Millet olmadan siyaset olmaz.
Tarihe baktığımızda bunun sayısız örneğini görüyoruz.
Kim ne yaparsa yapsın, hangi güç devreye girerse girsin, son sözü yine de millet söylüyor.
Kendi yolunu, kendi liderini seçiyor.
Osmanlı’nın son dönemi, tahtta Padişah Vahdettin var.
Ancak millet, Samsun’a çıkan Mustafa Kemal'in arkasından yürüdü.
Anadolu'nun dört bir yanında yaşanan kırılma anları, bu tercihin nasıl bir toplumsal iradeye dönüştüğünün göstergesiydi.
Siyaset tarihimizde de benzer örnekler var.
Adnan Menderes, Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının en önemli isimlerinden biri olan İsmet İnönü’yü geride bıraktı.
Başbakan oldu.
Bülent Ecevit, CHP içinde Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en etkili siyasi figürlerinden biri olan İsmet İnönü’yü geride bırakıp genel başkanlığa yükseldi.
Sonrasında CHP’yi iktidara taşıdı.
12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren ve yönetiminin tüm desteğine rağmen sandıktan çıkan isim Turgut Özal’dı.
Türk siyasetinin belirleyici aktörlerinden Necmettin Erbakan hayattayken yeni bir siyasi hareket başlatan Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünlere uzanan yolculuğunun arkasındaki en büyük güç de halk desteğiydi.
Bugün CHP’nin mutlak butlan tartışmalarıyla içine sürüklendiği süreçte de benzer bir tablo işaret ediyor.
Partiler elbette önemlidir.
Ancak 21. yüzyılda liderlik, geçmiş dönemlere kıyasla çok daha belirleyici hale gelmiş durumda.
Dünya adeta bir kan gölüne dönmüşken, dünyaya yön veren güçlü devletlerin kötü liderliklerle sınandığını görüyoruz.
Bedelini ise her zaman olduğu mazlum halklar ödüyor.
CHP’de mutlak butlan sürecinin aktörleri haline gelenler, muhtemelen beklemedikleri bir sonuçla karşı karşıyalar.
Çünkü attıkları her adım, 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi haline getiren Özgür Özel liderliğindeki yapıyı toplumla daha güçlü biçimde kenetliyor.
Eğer bu bir siyasi mücadeleyse, rakiplerinin attığı adımlar Özgür Özel’in önünü kesmekten çok açıyor.
Eğer bu, kendi ayaklarına kurşun sıkmak olarak tanımlanacaksa, ortaya çıkan tablo tam da bunu gösteriyor.
Özgür Özel, yaşananlar karşısında sergilediği tutumla kendi siyasi hikâyesini yazıyor.
CHP üyeleri kadar seçmen nezdinde de liderliği daha görünür hale geliyor.
Parti içi bir tartışmanın ötesine geçen bu süreç, Özel'in siyasi ağırlığını artırıyor.
Önünde yeni bir liderlik yolu açılıyor.
Bu yol CHP’nin içinden de geçebilir siyasetin başka bir kulvarında da şekillenebilir.
Elbette hep olduğu gibi liderleri belirleyen asıl güç millettir.