Güneyinde Uludağ, kuzeyinde Katırlı dağlarıyla doğal yeşil bir çitin içinde yer alan Bursa’nın yaşadığı felaket geride kavrulmuş ağaçlar, yok olmuş bitki ve hayvan yaşamı bıraktı.
Kestel ve Gürsu hattında Osmangazi sınırlarına kadar dayanan yangının çıkış nedeni henüz belli değil ancak Harmancık’taki ikinci yangının kundaklama sonucu çıktığı artık aşikâr.
Dağ yöresini kavuran ilk yangına elektrik hatlarının neden olmuş olabileceği üzerinde duruluyor.
Hatırlayanlar olacaktır.
2000’li yılların başlarında Orhaneli’nin Karıncalı Mahallesi ile Göktepe Mahallesi arasında elektrik hatlarından kaynaklanan böylesine büyük bir yangına da şahit olmuştuk.
Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Canalp Bekdemir, şehri kuzeyden kuşatan yangının ilk gecesinde olası nedenler üzerine şunu söylemişti.
“Yangına neden olan birçok faktör var.
Sabotaj, piknikçilerin dikkatsizliği, geri bıraktığı çöpler ve elektrik telleri.
Yüksek gerilim hatlarının 10 yılda bir yenilenmesi gerekiyor.”
Bekdemir’in birçok konferansta yangınların çıkış nedenleri üzerine daha detaylı anlatımları var.
Yangınlarla sınanan Türkiye’de herkes bu konuları detaylı denecek düzeyde artık biliyor.
Deprem gibi…
Zaten mesele bilmek değil, bilip de gereğini yapmamakta.
Bursa’nın ciğerlerine dolan dumanlardan sonra akıl başa gelir mi?
Hani Anadolu’da derler ya, “Yumurtaya kapıya dayanınca aklı başına geldi.”
Bu felaket aklımızı başımıza getirir mi?
Çerimizi çöpümüzü gelişigüzel atmak yerine çöp bidonlarına atmayı, çöp bidonu yoksa bir torbaya koyup ulaştığımız ilk noktada çöpe atmayı bundan sonra başarabilir miyiz?
Piknik alanları kadar mahalle içlerinde çocuk ve yürüyüş parklarının önemli bir bölümünde benzer manzaralar görmüyor muyuz?
Hele ki büyük parklar da…
İçilmiş ne varsa sağda solda…
Kimi çöpünü atmamış ama getirip çöp bidonuna atarken dikkatli değil.
Öylesine koyuyor çöpe.
Çöpler özensizlik nedeniyle çevreye saçılıyor.
Şişeler etrafa dağılıyor.
Evden adımımızı dışarıya attığınız az yüzümüzü kavuran sıcaklıkta o şişelerin birer çakmağa dönüşeceğini unutmayın.
Yüzünüzü yakan sıcak hava o şişeleri birer bombaya dönüştürüyor.
Bursa’nın bu kadar kolay alevlere teslim olmasında üstünde durulmayan, durulmayacak bir konu daha var.
Yeraltı suları.
Su fabrikalarının dağ yamaçlarından topladığı sular, market raflarına gitmeden önce toprağın derinliklerinde yolculuklar yapıyordu.
O yolculukları toprağı nemlendiriyordu.
Nemlenmiş toprak üstüne hayat verirken, sıcaklıkların bu kadar artmasının önünde bir bariyere dönüşüyordu.
Velhasılı ülkemizin sorunu görünen değil, görünmeyenler.
Derine itilenler.