Şanlıurfa’nın hemen ardından Kahramanmaraş’ta bir okulda benzer bir saldırının yaşanması, Türkiye’de artık “istisna” diye geçiştirilemeyecek bir gerçeği gözler önüne seriyor.
Aynı hafta içinde iki şehirde, iki okulda silahlı saldırı…
Üstelik biri, henüz 14 yaşındaki bir çocuğun ailesine ait silahlarla gerçekleştirdiği kanlı bir olaydı.
Bu tabloyu sadece “bireysel öfke patlaması” ya da “anlık cinnet” olarak açıklamak mümkün değil.
Sorunun merkezinde çok daha büyük bir mesele duruyor: kontrolsüz bireysel silahlanma.
Böyle haberleri daha çok Amerika'da duyuyorduk.
Bu sarmalın pençesine şimdi Türkiye’de düştü.
Okullar, çocukların en güvende olması gereken alanlar.
Ancak son yıllarda Türkiye’de eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olaylarının sayısı dikkat çekici biçimde artıyor.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki son saldırılar, bu eğilimin en çarpıcı örneklerinden sadece ikisi.
Son yıllarda farklı şehirlerde silahlı ya da kesici aletli saldırıların okullarda giderek arttığı görülüyor.
Soru şu:
Silah bu kadar kolay ulaşılabilir olmasaydı, bu saldırılar yaşanır mıydı?
İçişleri Bakanlığı verileri, sorunun boyutunu net biçimde ortaya koyuyor:
2025 yılı boyunca yapılan operasyonlarda 110 bin 104 ruhsatsız silah ele geçirilmiş.
Aynı süreçte 119 binin üzerinde kişi hakkında işlem yapılmış.
Bu sadece yakalananlar.
Uzmanlara göre Türkiye'de milyonlarca ruhsatsız silah dolaşımda; bazı tahminler bu sayının 30 milyonu aştığı yönünde.
Yani tablo şu:
Devlet her yıl yüz binlerce silah yakalıyor…
Ama sokaktaki silah sayısı azalmıyor.
Elbette…
Buradaki sorun erişim kolaylığı.
Bugün Türkiye’de ruhsatsız silah edinmek; yasa dışı yollarla, internet üzerinden ya da dönüştürülmüş silahlarla düşündüğümüzden çok daha kolay.
“Evde bulunsun, lazım olur” anlayışı, bireysel güvenlik algısıyla birleşince silah, bir tehditten çok “sigorta” gibi görülüyor.
Son yıllarda cezalar artırıldı, operasyonlar sıklaştı.
Ancak rakamlar gösteriyor ki bu önlemler talebi düşürmeye yetmiyor.
Çünkü mesele yalnızca arz değil:
Toplumsal güvensizlik.
Adalet algısı.
Bireysel korunma ihtiyacı bu talebi sürekli besliyor.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırılar; bir silahın sadece sahibi için değil, herkes için potansiyel bir tehdit oluşturduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.
Bugün bir evde “korunmak için” tutulan silah, yarın bir çocuğun elinde trajediye dönüşebiliyor.
Bu kadar silah neden var ve neden bu kadar kolay ulaşılabiliyor?