Uludağ’ın yamaçlarından süzülen kaynak suları, bereketli ovalara hayat verirken; İznik ve Uluabat gölleriyle, Nilüfer Çayı’yla ve sayısız deresiyle bu şehri adeta bir su medeniyeti haline getirdi.
Ancak bugün geldiğimiz noktada bu zenginlik ciddi tehdit altında.
Sanayinin hızla büyümesi, kontrolsüz yapılaşma, tarımda yanlış sulama yöntemleri ve iklim değişikliği Bursa’nın su kaynaklarını zorlamaya başladı.
Nilüfer Çayı yıllardır kirlilikle anılıyor.
İznik ve Uluabat göllerinde çekilme gözle görülür hale geldi.
Yeraltı suları ise kaçak kuyular ve Uludağ’ın ovaya inecek sularının birden çok fabrikanın kontrolüne geçmesiyle toprak yerine şişelenmesi sonucu alarm verir halde...
Bütün bu olumsuzluklara rağmen hala bir şeyler yapılabilir.
Bursa için çözüm elbette var.
Tarımdan sanayiyi birçok şey yapmak mümkün.
Akla hemen gelen su tasarrufu oluyor.
Tabii ki musluklardan akan sudan tarımda modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılmasına kadar her şeyin önemi var.
Damla sulama ve yağmurlama sistemleri, hem verimliliği artırır hem de su israfını önler.
Bunun yanında, sanayide arıtma tesislerinin etkin biçimde çalıştırılması ve sıkı denetimi çok önemlidir.
Evlerde, iş yerlerinde, kamu kurumlarında su kullanımında bilinçlenmek elbette gelecek açısından çok önemli.
Belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuda farkındalık projeleri geliştirmesi büyük önem taşıyor.
Bütün bu önlemlerin faydası var.
Proje konusunda sorun yok zaten.
Bolca üretiliyor.
Sorun hayata geçirilmesinde…
Önceki gün Nilüfer Barajı’nın tamamen kurumasıyla aynı kaynak üzerindeki Doğancı’daki su miktarının bir iki haftalık düzeye düşmesinin yarattığı korkuyu bir parça şehrin üzerinden atacak Bursa’nın üçüncü barajı Çınarcık’tan nihayet kente su verilmeye başlandı.
Çınarcık’ın suyu dün Dobruca’daki arıtma tesisine ulaştı.
Bir parça nefes aldık.
Lakin, kalıcı çözümler üretilmediği sürece değişen bir şey olmaz.
1996 yılında Nilüfer Barajı’nın temeli atıldığında Bursa’nın 2050’ye kadar su ihtiyacının olmayacağı söyleniyordu ama Nilüfer Barajı 2050’yi görmeden kurudu.
Bugün geldiğimiz noktada Bursa’nın GAP’ı olarak nitelendiren Çınarcık Barajı’ndan şehre su verilmeye başlandı ama sanayinin gözü bu barajda.
Hatta…
Öncelik oraya verilmişti.
Şunu anlamamız gerekiyor.
Doğayı unutan bir kalkınma anlayışı olmaz.
Ekonomik büyüme uğruna doğayı, özellikle de suyu feda edersek, sonunda elimizde ne sanayi ne de tarım kalır.
Bursa’nın geleceği suya bağlı ve bu kaynakları korumak hepimizin ortak sorumluluğu...