Eskiden sayabilirdik ne kadar olduğunu.
Şimdi…
Sayısız diyebileceğimiz bir noktaya geldi.
200’ü geçti.
Ama çokluk her zaman niteliği anlatmaz.
İnsan gücünü sıfırlamaya giden bir düzende, emek-yoğun sanayi dönemi bile kapılarını bir bir kapatıyor artık.
Endüstri 4.0’la tanımlanan karanlık fabrika dönemi, yapay zekâyla öyle bir hale geldi ki, alışık olduğumuz bütün düzen değişecek diyor Microsoft Başkan Yardımcısı ve Al Frontiers Laboratuvarı Direktörü Dr. Ece Kamar.
Hatta…
Bildiğimiz dünyanın beş yıl ömrünün kaldığını söylüyor.
Kamar, bu iddiasını yapay zekâ alanındaki gelişmelere dayandırıyor:
“3-5 yıl içinde yapay zekâ asistanları komut beklemeden görevleri yerine getirecek.
Programınızı öğrenecek, size özel önerilerde bulunacak.
Bir etkinliğe katılacaksanız ajandanızdaki tarihi bilecek, kıyafet önerecek, rezervasyon yapacak.
Ekonomiyi baştan yaratacak.
Bugünkü araçların, teknoloji şirketlerinin hiçbiri kullanılmayacak” diyecek kadar iddialı konuşuyor.
Yani, “unutun bugünü” diyor.
Yarın çok farklı gelecek hepimize…
Peki biz o yarına hazır mıyız?
Türkiye’nin dört bir yanına açılan üniversiteler bu dönüşüme ne kadar yakın?
Her ile bir kampüs açmakla bilim üretilebiliyor mu?
Birçok üniversitede “tez yazmayı” öğretmekten öteye geçememiş bir düzenle, yapay zekâ çağının içinde nasıl yer alacağız?
Daha çarpıcı soru şu:
Milli Eğitim Bakanlığı bu değişimin neresinde?
Dünyanın beş yıl içinde kökten değişeceği söylenirken, biz hâlâ “liseler üç yıl mı olsun, dört yıl mı” tartışmasındayız.
Eğitimin içeriği, öğretmenlerin donanımı, öğrencilerin dijital yetkinliği üzerine somut bir yol haritası var mı?
Yapay zekâ, öğretim yöntemlerini bile değiştirecek kadar güçlü hale gelmişken, biz müfredatı hâlâ eski kalıplarla tartışıyoruz.
Bugünün öğrencileri, geleceğin işsizleri olma riskiyle karşı karşıya.
Çünkü onları geleceğe hazırlayacak sistem, geçmişe takılıp kalmış durumda.
Dr. Kamar “beş yıl sonra bugünkü teknolojiler bile olmayacak” derken, biz hâlâ aynı soruları soruyoruz:
Kaç saat ders olmalı?
Hangi kitap okutulmalı?
Ama kimse sormuyor:
Bu çocuklar yapay zekâyla nasıl baş edecek?
Milli Eğitim’in tutumu ortada…
Lakin, gelecek çoktan başladı.