İddiamız elbette var.
Ama eski kadar mı?
Bugün bu soruya verilen cevap, doğrusu kimseyi tam anlamıyla tatmin etmiyor.
Çünkü zeytinde ibre artık giderek Ege’ye doğru kayıyor.
Hatta Türkiye’de en çok zeytin ağacına sahip şehir Manisa oldu bile.
Bu yükselişin arkasında ise tanıdık bir isim var.
Bursalı tekstilci İlhan Sarı’nın, İtalya’daki tarım profesörleriyle yürüttüğü bilimsel çalışmalar sonucunda Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Mestanlı köyünde, geçmişte tek bir zeytin ağacının bile olmadığı topraklarda dikime başlanıyor.
Rastgele bir girişim değil bu; yıllar süren araştırmanın, emeğin ve doğru yer seçiminin ürünü.
Bugün geldiğimiz noktada Manisa Köprübaşı zeytincilikte bir adım öne çıkarken, zeytinle anılan Mudanya, Gemlik, İznik ve Orhangazi’de manzara farklı bir yöne evriliyor.
Bir zamanlar bereket fışkıran toprakların yerini, giderek daha çok beton, daha çok kuru ve kasvetli yapı alıyor.

Zeytin ağaçlarının ihtişamı yerine kar amaçlı projeler yükseliyor.
Oysa Mudanya, sadece sofralık zeytinde değil, zeytinyağında da güçlü bir kimliğe sahip bir ilçe.
Bu kimliğin tamamen kaybolmaması için son yıllarda verilen mücadele ise umut verici.
Hayri Türkyılmaz döneminde belediye arazilerinde (Yol kenarlarından orta refüjlere, atıl parsellere kadar) varlığını sürdüren zeytin ağaçlarından toplanan ürünler yağa dönüştürülüyor, sosyal belediyecilik anlayışıyla ihtiyaç sahiplerine ücretsiz dağıtılıyordu.
31 Mart 2024’te Mudanya Belediye Başkanı seçilen Deniz Dalgıç, bu anlayışı daha da ileriye taşıma hedefiyle önemli bir adım atıyor. Belediye bünyesinde bir zeytinyağı fabrikası açmaya hazırlanıyor.

Duyuruyu dün kamuoyuyla paylaştı:
“Mudanya İmece Çepni Zeytinyağı Fabrikamız açılıyor.
Mudanya’nın zeytin üretimini güçlendirecek, üreticilerimizin emeğini hak ettiği değere dönüştürecek zeytinyağı fabrikamızı hizmete alıyoruz.
Tüm hemşerilerimizi bekliyoruz.
21 Kasım Cuma.”
Bu açıklama, sadece bir fabrika açılışının duyurusu değil; kamunun, üreticinin yanında durduğu yeni bir dönemin de işareti.
Çünkü kamu, piyasada üreticiye kalkan olduğu ölçüde anlam kazanır.
Üretici, devletin ve belediyenin koruyucu gücünü arkasında hissettiğinde tüccarın karşısında daha güçlü durabilir.
Mudanya Belediyesi’nin İmece Çepni Zeytinyağı Fabrikası ile attığı adım tam da bu yüzden önemli.
Eğer bu girişim sürdürülebilir bir zemine oturtulabilir, yıllara yayılan bir istikrarla desteklenebilirse Mudanya yeniden zeytine sarılan, zeytini geleceğin bir değeri olarak gören bir ilçe haline gelebilir.
Belki de asıl mesele şu:
Zeytinden vazgeçen bir şehir mi olacağız, yoksa zeytinin bereketini yeniden sahiplenen bir Mudanya mı?
Cevap, atılan adımların kalıcılığında gizli.