sağlanmasıdır.
İşlemesidir.
Çünkü hukuk herkes için gereklidir; iktidar için de muhalefet için de.
Adaletin kuruduğu yerde hiçbir şey yeşermez.