Türkiye’nin gündeminde bugünlerde Bursa Büyükşehir Belediyesi var.
Önce…
İyi Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu Meclis kürsüsünden gündeme getirdi.
Önceki gün de CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne özel bir parantez açtı.
Alinur Aktaş dönemindeki harcamalara dikkat çekti.
Siyasi partilerin masraflarının belediye bütçesinden karşılandığını dile getirdi.
Mustafa Bozbey’e seçim kaybeden Alinur Aktaş da benzer iddialarla yanıt verdi.
Sayıştay raporları incelenmiş olsa kimin haklı kimin haksız olduğu daha net ortaya çıkar aslında…
Bu konu elbette önemli ama hukuk ve siyaset sarmalında kaynayıp gideceğe de benzer.
Bursa’nın tartışmalı konularla gündemde olması hoş değil tabii.
Gönül ister ki güzel şeylerle gündeme gelsin.
Başka şehirlere örnek olsun.
Dışarıdan bakınca sağ muhafazakâr bir kent görünümüne rağmen Bursa’nın kendi içinde dışarıdan pek de görülemeyen bir güler yüzü var.
Hoş görüsü var.
Üç büyük kentin İstanbul-Ankara ve İzmir’in tam ortasında büyük bir kavşak gibi kalan Bursa’nın kendi içinde barışık bir yanı vardı.
Vardı kelimesinin çağrışımı ortada.
O güler yüzlü, kendi içinde barışık Bursa’nın oluşmasını sağlayan siyasetçilerdi.
Ortamı geren değil, daha çok bütünleştirici rol üstlenmeleri sayesinde siyasi iklimin huzurlu yapısı doğal olarak farklılıklar taşıyan mahalleler arasında mesafeli bir duruş kadar, saygıyı da beraberinde getiriyordu.
Belki onaylanmıyordu ama karışılması da makul bulunmuyordu.
Zorlayıcı değil, ikna edici yanıyla öne çıkıyordu.
Siyasi iklimdeki sağduyulu duruş, kent bürokrasisine de yansıyordu.
Devlet-iktidar bağlamı devlet daireleri üzerinde belirgin farklılıklar gösteriyordu, bugünkü gibi parti devlet görünümünün uzağında bir bürokrasi doğal olarak kendisine alan buluyordu.
Mesela…
Bir genel başkana ancak bir genel başkan cevap verirdi.
Bir il başkanına bir il başkanı.
Bir ilçe başkanı kalkıp başka bir partinin il başkanını açıktan eleştirmezdi.
Genel başkanlara hiç ilişemezdi.
Bugünlerde ise sapla saman epey bir karışmış durumda.
Medyanın da bunda payı var.
Kantarın topuzunu kaçıran çok sayıda haberci, yorumcu söz konusu.
Şöyle bir söz var.
“Tüfek çıktı mertlik bozuldu” diye…
Zalim Bolu Bey ile Köroğlu arasındaki mücadeleden kalan bir söz bu.
Bugüne uyarla…
“İnternet çıktı mertlik bozuldu” de…
Maalesef bilgi çağının internet üzerinden şekillenmesi, iletişimin çok hızlı noktalara evrilmesi düzen bozucu ortamların da yeşermesine alan açtı.
Kirli bilgi, iftara çok hızlı yayılır hale geldi.
Piyasa deyimi ile iftira ve dedikodu o kadar çok alıcı buluyor ki doğrular bu çarpıklık içinde kendisine yer bulamıyor.
Üretmeyen toplumların kaderi sanki bu…
Doğru yanlış fark etmez.
Yeter ki konuşulacak bir konu olsun.
Oysa üreten insan sorgular.
Önüne düşeni hap gibi yutmaz.
ŞİİRLE YOLCULUK
Ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var.
Yağmur iri iri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.
- Sezai Karakoç-