Şehirler; bitkisiyle, deresiyle, caddeleri, sokakları, meydanları ile nefes alır.
Nefes alışı insan içindir.
İçinde yaşayanlar daha mutlu olsun ister.
Lakin, insan; kendisine nefes olan doğaya kimi zaman bilmeden, kimi zaman vurduymazlığıyla, kimi zaman da doymazlığıyla düşmanlık eder.
İşte bu yüzden “Her şehir susuz kalır ama Bursa susuz kalmaz” denilen Bursa susuz kaldı bakın.
Yıllardır içinden akıp giden Nilüfer Deresi gibi onlarca deresi, yeraltı suyu üstünde yaşayan doymazlar tarafından kirletildi, yok edildi.
Bursa Sanayicileri ve İş insanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar’ın yıllardır kirletilen Nilüfer Deresi için yaptığı şu tespite bakın.
"Bursa’nın aort damarı tıkanmış durumda"
Haksız mı?
Kim tıkadı?
Kim sorumluluktan kaçtı?
Kim göz yumdu?
Bu cümleden önce şunları söylüyor:
“Nilüfer Çayı’nda artık su ve oksijen yok denecek kadar az.
Yani aort damarımız yüzde 99 tıkanmış durumda.
Acil önlem alınmaz, aort damarı temizlenmezse, çok da uzak olmayan bir süre içinde Bursa terk edilen bir kente dönebilir.”
Bu konuşmayı “Herkesin Bildiği Sır-Nilüfer Çayı” başlıklı raporu medya ile paylaşırken yapıyor.
CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu başta olmak üzere muhalefet milletvekillerinin sürekli gündeme getirmeye çalıştığı Nilüfer’in hüzünlü yüzüyle ilgili bir sanayici kuruluşu olan BUSİD başkanının sorumluluk alıp rapor hazırlatması elbette çok önemli.
Küçükkayalar’ın “Doğduğu noktadan şehre ulaşana kadarki bölümündeki temizliğiyle, bizlerin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynak olan Nilüfer Çayı’nın, şehre ulaştıktan sonraki kirlenmesi aslında salt bir su kaynağının kirlenmesinin ötesinde sonuçlar doğuruyor.
Suların buharlaşıp yüksek kesimlerde kar ve yağmur olarak tekrar yeryüzüne inişini ifade eden hidrolojik döngünün giderek olanaksızlaşmasına ve Bursa’nın yaşanamaz bir kent olmasına doğru hızla koşuyoruz.
Acil önlem alınmaz, aort damarı temizlenmezse, çok da uzak olmayan bir süre içinde Bursa terk edilen bir kente dönebilir.
Son su kesintileri de aslında küresel ısınmanın da etkisiyle Bursa için acil eylem planının gündeme gelmesi gerektiğini de ortaya koymuştur.”
Küçükkayalar bu tespitleri sıraladıktan sonra sorumluluk alma konusunda da istekli olduklarını şu cümleyle ifade ediyor:
“BUSİAD olarak bu çalışma ile “Herkesin Bildiği Sırla” yüzleşmek, sorumluları harekete geçirmek, projeler üretme ve projelerin yerine getirilmesinde destek olmayı amaçlamaktayız.”
Bursa’nın kaynaklarını kullanma konusunda öne çıkan sanayicilerin en sonunda “Bu işin sorumluluğunu üstleniyoruz” noktasına gelmesi kritik bir aşamadır.
Ama artık şu anlaşılmalı.
Bursa’ya akan göçün durması için sanayinin artık yavaş yavaş şehri terk edip, Anadolu’ya doğru yol olması gerekiyor.
Bursa’nın etrafı sanayi bölgeleriyle çevrilmeye devam ettikçe Nilüfer Barajı’nda, Doğancı’da, Çınarcık Barajı’nda biriken sular şehre yetmez.
Bu arada BTSO ile Valilik arasında Nilüfer Çayı’nın kurtarılması için başlatılan bir çalışma vardı.
Aylar değil yıllar geçti üzerinden sanki...
Sesi de yok, soluğu da…