Almanya Başbakanı Merz’in Türkiye ziyaretinde öne çıkan bir kare vardı.
Merz ve eşi, kendi valizlerini taşıyarak uçaktan iniyordu.

Bu görüntü çok tartışıldı.
Olumlu bulanlar kadar olumsuz değerlendirenler de oldu.
Şov diyenler oldu.
Merz, Türkiye’de böyle bir şova neden gerek duysun?
Onlar devlet değil, kral ya da prens hiç değiller.
Başarısız olduklarında koltuğa yapışıp kalacak bir siyasi kültüre sahip değiller.
Orada kalabilmeleri için başarılı olmaları gerekiyor.
Çünkü hesap vermek zorundalar.
Devleti yönetiyorlar ama sahibi olmadıklarını biliyorlar.
Harcadıkları her kuruşun hesabını millete vermek zorunda olduklarının farkındalar.
Devlette görev yapanlar da o makamlara keyfi şekilde gelmedikleri için başbakanlara yağcılık yapmak zorunda kalmıyor.
Merz'in Türkiye'ye gelişinin bir anlık unutun!
Daha yakın geçmişte, Almanya’ya altın çağlarından birini yaşatan Merkel’i hatırlayın.
Evi hep aynıydı, giysileri aynıydı.
Evinde kendi yemeğini kendi yapan bir liderdi.
Biz böyle liderlere alışık olmadığımız için garipsiyoruz.
Olanı da “şov” sanıyoruz.
Merkel, uzun başbakanlık dönemine nokta koyduğunda bütün Almanya ona ayakta veda etti.
Mütevazı bir liderlikten sonra mütevazı bir yaşamla yoluna devam etti.
Çünkü devlet, yönetenlerin değil, seçebilenlerindir.
Gerçekten seçebilen halk, devletin her kuruşuna sahip çıkar.
“Sen – ben” diye bakmaz.
Adaletin terazisinin kaymasına seyirci kalmaz.
İlk seçimde yanlışa dur der.
Merkel uzun kaldıysa doğrularıyla kaldı.
Ve o görkemli veda, işte bu doğruların sonucuydu.
Merz de biliyor bunu.
Yoksa o da yanında uçak dolusu gazeteci ve iş insanı ile Türkiye’ye gelirdi.