Hava Durumu

Şiddet en çok karanlıkta büyür!

Yazının Giriş Tarihi: 05.03.2026 08:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.03.2026 08:00

Adliye önünde tuttuğu nöbetle çocuğunun uğradığı tacize dikkat çekmeye çalışan anne ve kızı artık yaşamıyor.

Cansız bedenleri Zeytinburnu'nda denizde bulundu.

Bu trajedik olay Türkiye’nin kanayan yaraları kadın cinayetleri ve cinsel istismar konusunu bir kez daha önümüze koyuyor.

Anne Fatmanur Çelik bir süredir kızının öz babasının istismarına uğradığını iddia ediyor ve sorumluların cezalandırılması için adalet nöbeti tutuyordu.

İddiaların muhatabı olan kişiyle ilgili hukuki süreçlerin nasıl ilerlediği yargının konusu elbette.

Ancak ortada iki hayatın sönmüş olması, hepimizin vicdanına ağır bir sorumluluk yüklüyor.

Bu ve buna benzer olaylar, yalnızca bir adli vaka değil; aynı zamanda sistemin, toplumun ve kamusal reflekslerimizin sınavı…

Türkiye'de kadın cinayetleri artık istatistik tablolarında yer bulan soğuk rakamlar gibi sunuluyor.

Oysa her sayı, yarım kalmış bir hayat; geride kalan çocuklar, anneler, dostlar demek.

Çoğu zaman kadınlar defalarca şikâyette bulunmalarına rağmen korunamıyor.

Tehditler ciddiye alınmıyor, uzaklaştırma kararları uygulanmıyor ya da geç kalınıyor.

Toplum olarak hâlâ “aile meselesi” diyerek susmayı seçtiğimiz her durumda, şiddet biraz daha görünmez oluyor.

Oysa şiddet, en çok karanlıkta büyür.

Çocuklara yönelik istismar iddiaları ise en hassas, en kırılgan alan.

Bu tür vakalarda hem mağdurun korunması hem de adil yargılama sürecinin sağlıklı işlemesi hayati önem taşıyor.

Bir çocuğun beyanı, psikolojik durumu, sosyal çevresi; hepsi titizlikle ele alınmalı.

İddialar doğruysa, bu bir insanlık suçudur.

Kadın cinayetleri ve çocuk istismarı vakalarında en sık karşılaşılan duvar, sus kültürüdür.

Aile içi baskı, dini ya da kültürel hassasiyetler, mahalle baskısı…

Bunların hepsi mağduru yalnızlaştırıyor.

Oysa gerçek koruma, mağdurun sesini duyulmaz kılmakla değil; aksine güvenle konuşabilir hale getirmekle mümkün.

Sivil toplumun, medyanın ve hukuk sisteminin rolü burada belirleyici hale geliyor.

Medya sansasyon yerine hak temelli haberciliği; yargı gecikme yerine etkin korumayı; toplum ise yargısız infaz yerine bilinçli duyarlılığı seçebilirse

Zeytinburnu’ndaki trajedi, yalnızca bir haber başlığı olarak kalmaz.

Kadın ve çocukları koruyamayan her sistem, kendi geleceğini de korumaktan uzaklaşır.

Çünkü adalet sadece mahkeme kararlarıyla değil; zamanında önlemle, etkin korumayla, toplumsal bilinçle sağlanabilir.

Ama bunun için suskunluk değil, cesaret; kayıtsızlık değil, sorumluluk gerekiyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.