Takvimler aynı hızla ilerlese de hayat, insanın avuçlarından kayan su gibi akıp gidiyor.
Geride kalan zamanı bize tarih ve anılar hatırlatıyor.
19 Mayıs da böyle bir tarih.
Dünü bugüne taşıyan…
Dünü hatırlatan…
Dünden geleceğe uzanan bir zaman.
O gün, o günler…
Anadolu'nun zor zamanlarıydı.
Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkana kadar.
Bandırma Vapuru’nun Karadeniz yolculuğu yalnızca bir kurtuluş hareketinin başlangıcı değil; aynı zamanda millet hafızasını diri tutma mücadelesiydi.
Çünkü milletler sadece topraklarını değil, geçmişlerini unuttuklarında da kaybederler.
19 Mayıs'ın gençliğe armağan edilmesi boşuna değil.
Atatürk, bir milletin geleceğinin ancak geçmişini bilen gençlerle korunabileceğini çok iyi biliyordu.
Eğer gençlik tarihi sadece kitap sayfalarında kalan eski olaylar olarak görürse; bağımsızlığın, özgürlüğün ve vatanın bedeli zamanla unutulur.
Bugün Türkiye’nin de, Kuzey Kıbrıs’ın da en büyük ihtiyacı bu…
Geçmişin acılarından kin üretmeden ama hafızasını da kaybetmeden geleceğe yürüyebilen bir gençlik…
Unutulan tarih, bir süre sonra tekrar yaşanma riski taşır.
19 Mayıs'ın bize hatırlattığı en önemli gerçek bu…
Bağımsızlık sadece kazanılan bir zafer değil, her neslin yeniden sahip çıkması gereken bir emanettir.
Bu emaneti hiç kimseye teslim etmemek ise en büyük fazilettir.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı…
30 Ağustos Zafer Bayramı…
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı…
Hepimiz için özgürlüğün anahtarı, bağımsızlığımızın simgesi olan günler.
Anladıkça, sahip çıktıkça Cumhuriyetimiz nice yıllara uzanacak.
Unutmayalım ki…
Geleceğimiz, geçmişimizin izidir.