6 Şubat 2023…
Takvim yapraklarından düşeli üç yıl oldu ama o günün ağırlığı hâlâ omuzlarımızda.
Kahramanmaraş merkezli deprem, 10 şehrimizde yalnızca binaları değil; hayatları, hayalleri, hafızaları yerle bir etti.
Kayıp çocuklar, bulunamayan insanlar, açıklanan ama bir türlü içimize sığmayan can kayıpları…
Ölümlerin ardından yarım kalan hayatlar...
En acı gerçeklerden biri; 53 bin insanın önemli bir kısmının “deprem yönetmeliğine uygun” denilen, 1999 sonrası yapılmış binalarda yaşamını yitirmesiydi.
Bu, sadece toprağın değil, sistemin de çöktüğünün kanıtıydı.
Bazı müteahhitler yargılandı, bazı sorumlular ceza aldı.
Ama kimileri hâlâ hiçbir şey olmamış gibi aramızda…
Her depremden sonra adalet duygusu da enkaz altında kalıyor.
Birçok şeyde olduğu gibi…
Bugün yıkılan evlerin yerine yenileri yapılıyor.
Ya savrulan hayatlar?
O şehirler yeniden ayağa kalksa bile, insanlar eskisi gibi olabilir mi?
Hâlâ konteyner kentlerde yaşayan binlerce insan varken, “normalleşme” kelimesi kimin gerçeği olabilir?
Türkiye için deprem artık bir doğa olayı değil; ağır bedeller ödenerek ama hala öğrenilemeyen bir ders.
Bu coğrafyanın yazgısı denilerek geçiştirilen ama her seferinde ihmalle büyütülen bir tehdit.
Üstelik meseleyi sadece konutlar üzerinden konuşmak, gerçeğin yalnızca küçük bir parçasını görmek demek.
İstanbul, Bursa, Kocaeli gibi büyük sanayi kentlerinin üzerinde sallanan tehlike, çok daha karmaşık ve çok daha ölümcül.
Depreme dayanıksız bir fabrika, çöken bir apartmandan daha az tehlikeli değil çünkü…
Hatta bazı durumlarda örneğin kimyasal içerikli üretim yapan tesislerde olacaklar çok daha yıkıcı.
Sadece bina sağlamlığı yetmez.
Boru hatları, kazan sistemleri, depolama tankları, gaz hatları…
Hepsi depreme karşı sürekli denetlenmek zorunda.
Çünkü sızan bir gaz, patlayan bir tesis; toprağı, suyu, havayı zehirleyerek milyonları etkileyebilecek bir felakete dönüşebilir.
Bu durum depremin içinde gizli duran sinsi bir tehdit.
Deprem, yalnızca betonun sınavı değil.
Deprem, aynı zamanda ahlakın, denetimin, bilimin ve sorumluluğun sınavı.
Maalesef ki bugüne kadar yaşanmış ve ağır bedeller ödenmiş her depremde geçemediğimiz, kaldığımız bir sınav.
Bir gün geçer miyiz bilmiyorum…