Bugün Çepni’de açılışı yapılacak olan Mudanya Belediyesi İmece Zeytinyağı Fabrikası için kaleme aldığımız yazının altına tanıdık bir isimden yalnızca bir cümlelik bir yorum geldi.
Ama öyle bir cümle ki, çok şey anlatıyor…
Zaten önemli konuların çok söze, uzun cümlelere ihtiyacı yoktur.
Bugün hâlâ hatırlanan, fikrine değer verilen, döneminde Volvo gibi önemli bir otomobil fabrikasının Bursa’ya yapmayı planladığı yatırıma karşı çıkıp, sanayinin doyum noktasına ulaştığı kentin daha fazla yıpratılmasına rıza göstermeyen dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Erdem Saker’in o tek cümlesi şöyle:
“Gerektiğinde sakın zeytin ağacını kesmeyin, budayıp nakledin.”
Zeytin ağacının değerini bilen, toprağa kattığı bereketin farkında olan herkes; görev süresi bittikten sonra bile çevreye duyarlı duruşuyla öne çıkan Erdem Saker gibi düşünüyor.
Manisa’nın Köprübaşı ilçesini yaptığı yatırımla zeytinyağı ve türevlerinin merkezine dönüştüren, ağaç varlığında Bursa’nın önüne geçiren Bursalı sanayici İlhan Sarı ile zeytin üzerine bir sohbet etme imkânınız olsa, inanın saksıda zeytin yetiştirmeye kalkarsınız.
O kadar değerli bir ağaç…
Yüzyıllara meydan okuması da bundan değil mi?
Kurudu sanılan bir zeytin ağacının köklerinden yeniden filizlenip hayata dönmesi, onu diğer tüm meyve ağaçlarından ayırıyor.
Sofralarımızın vazgeçilmezlerinden olan zeytine bu kadar düşkünken, onu var eden zeytin ağaçlarını ve zeytinlikleri nasıl bu kadar kolay gözden çıkarabiliyoruz, anlamak zor.
Elbette çiftçi de istemez bu iksirli meyvenin yok olmasını.
Yaşamak, üretmek, geleceğe umutla bakmak için çabalıyorlar.
Ancak ürünleri geçimlerini sağlamaya yetmeyince, ellerindeki toprağı satmak zorunda kalıyorlar.
Tam da böyle anlarda devreye girmesi gereken devlet değil mi?
Çiftçi zordaysa, tarlasını, bağını bahçesini, zeytinliğini satmaya mecbur kalmışsa; en azından zeytinliklerin devlet tarafından satın alınıp korunacağı bir tarım politikasının devreye girmesi gerekmez mi?
Böylesi bir politika sayesinde il ve ilçe tarım müdürlükleri daha üretken hale gelmez mi?
Ziraat mühendisleri masa başında bürokratik işlemlere hapsolmaktan kurtulur; üreten, değer katan, eğitimini aldığı mesleği sahada icra eden mühendis hâline gelmez mi?
Keşke…
Bu kenti yöneten ya da yönetmeye talip olan herkes, Erdem Saker’in Volvo’ya karşı gösterdiği o duruşu gösterebilse…
Gösterebilseydi.
O zaman Bursa gibi ovası bereketli şehirler hem Türkiye'yi hem de dünyayı beslemeye devam eder.