Gerçeği gören, olacakları tahmin eden herkes adeta yalvardı.
Bilim insanları uyardı, çevreciler ses yükseltti, yöre halkı “durun” dedi.
Ama laf dinleyen olmadı.
Yenişehir'in kuş uçmaz kervan geçmez eski köylerinden biri olan Kirazlıyayla’ya, tüm itirazlara rağmen kurşun–bakır–çinko zenginleştirme tesisi kuruldu.
Gerekçe:
Madenden çıkanlar uzağa gitmeden, olduğu yerde işlenecek; maliyet düşecek, şirket kazanacak.
Ama bunun bedeli, koskoca Yenişehir Ovası’nı tehdit altına sokmak oldu.
Bursa Barosu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri hukuki ve fiili mücadele verdi.
Bursa’nın muhalefet milletvekilleri hem sahada hem de Meclis’te bu yanlışlığa dikkat çekti.
Raporlar sunuldu, bilirkişi uyarıları yapıldı, itiraz dilekçeleri verildi.
Dinlemediler.
Beklenen oldu.
Atık barajı çöktü.
Sarıyer Deresi’ne karışan atıklar, bugün Yenişehir Ovası’nın verimli topraklarını ciddi biçimde tehdit ediyor.
Yalnızca toprağı değil; yeraltı sularını, tarımı, insan sağlığını ve bölgenin geleceğini tehdit ediyor.
Kirazlıyaylalılar’ın, Bursalılar'ın, çevrecilerin, bilim insanlarının uyarılarına kulak tıkayan karar vericiler; Lübnanlı şirketin taleplerini yerine getirmeyi tercih etmeseydi, bu olmazdı.
Birçok yerde olduğu gibi, olan yine bu ülkenin güzel insanlarına, alın teriyle işlenen verimli arazilerine oldu.
Birden çok köy, verimli bir ova büyük bir tehdidin gölgesinde bırakıldı.
İşin en düşündürücü yanlarından biri de şuydu:
Kirazlıyayla suyun öyle bol olduğu bir yer değilken, suya çok ihtiyaç duyan bir tesis dağın başına kuruldu.
Soru aynıydı.
Suyun olmadığı yerde bu tesis nasıl çalışacak?
Cevabı sonradan ortaya çıktı.
Meğer gözler, kuraklığın pençesinde can çekişen İznik Gölü’nün sularına çevrilmiş.
Hata üstüne hata…
Yanlış üstüne yanlış…
Bugün gelinen noktada ortada sıradan bir çevre sorunu yok.
Ortada ihmal, umursamazlık ve bilimi ötelemiş bir görmezden gelme var.
Olacakları önceden görüp uyaranlar, bu nedenle bedel ödeyenler, Bursa adına, Yenişehir adına, bu verimli toprakların geleceğe aktarılması adına soruyor:
“Şimdi ne olacak?
Bu inadın bedelini yine vatandaş mı ödeyecek?
Yoksa bu kez gerçekten birileri çıkıp şunu mu diyecek:
“Evet, hata yaptık.”
“Evet, sorumlular var.”
Toprağını, insanını, bilimi umursamayanlar böyle der mi?
Keşke, dese…
En azından bundan sonrası için bir umut olur.
Yenişehir’de yaşanan bu katliamın hesabını kim verecek?
Hadi şöyle soralım:
Kimse hesap vermeyecek mi?
Kaç gün geçti aradan…
Yetkisi olanlardan biri çıkıp da bir şey söylemedi ya daha…
O nedenle önem kazanıyor bu soru.