Her şeye rağmen aynı gökyüzünün altındayız
Yıllar geride kaldıkça insanın takvime bakışı değişiyor.
Eskiden sadece bir tatil günü gibi görünen bayramlar, zaman ilerledikçe hatıraların kapısını aralayan özel duraklara dönüşüyor.
Bir ses, bir koku, eski bir kahkaha, kapı önünde bekleyen ayakkabılar, sabahın erken saatinde başlayan telaşlar…
Hepsi bayramlarla birlikte yeniden hayat buluyor.
Belki de bu yüzden “eski bayramlar” deriz hep.
Oysa değişen sadece bayramlar değil; biziz.
Eksilen sofralar, çoğalan özlemler, uzak düşülen insanlar…
İnsanın içindeki zaman büyüdükçe, bayramların anlamı da derinleşiyor.
Ama yine de bayramların hiç değişmeyen bir tarafı var:Hayatı kısa süreliğine durdurabilmesi…
Gündelik koşuşturmanın, bitmeyen telaşların, haberlerin, kaygıların arasında bayram; adeta zamanı birkaç günlüğüne dondurur.
İnsan nefes aldığını hatırlar.
Telefonlar biraz daha içten çalar, kapılar biraz daha samimi açılır.
Küslükler yerini sessiz bir yumuşamaya bırakır.
Aynı sofraya oturmanın, aynı duaya “amin” demenin ne kadar kıymetli olduğu yeniden anlaşılır.
Belki hayatın yükü hafiflemez bir anda.Belki dertler tamamen bitmez.
Ama bayram insana şunu hissettirir: “Her şeye rağmen hâlâ aynı gökyüzünün altında birbirimize aitiz.”
Her ne kadar huzuru bulamamış olsak da ülkemizi seven, insanlığa değer veren herkesin Kurban bayramı kutlu olsun.