Bursa’nın yaz aylarında neredeyse sıfırı gören barajlarının bugün yeniden dolmaya başlaması, tek başına “iyi haber” gibi okunabilir.
Öyle de…
Ancak BUSKİ’nin barajların doluluk oranlarını gösteren sayfasında yer alan grafiğin söylediği şey aslında bundan çok daha fazlası.
Şu an için ekranda görünen oran: %52.85

Tarih: 18 Şubat 2026
Geçtiğimiz yaz Bursa susuzluğu konuşuyordu.
Musluklardan akan suyun geleceği tartışılıyor, çiftçi gökyüzüne bakıyor, sanayici üretim planlarını revize ediyordu.
Şimdi ise barajların yarıdan fazlası dolmuş durumda.
Peki bu tablo bize ne söylüyor?
Bu bir rahatlama, ama asla güvence değil
Küresel ısınma çağında yaşıyoruz.
İklim artık “ortalama” davranmıyor.
Aşırılıklar iç içe…
Bir yıl kuraklık, ertesi yıl ani ve yoğun yağış, uzun süreli sıcak hava dalgaları, mevsim kaymaları…
Bursa’nın yazın sıfırı gören barajlarının birkaç ay içinde %50’nin üzerine çıkması bir dengeye işaret etmiyor; tam tersine iklimin sert salınımlarına işaret ediyor.
Yağmur var ama düzen yok.
Su var ama istikrar yok.
Toplumda yaygın bir yanılgı var:
“Küresel ısınma demek sürekli kuraklık demek.”
Küresel ısınma esasında yağış rejiminin bozulması, yağmurun zamana yayılmak yerine kısa sürede ve şiddetli düşmesi, buharlaşmanın artması, toprağın su tutma kapasitesinin azalması demek.
Yani baraj dolabilir ama toprak yine de susuz kalabilir.
Yağmur yağabilir ama yeraltı suyu beslenmeyebilir.
Bu yüzden barajların doluluk oranları günü kurtarmak için sevindirici gözükebilir ama esasında bir uyarı levhası gibi düşünülmeli.
Mesela, barajlar yüzde yüze yakın dolduğunda ne yapıyoruz?
Su tasarrufu alışkanlık mı, yoksa sadece kriz dönemlerinde hatırlanan bir refleks mi?
Sanayi üretiminde su verimliliği arttı mı?
Tarımda damla sulama yaygınlaştı mı?
Şehir planlamasında suyu merkeze alan bir vizyon var mı?
Eğer bu sorulara cevap “hayır” ise, bu doluluk oranı sadece geçici bir nefes.
Unutmayalım ki…
Bursa; sanayisi, tarımı, nüfus yoğunluğu ve göç alma kapasitesiyle Türkiye’nin en kırılgan şehirlerinden biri.
Uludağ’daki kar örtüsünün azalması, yaz sıcaklıklarının uzaması, yeraltı sularının çekilmesi…
Bunların hepsi birbirine bağlı.
Baraj grafiğindeki o mavi yarım daire aslında bir termometre.
Yalnızca suyun değil, iklimin nabzını gösteriyor.
Evet, barajlar doluyor.
Evet, şu an için musluklar güvende.
Ama bu bir “normale dönüş” değil.
Bu, iklim krizinin düzensizliğine verdiğimiz geçici bir cevap.
Gerçek çözüm;
Su yönetimini yeniden tasarlamak…
Şehir büyürken suyu hesaba katmak…
Tüketim alışkanlıklarını değiştirmek…
Küresel ısınmayla mücadeleyi yerel politikanın merkezine koymak.