Adını sanını bilmediğimiz ama kendi alanında ün kazanmış birçok ismi de yürütülen ünlülere uyuşturucu operasyonlarında tanır olduk.
İlkokul çağına kadar inen uyuşturucu yaşı meğer sanat dünyasını, bir şekilde ünlü olmuş herkesi içine almış.
Özellikle sanat dünyasından, spor camiasından ya da sosyal medyada ün kazanmış isimlerin gözaltı görüntülerinin günlerce ekranlarda döndürülmesi, yalnızca bir haber verme pratiği olarak açıklanamayacak kadar derin bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Eskiden uyuşturucu kullanımı ve ticareti daha çok “yeraltı” ile ilişkilendirilirken, bugün toplumun her katmanına, hatta ilkokul çağındaki çocuklara kadar inmiş olması, meselenin ne kadar yaygın ve karmaşık olduğunu gösteriyor.
Bu süreç içinde henüz suçluluğu kanıtlanmamış bireylerin, suçluymuş gibi servis edilen görüntülerle toplum önünde teşhir edilmesi…
Gündem üzerinde etki yaratabilir ama uzun vadede toplumun adalet algısını aşındıracağı açık.
Çünkü insanlar, yargı sürecinden ziyade görüntülere bakarak hüküm vermeye başlıyor.
Bu da hukukun değil, algının belirleyici olduğu bir iklim yaratıyor.
Bir diğer önemli boyut ise hayran kitleleri üzerindeki etkisi.
Ünlüler, özellikle gençler için yalnızca birer sanatçı ya da sporcu değil; aynı zamanda rol model.
Bu kişilerin suç isnadıyla gündeme gelmesi, hayranlarında hayal kırıklığı yaratırken, bazı durumlarda “normalleştirme” etkisi de doğurabilir.
Sürekli tekrar eden görüntüler ve haberler, zamanla duyarsızlaşmaya yol açar.
“Herkes yapıyor” algısı, özellikle genç zihinlerde tehlikeli bir eşik oluşturur.
Daha da düşündürücü olan, bu tür yayınların dolaylı bir özendirme riski taşıyıp taşımadığıdır.
Açık bir teşvik söz konusu olmasa da, sürekli gündemde tutulan, detaylarıyla anlatılan ve adeta bir hikâyeye dönüştürülen olaylar, bazı bireyler için merak uyandırıcı hale gelebilir.
Özellikle sınırları test etme eğilimindeki gençler için bu, istenmeyen bir etki doğurabilir.
Ünlülere yönelik operasyonların medyada dizi film gibi süreklilik sergilemesinden amaç eğer caydırıcılık ise bunun yolu kişileri teşhir etmekten değil; eğitimden, bilinçlendirmeden ve etkili hukuk uygulamalarından geçer.
Sonuç olarak, ünlülerin adliye koridorlarında görüntülenmesi, yalnızca bireysel hatalar ya da suçlar üzerinden tarif edilebilir mi?
Bu durum, medya etiğinden toplum psikolojisine, hukuk ilkelerinden gençlik politikalarına kadar uzanan çok katmanlı bir sorunu işaret ediyor.
Bu nedenle görüntülerin neyi amaçladığı kadar, nasıl bir etki yarattığını da sorgulamak gerekir.
Çünkü bazen verilen mesaj ile alınan sonuç, aynı yönde durmayabilir.