Başbakan Davutoğlu'ndan ilk açıklama geldi
Başbakan Ahmet Davutoğlu AK parti grup toplantısında konuştu. Davutoğlu kendi işini kuran engelli vatandaşlara 36 bin liraya kadar hibe destek verileceğini ve fidan dikiminde çalıştırılmak üzere 6 ay için 120 bin kişinin işe alınacağını açıkladı.
GÜNDEM , 02 Mart 2015 Pazartesi, 12:41
Başbakan Davutoğlu'ndan ilk açıklama geldi
İşte Portekiz ve ABD ziyaretleri nedeniyle 1 gün erken yapılan grup toplantısında Davutoğlu'nun konuşmasından satır başları:

Beklentimiz talebimiz 2013 Mart’ında yapılan açıklamada, birkaç ay içinde silahlı tüm unsurların Türkiye’yi terk etmesiydi. Tam biz bu yola çıkmışken gezi provokasyonlarıyla Türkiye’nin sokaklarını birbirine kattılar ve bu süreç yavaşladı. Onlar için yavaşlamış olabilir ama biz ne gerekiyorsa yapmaya devam ettik. Demokratikleşme paketini başbakanımız olan cumhurbaşkanımız açıkladı. Kasım ayında yeni bir ümit yeşermişti 17-25 kumpaslarıyla bu sürecin önüne geçilmeye çalışıldı. Ne zaman çözüm süreciyle biz bu milletin fertleri arasında kardeşlik tohumlarını fidan gibi büyütmeye başlamışsak birileri çözüm sürecini baltalama faaliyetine giriştiler.

Kumpaslara milletimiz seçimlerle cevap verdi. biz haziran 2014’te çözüm sürecini yasalaştırdık. Yaptığımız ilk çalışma çözüm süreci yasasına dayalı olarak kurumları oluşturmak oldu. en geç 15 günde bir çözüm süreci kurulunu toplayarak durumu değerlendirdik. 6-7 ekim Kobani olayları tamda yeni bir ümit ortaya çıktığında yapılan provokasyondur. İç güvenlik reformu, alınan bir tedbirdir. Çözüm sürecinin önünü açacak bir tedbirdir. Kimsenin şehirleri sokakları kaosa dönüştürerek kardeşlik projesini sabote etmesini engelleyecek bir yasa tasarısıdır. Onu engelleyen bir şart da değildir. Bir taraftan özgürlüklerin korumasıyla kamu düzeni demeye devam edeceğiz, diğer taraftan da cumartesi yapılan açıklamanın özü olan silahsızlanmayı demokratik siyaseti savunmaya devam edeceğiz.

“CUMARTESİ GÜNÜ YAPILAN AÇIKLAMAYLA YENİ BİR AŞAMAYA GELDİK”

Cumartesi günü yapılan açıklamayla yeni bir aşamaya geldik. Üç hususa dikkat çekmek istiyorum, yeni bir dönem başlıyor. Birincisi ortak aidiyet duygusunun güçlendirilmesi. 77 milyon vatandaşımızın bu ülkeye tam bir ortak aidiyet bilinciyle bağlanması en önemli teminatımızdır. Tarihdaşlık ve vatandaşlık. Şimdi düşününüz Alparslan’ın Malazgirt’e yürüyen ordusunda Türkler de Kürtler de vardı. Selahaddin Eyyübi’nin ordusunda da vardı. Sarıkamış’a yürüyen gençler her etnik ve mezhebi gruptan gençlerdi. Çanakkale’ye yürüyen gençler de istiklal için yürüyen gençler arasında bu toprakların bütün evlatları vardı. Ortak tarihdaşlık bilincimizi korumaya devam edeceğiz. Bu ortak tarihi aşıp hani ki onlar da bizim medeniyetimizin parçasıdır, Osmanlı ve Selçuklu’yu unutturarak değil, Mezopatamya’da oradaki Eyyubileri Akkoyunluları unutturarak bu milletin fertleri arasında iki ayrı tarih varmış gibi bilinç oluşturmaya çalışanlara karşı, biz inadına Alparslan’ın Süleyman Şah’ın o yolda yürüyenlerin takipçisiyiz demeye devam edeceğiz. Bu yürüyüş gibi son şah Fırat operasyonunda Karakozak’a yürüyenler arasında Türkiye’nin her yerinden askerlerimiz vardı.

“İKİNCİ AYAK DEMOKRATİK SİYASET”

İkinci ayağı ortak vatandaşlıktır. Vatandaşlık söz konusu olduğunda biz kimsenin etnik mezhebi kökenine bakmayız. Modern çağdaş devletin vatandaşları olarak eşit haklara sahiptir. Bundan sonra dışlayıcı reddedici fişleyici ayrımcılıklara son verilmiştir. Yeni Türkiye vatandaşların eşit olduğu, eşit haklara sahip olduğu bir Türkiye’dir. İkinci ayak demokratik siyaset. Eğer bir ülkede demokrasi varsa bütün dertlerin şifası da var demektir. Demokrasi bütün insanlara özgürlük alanını açar. Demokrasinin olduğu yerde şiddet kültürü gelişmez. Demokratik siyasetin olduğu yerde artık silahlara dayalı mücadele yürütmek isteyenlerin, bunun haklı zemini olamaz. Herhangi bir kesimin silah dilini kullanması kesinlikle o demokrasiye yapılabilecek en büyük saldırıdır. Bu açıklamayla demokratik siyasete yapılan çağrı olumludur. Tabi göreceğiz, artık Türkiye’nin herhangi bir yerinde silah dilinin uygulanmaması lazım. 6-7 ekim olaylarında olduğu gibi demokrasiye yakışmayan görüntülerin çıkmaması lazım.

HDP’ye seslenerek söylüyorum, kimin ne derdi varsa tartışacağı yer TBMM’dir. Kimin ne derdi varsa başvuracağı makam silah değil millettir, terör değil halktır, savaş değil barıştır.

“KAMU DÜZENİNDE TAVİZ VERMEYİZ”

Biz her şeyi tartışmaya açığız. Ama 2013’te olduğu gibi yine eğer silahları bırak çağrısının ardından oyalamalar başlar, silahlar başka şekilde dile getirilmeye kalkılırsa, kamu düzeni söz konusu olduğunda hiçbir taviz vermeyeceğimizin de herkes tarafından bilinmesi lazım.

Üçüncü önemli husus ortak gelecek bilincidir. Şu anda biz burada konuşurken Diyarbakır’da, Edirne’de, Konya’da bebekler doğuyor. Bizim burada, TBMM’de konuşurken hepimizin zihninde bebeklerin hangi etnik ve mezhebi arka plana sahip olursa olsun 20 yıl sonra nerede bulunacaklarıdır. Bu bebekler tahrikle büyüdüklerinde çatışma alanında mı buluşacaklar yoksa onurlu geleceği birlikte mi inşa edecekler. Eğer 1980-90’larda bu kürsüde olanlar, o gün doğan bebekler için geleceğinde nerede olacaklar sorusunu sormuş olsalardı bu kadar çok şehit vermezdik, can kaybetmezdik, bu kadar annenin gözyaşları akmazdık.

“BUGÜN DOĞAN BÜTÜN BEBEKLERİ SELAMLIYORUM”

Önümüzde Suriye ve Irak’ı görerek diyoruz ki Türkiye’yi o ülkelerde olduğu gibi kardeş kavgasına götürmenin kimsenin gücü yetmeyecektir. Bugün doğan bütün bebekleri selamlıyorum. Onlar yeni Türkiye’nin inşa edicileri olacaklar.

“8 MART’TA MARDİN’DE GAP EYLEM PLANINI AÇIKLAYACAĞIZ”

Geçmişte olduğu gibi çözüm sürecine kesinlikle Türkiye’nin ekonomik kaynaklarının israf edildiği bir gelecek oluşmasına izin vermeyeceğiz. Önümüzdeki hafta 8 Mart’ta Mardin’de GAP eylem planını açıklayacağız. Yeni Türkiye’yi adım adım inşa edeceğiz. Her ilde üniversite kurmak gibi, her ilimize havaalanı inşa etme düşüncemiz, Türkiye’nin illeri arasında bir fark olmaması için. Onun için çözüm süreciyle ortaya çıkan ortamın, Türkiye’nin ekonomisine ivme katacağına inancımız sonsuzdur. İşte o zaman gelin Türkiye’yi görün. Oluşacak olan barışla Sakarya’yla Fırat Edirne ile Hakkari el ele olacak.

“HEP BERABER BARIŞ KARDEŞLİK DİLİ KONUŞALIM”

Buradan çözüm sürecinin özelliklerini vurguluyorum. Millidir, özgündür ve yerlidir. Çağrıda bulunmak istiyorum, bütün taraflara. Daha önce olduğu gibi çözüm sürecinin önüne, oyalamalarla engel çıkarılmasın. Söz verildiği üzere silahlar, şiddet kültürü tümüyle tasfiye edilsin. Hep beraber barış kardeşlik dili konuşalım. Geleceği inşa etmek için ne gerekiyorsa bu adımları atalım. İhya edelim. Ama düşmanlık ve fitne tohumu ekmek isteyenlere karşı omuz omuza duralım.

MUHALEFETE: “BU YENİ BİR GÜNDÜR”

Muhalefet partilerine seslenmek istiyorum. Bu yeni bir gündür. Ak Parti başından itibaren ilkeli davrandı. Türkiye cumhuriyeti devletinin birliğini dirliğini istikbalini hiçbir zaman tartışma konusu yapmadı. Bu ülkenin birliğine kim kast ederse karşısında AK Parti kadrolarını bulacaklardır.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR