Hava Durumu

Kalbi Tahran’da olan Türkiyeli İranlılar…

Yazının Giriş Tarihi: 04.03.2026 07:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.03.2026 07:52

An be an film izler gibi savaş izliyoruz.

Haber kanalları ana ekranlarına açtıkları pencerelerle Tahran, Tel Aviv, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri’nden canlı görüntüler aktarıyor.

Patlama anları ekrana geliyor.

Stüdyolarda haritalar, füzelerin menzilleri, askeri kapasite analizleri…

Bazen insanı hayrete düşürecek yorumlar yapılıyor.

Soğukkanlı strateji cümleleri, diplomatik satranç analizleri, “kim kazançlı çıkar” hesapları.

Kalbi Tahran’da olan Türkiyeli İranlıları dinleyince ekranlara çıkanların yorumları öylesine geliyor.

Çünkü onların anlattığı şey jeopolitik değil; kaygı, korku, belirsizlik.

Telefona geç düşen bir mesajın yarattığı endişe.

Bombaların arasında kalan bir akrabanın sesi.

Rejimin baskısı ile savaşın tehdidi arasında sıkışmış bir toplum.

Artık iki İran var.

Biri dini liderini kaybeden İran.

Devletin zirvesinde yaşanan sarsıntının belirsizliğiyle yüzleşen, güç mücadelesinin nasıl şekilleneceğini kestiremeyen İran.

Diğeri 47 yıllık Molla rejiminden bıkan, özgürlük ve eşit bir yaşam için bedel ödeyen İran.

Sokaklarda “kadın, yaşam, özgürlük” diyerek yürüyen; gözaltına alınan, hapse atılan, idam edilen İran.

Düne kadar sokaktaydılar.

ABD-İsrail uçaklarıyla başlayan yeni süreçte evlerindeler.

Trump’ın “evinizden çıkmayın” çağrısına kulak veriyorlar.

Bir halk düşünün; kendi yönetiminden umudunu kesmiş, ekonomik çöküşün, işsizliğin, enflasyonun altında ezilmiş.

Molla rejiminin yarattığı sefalete ABD ve İsrail’i tercih eder duruma gelmiş.

Türkiye’de yaşayan İranlılar, akrabalarından aldıkları bilgileri yansıtırken, şubat ayı sonuna kadar rejimin muhalifleri idam etmeye devam ettiğini, sokak eylemleri sonrası yaşamını kaybedenlerin sayısının 100 bine ulaştığını öne sürüyorlar.

Bu nedenle yaşanan sürecin rejim değişikliği ile sona ermesini bekliyorlar.

Bombalar altındaki İran’la bağı olanların önemli bir bölümü savaşın kendisinden değil, savaşın doğurabileceği ihtimalden umutlular.

Çünkü iç dinamiklerle başaramadıklarını dış baskının mümkün kılacağını düşünüyorlar.

Özet cümleleri şu:

“Kaybedecek bir şey kalmadı.”

Bu cümle ikiye bölünmüş bir toplumun ruh halini anlatmaya yetiyor aslında…

Molla rejiminin yoksulluğa sürüklediği İran halkı savaşın gölgesinde özgürlük arıyor.

Dünya ise bu durumu endişe ile izliyor.

Ama bu endişenin temelini petrol eksenli ekonomik kaygı oluşturuyor.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla petrol fiyatları ne olur?

Piyasalar nasıl tepki verir?

Konuşulan başlıklar bunlar.

İnsan hayatı her zamanki gibi bir dipnot.

Uluslararası sistemde insan hakları söylemi çoğu zaman stratejik çıkarların gerisinde kalıyor.

Öyle olmasa İran’da 100 bin insanın yaşamını yitirmesinin bir karşılığı olurdu.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.