Bir numaralı gündemimiz epeydir değişmiyor.
Hatta…
Sınırlarımızı ateşe veren İran-ABD-İsrail üçgeninde gelişen savaşın etkileri bile iç siyasetin önüne geçemiyor.
Yüksek Seçim Kurulu kararlarının belirli süreler sonrasında kesinleştiği ve itiraza kapalı olduğu yönündeki genel hukuk anlayışına rağmen, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı üzerinden yürütülen tartışmalar mahkemenin “mutlak butlan” kararıyla yeni bir boyut kazandı.
Karar sonucunda, kurultayda delegelerin oylarıyla genel başkan seçilen Özgür Özel’in yerine, mahkeme kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden göreve döndürülmesi, sadece CHP açısından değil, Türk demokrasisi açısından da ciddi soru işaretleri doğurdu.
Burada tartışılması gereken konu kişilerin kim olduğu değil, siyasi partilerin iç işleyişine yargı müdahalesinin sınırlarının nerede başlayıp nerede biteceğidir.
Eğer bir siyasi partinin kendi iç hukuk mekanizmaları ve kurultay iradesi yargı kararlarıyla sürekli tartışmaya açılabiliyorsa, gelecekte benzer durumların başka partiler için de yaşanmayacağının garantisi olmaz o halde…
Bayram öncesinde alınan bu kararın ardından ortaya çıkan tablo ise dikkat çekici.
CHP tabanından, örgütlerinden ve delegelerden yükselen sesler 38. Kurultay’da ortaya çıkan iradenin arkasında durduğunu gösteriyor.
Özgür Özel’e duyulan güven giderek öne çıkıyor.
Adeta liderliği perçinleniyor.
Yapılan anketler Özgür Özel’siz CHP’nin baraj altında kalacağını, Özgür Özel ile ona destek veren il ilçe örgütlerinin yer alacağı bir partinin Özgür Özel’li CHP’deki gibi birinci parti olacağını işaret ediyor.
Bayram öncesi içine sürüklendiği durumdan CHP’nin bir an önce çıkmasını isteyen partililerin neredeyse bütünü, tartışmaların uzatılmaması ve partinin yeniden normalleşmesi için olağanüstü kurultayın bir an önce yapılmasını istiyor.
Bu isteğin yerine getirilmesini mümkün.
Birinci seçenek, mahkeme kararıyla göreve dönen Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi’ni toplayarak kısa süre içerisinde kurultay kararı alması.
Böylece tartışmaların odağındaki meşruiyet meselesi doğrudan delegelerin iradesine bırakılmış olur.
İkinci seçenek ise yine parti organlarının inisiyatifiyle hızlı bir kurultay sürecinin işletilmesi.
Ancak görünen o ki, bu iki yolun kısa vadede tercih edilme ihtimali zayıf.
Bu durumda geriye en güçlü seçenek olarak delegelerin imza toplayarak olağanüstü kurultayı gündeme getirmesi kalıyor.
CHP'nin içine sürüklendiği tartışmalı atmosferden çıkabilmesi ve enerjisini yeniden toplumun sorunlarına yöneltebilmesi için en demokratik ve en meşru yol da bu gözüküyor.
CHP’nin bugün karşı karşıya olduğu kriz, yalnızca bir liderlik tartışması değil; aynı zamanda siyasi iradenin nasıl şekilleneceğine dair önemli bir demokrasi sınavıdır.
Çünkü siyasetin meşruiyeti eninde sonunda sandıktan ve örgüt iradesinden doğar.
CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, olağanüstü kurultay için ilk imzanın Kayseri’den geldiğini, kurultay isteyen delegenin de genel başkan seçildiği 38. Kurultay’da kendisine oy vermeyen bir üye olduğunu dile getirdi.
Bursa kurultay delegeleri de dün imza için noterdeydi.
Bursa’dan kurultay içi imza vermeyecek üç, veremeyecek durumda olan ise iki delege olduğu belirtiliyor.
Durumları inceleniyor.
Veremeyecek durumda olan kurultay delegeleri cezaevinde olduğu için Mustafa Bozbey ile Turgay Erdem.
Dün kurultay delegelerinin önemli bir bölümünün imza verdiği şehir dışında olanların da bugün imza atacağı vurgulanıyor.