Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 1 Nisan vurgusu
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında soruları yanıtladı. AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile İstanbul'da 39 ilçenin belediye başkan adayları da programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşlik etti.
GÜNDEM , 29 Mart 2019 Cuma, 22:54
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 1 Nisan vurgusu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

59 il yaptık ve 59 ilin dışında da bugün tabii bu ilçelerimizle birlikte 29 tane de ilçe yapmış olduk. Yarın da 6 ilçe yapacağız. Böylece de 35 ilçeyle de bunu tamamlamış olacağız. Fakat bu arada gerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Binali Bey olsun gerek Ankara'da Mehmet Özhaseki Bey olsun, İzmir'de Nihat bey olsun, bütün arkadaşlarım ilçe belediye başkanlarıyla birlikte gerçekten çok yoğun bir performansı ortaya koydular. Kaldı ki bizim bu seçimlerdeki bir özelliğimiz de Cumhur İttifakı olarak çok farklı bir performans izledik. Çünkü çalışmazsak netice almak da mümkün değil. Hele hele de bir beka meselesi gündemde olunca bu beka meselesinde de bunu milletimize iyi anlatmak ve neticesini de buna göre koparmamız lazım.

Karşımızda bir zillet ittifakı, bir illet ittifakı var. Bunun karşısında da Cumhur İttifakı olarak bizim güçlü bir çıkış yapmamız lazım. Bu yerel seçimleri de kesinlikle Cumhur İttifakı'nın lehine çevirerek özellikle de 1 Nisan'dan itibaren Türkiye'de yeni bir güne çıkmamız lazım. Çünkü çıkıyor bir tanesi diyor ki, 'bu bir intikamdır.' Bunun herhalde bir yerlerden zoru var. Bütün bunlar karşısında biz tabii vakur bir şekilde yolumuza devam ederken bunların intikam gibi ifadeler kullanması, öbür taraftan yalanlarla dolu bir kampanya sürdürmeleri, bunlar bize yakışmazdı. Biz bu yollara tevessül etmeden işi kararlı, ciddi ve yoğun çalışmayla sürdürdük ve projelerimizi anlattık. Proje bazlı bir çalışmayı bütün belediye başkanı arkadaşlarım, büyükşehirler olsun, tüm ilçe belediye başkanlarımız olsun yapacaklarını anlattılar. Yapacaklarını anlatmak suretiyle de bunu milletimize sundular. Ben de bu bakımdan Pazar akşamının inşallah Cumhur İttifakı olarak, partimiz olarak çok hayırlı neticeyle sonuçlanacağına inanıyorum.

Doğduğumuz büyüdüğümüz bir vilayet burası. İstanbul tabii tarih itibarıyla da bir payitaht. Bu tarihin kayıtlarında müstesna bir yeri olan ve uluslararası camiada gıpta ile bakılan bir şehir. Kimler İstanbul'u kendi stratejik kayıtlarına almadı ki? Kimler bu stratejik kayıtlar içerisinde İstanbul'u hedef göstermedi ki? Ama tabii bizim İstanbul'la ilişkimiz ise sevgili peygamberimizin müjdesine dayalı olandı. Onun için 1453 çok anlamlıdır. Bizim için 1453 ne kadar anlamlıysa bunun karşısında olanlar, işte Gezi olaylarında yaşadık ya, 'zulüm 1453'te başladı' diye duvarlara yazanlar vardı ya. İşte bunlar da aynen Haçlı zihniyetinin Türkiye'de yani içimizdeki uzantılarıdır. Bu denli İstanbul önemlidir.

ORADA DA BU İŞİ BAŞARAMADILAR

En son Çanakkale... Bu mücadele niye verildi? Çanakkale'deki hedef neresiydi? Çanakkale miydi? Hayır. Çanakkale'yi aşıp İstanbul'a girmekti. Ama Gazi Mustafa Kemal'in liderliğinde o zaman hey on beşli on beşli hadisesindeki o on beş yaşındaki yavrular, o kuzular, kınalı kuzular hepsi tıp öğrencileri vs. Asker yok, beklenen sayıda böyle bir şey yok, teknoloji ise hepsi düşman kamplarının içerisinde ve Seyit Onbaşı gibi birçok kendini o yola vakfeden Mehmetçiklerimiz Çanakkale'de onlara geçit vermediler ve Çanakkale'nin sularına onları gömdüler ve İstanbul orada virgül değil, noktayı koydu. İşte o Çanakkale geçilmez ifadesi İstanbul içindir. Orada da bu işi başaramadılar fakat iş bitti mi bitmedi.

16 bin 500 kilometreden Yeni Zelanda buraya geldi. Avustralya buraya geldi. Niye geldiler? Neydi dertleri? İstanbul... Onun için İstanbul bizim için çok önemli. Bakın onlar hala İstanbul demiyor. Kostantinapol diyor. Biz bu şuur içerisinde evlatlarımıza bir defa İstanbul'un bu gerçek durumunu bu manevi konumunu çok iyi anlatmamız lazım. Oturduğun bu şehir rastgele bir şehir değil. Bu şehrin bir farklılığı var. Biz de bu sevda ile doğduğumuz şehre aşık olduk. Benim doğduğum yer, İstanbul'un müstesna yerleri değildi. Ben Kasımpaşa'nın bir kenar köşesinde doğdum. O da tarihi itibarıyla önemli bir yerdi ama. Çünkü bütün Osmanlı ordularının okçularını yetiştirdiği yerin kenarında olan bir mahallede doğdum. İki odalı bir kirada oturduğumuz evde büyüdük, oradan geldik. Zaten Binali Bey de aslında Kasımpaşalıdır. O tabii Erzincan'dan çıktı oraya geldi. Daha sonra yollarımız bu davada birleşti. Beraber bu yolda yolculuğumuz devam etti. Tabii 40 yıllık bir siyasi geçmişim var. Siyasette şu andaki siyasi partilerin başında olanların hiçbirinin gençlik kollarından yetişim buralara kadar geleni yok. Kimisi gökten zembille inmiş, kimisi farklı yolarla gelmiş. Biz de gençlik kollarından itibaren siyasetin içinden gelmiş büyümüş, bunun da ilk başladığım yer Kasımpaşa. Ondan sonra İstanbul derken merkez karar yürütme derken yürüdük.

ÇOK CİDDİ YATIRIMLAR SIĞDIRDIK

Beyoğlu belediye başkanlığı seçimleri ilk adımdı 89. 94, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, zaten Büyükşehir Belediye Başkanlığı adımını attığımız adan itibaren İstanbul'a aşkımız orada tescillendi. İstanbul'a yapmamız gerekenlerin en idealini, en güzelini yapmak için bir yarışın, bir mücadelenin içerisine girdik. Tüm belediye başkanı arkadaşlarım, o zamanki ilçe belediye başkanlarımız el ele verdik. Çok farklı bir şekilde dünyadaki yapılanları da yerlerinde incelemek suretiyle bu adımı attık ve İstanbul'a çok kısa zamanda çok çok ciddi yatırımlar sığdırdık. Ben o zaman 2,5 milyar dolar borçla Büyükşehir Belediyesini devraldım. Bıraktığımda yaptığım yatırımlar bir kenara 1 milyar 250 milyon dolarla borç olarak bıraktım. Yatırımlarımızın rakamsal olarak boyutu tarif edilemeyecek kadar büyüktü.

ÇÖP YIĞINLARINDAN BİZ KURTARDIK

Bir şeye inanıyorduk. Başarıda insan yönetimi, bilgi yönetimi, finans yönetimi çok önemli. Bu üç şeyi başardığınız zaman zaten gerisi geliyordu. Biz de bu yatırımlarla birlikte İstanbul'u o 4 buçuk yılda bir defa ulaşım altyapısından tutun da üstyapıdaki yaptığımız yatırımlara, ki dedik ki biz deniz taşımacılığına da İstanbul'da önem vermemiz lazım. Binali Bey'i de o zaman İstanbul Deniz Otobüslerinin başına getirdik. İthal ettiğimiz deniz otobüsleriyle beraber deniz taşımacılığında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çok ciddi adımlar attık. Her şeyden önemlisi bir defa CHP'nin tanımı olan çöp, çukur, çamur... Bunlardan İstanbul'u kurtarmamız lazımdı. Çöpten kurtarmak için hemen süratle attığımız adımlarla beraber bir defa İstanbul'u bir yılı bulmadı çöp yığınlarından kurtardık.

1 MİLYON 250 BİN HANEYE DOĞALGAZ VERDİK

O ara Habitat 2 Toplantısı vardı İstanbul'da ve Habitat 2 Toplantısı'nın sonuç bildirgesinin içine dünyanın en temiz şehri olarak İstanbul girdi. Çok manidardır. Bu kadar kısa sürede alıyorsunuz bu temizlik, çöp olayını hallediyorsunuz. Hatırlarsanız o zamanlar maske dağıtıyordu Sabah gazetesi o zamanki. Biz süratle buna da el attık. Tabii 50 bin haneye CHP yönetimi o zaman doğalgaz verememişti. Ama ben belediye başkanlığını bıraktığımda 1 milyon 250 bin haneye doğalgazı verdik. Şu anda Büyükşehir Belediye Başkanımıza sordum. Şu anda da 5 milyon 350 bin haneye İBB doğalgazı vermiş durumda. İstanbul'da şu anda hava kirliliği yoksa bunun sebebi de bu. Bir diğeri önemli olan su meselesiydi. Onun da çözüm önerisi lazımdı. İki kanadı vardı bu işin. Bir Ömerli kanadı, bir Terkos kanadı... Bunun içinde Isranca Dağlarından İstanbul'a, Terkos'a suyun gelmesi gerekiyordu. Oradan da yaklaşık 140 kilometre dağları delerek Terkos'a su getirdik.

"ANKET FİRMALARININ HEPSİ İFLAS EDECEK"

Şu anda bunu söylemek belki erken. Yani çok değişik şeyler konuşuluyor. Bir defa bu seçimlerde anket firmalarının hepsi iflas edecek. Şu anda bizim çok sayıda anket firmalarıyla gerek belediyelerimizin gerek bizim bazı çalışmalar var. Bakıyoruz ki birbirinden o kadar uzak o kadar uzak neticeler önümüze geliyor ki belli ki bunların hiçbirisi bir şeyi tutturamayacak. Ya onlar tamamıyla bu işi sipariş üzerine yapıyorlar ya birbirleriyle denekler üzerinde ayrıca çalışmaları var. Tabii bunlar olduğu zaman sağlıklı neticeler ortaya çıkması mümkün değil.

"SEN GEL AMA GELMEYENİ DE AL"

Şu andaki görüntü, biz tabi yüzde 85, 86 gibi katılımları Türkiye gördü. Bunu dünyada gören bir ülke yok. Bu konuda Türkiye örnek. Böyle bir durumu var. Bu seçimde bu olur mu olmaz mı? Ben konuşmalarımda katılıma özellikle vurgu yapıyorum. Halkımızın bu seçime katılımını teşvik ediyorum. Bu katılımı sağlayacağız ki inşallah seçim neticeleri üzerinde farklı bir etki doğuralım.

Her zaman söylediğim gibi 'demokrasi yerelde başlar, genelde değil. Demokrasi yerelde başladığı zaman geneli güçlü kılar.' Onun için de burada özellikle bu büyükşehirlerde, 30 büyükşehirde yapılacak olan seçim ve katılım çok çok önemli. Halkımızın da bu seçimlere katılımı bizler için büyük önem arz ediyor. Şu anda meydanlardaki dile bakarak değerlendirirsek, ben katılımın yüksek olacağına inanıyorum. Çünkü meydanlar çok iyi. Bunlar gösteriyor ki şu anda halk artık bu işi tam manasıyla hazmetmiş, inanmış ve kendini pazara hazırlıyor. Biz de diyoruz ki Cumhur İttifakı olarak, ey benim vatandaşım, ey sevgili bu işi ihmal etme. Sen gel ama gelmeyeni de al gel. Çünkü meydanlar bir siyasi partinin, ittifakın bu ülkeye dair söyleyeceği sözün asıl yeridir. Miting alanları adeta siyasetin bir Kırkpınar'ıdır.

"DAVAYA İHANET EDENİN TEKRAR ORADA YER ALMASI OLACAK BİR İŞ DEĞİL"

Bakıyorsunuz bazıları böyle garip garip, diyelim ki aday yapmadınız. Aday yapmadığınız kişi hiç olmayacak bir siyasi partiden aday oluyor. Yeter ki aday olayım. Tabii bunları gördüğümüz zaman bunlara bizim bir sinyal vermemiz lazım. Bir de hep söylediğim bir ifade var, "bu trenden inen bir daha bu trene binemez." Bunu da geçmişte çok yaşadık.

Bakıyorsun bizim partinin elemanı. Ayrılıyor, belli bir süreyi geçiyor yönetemiyor orayı, gidemiyor, tekrar dönmek istiyor. Tekrar dönmek istediği zaman da ister istemez teşkilatımız diyor ki, "bu bize ihanet etti bunu ne olur almayalım." O da haklı. Niye? Çünkü bizim partimiz sıradan bir parti değil. Biz partimize bir dava olarak bakıyoruz.

Dava olarak baktığımız için de davaya ihanet edenin tekrar orada yer alması olacak bir iş değil. Bir yerde siyasi ahlak meselesi. Siyasi ahlaktan ödün vermeye başladığımız zaman bu işin kaderi üzerinde teri olanlar, işte o küskünler dediğimiz olaylar bunu doğurur. Artık bu küskünler ordusu meydana gelmesin, böyle bir şeyler olduysa artık sizler de affedici olacaksınız.

Çünkü karşımızda sıradan bir blok yok. Bir tarafta bu ülkenin tarihinde kara lekeleri olan bir CHP var, onun yanında Kandil'in desteklemiş olduğu malum siyasi parti var. Öbür tarafta içi karma karışık bir İyi Parti var. Bir de bakıyorsunuz yanda bir Saadet Partisi var. Dörtlü bir mekanizma, bu dörtlü mekanizmaya karşı da bizim dikkatli olmamız lazım. Sen bir dava adamıysan davada küslük olmaz.

"YUSUF TAM BİR AHLAK DERSİ VERDİ"

Meral Hanım'ın yanındaki yandaşları bu ama öbür tarafta Yusuf'umuzun duruşu bu. Yusuf'un bugün de bir defin olayı vardı. Arkadaşlar da onu bu akşam buraya davet etti. Bu akşam da çıktı buraya geldi. Şimdi bir şey var. O, mensubu olduğu partinin broşürünü dağıtıyor. Ben tabii Yusuf'u bu sebeple şahsım, partim, milletim adına kutluyorum. Demek ki lise mezunu da olarak bizim böyle gençlerimiz var. Yusuf'un yaptığı, o provokatör kadına ve onun temsil ettiği zihniyete verilen bir ahlak dersidir. Tam bir ahlak dersi verdi.

Meral'in de ders alması lazım. Bak senin yandaşların bunlar ama öbür tarafta işte Yusuf, o da bu. Alırsın, almazsın. Olayı makarnaya niye getiriyorsun. Makarna işi AK Parti'nin işi değil ki, makarna işi CHP'nin işi. Milleti göbek kaşıyanlar, makarnacılar diye yaftalayanlar onlar. Bizim parti olarak, belediyelerimiz olarak, biz her yerde fakir fukaraya her türlü yiyecek içecek dağıtmışızdır, bundan sonra da dağıtırız. Bu bizim sosyal belediyecilik anlayışımızın gereğidir.

EDİRNE BELEDİYE BAŞKANININ 15 TEMMUZ'DAKİ GÖRÜNTÜLERİ

15 Temmuz 2016 bu devlete karşı darbe girişimi olayında, tabii olayın bir defa iki anı var ki çok önemli. Bir 23.15, bir de 01.15, iki saat ara. Tabii Bay Kemal, 23.15'te Atatürk Havalimanı'na iniyor. Oradan FETÖ'cüler, tankların arasından bunu alıyorlar ve Bakırköy Belediyesi'ne gönderiyorlar. Biz de 01.15'te oraya indiğimizde on binler havalimanında. 16 saat yaklaşık ben de orada kaldım. Valimiz, Birinci Ordu Komutanımız, şimdi Kara Kuvvetleri Komutanı, oradan süreci yönettik. Oradan süreci yönetirken bunların genel başkanı kalkıp da oradan tankların arasından kaçıp Bakırköy Belediyesi'ne giderse, onun arkasından gelenlerin de onların da bu tür kadeh tokuşturması ve o geceyi bu şekilde eğlenerek geçirmesi çok çok da anormal değil.

"BİZ DE BUNLARIN TAKİBİNİ SÜRDÜRECEĞİZ"

Onlar tabii şimdi ortaya çıkıyor. Biz de bunların takibini süreceğiz, bunu bırakamayız. Şu anda bu adam Edirne'de tekrar belediye başkan adayı. Bunlardan bu vatana fayda gelmez. Bu tabii şu anda Kılıçdaroğlu'nun sadece tek yanlışı değil ki. Adalar'da belediye başkan adayı. Kim bu belediye başkan adayı? Geçen gün kendisi orada İstiklal Marşı'nı okuyor Bay Kemal, ama onun adayı İstiklal Marşı'nı okumuyor. Oradan insan bir kendine çeki düzen vermez mi? Şu anda Türkiye'de HDP'liler kongrelerinde, hiçbir yerde İstiklal Marşı okumazlar. Hatta bayrağımızı bile asmazlar. Şimdi Bay Kemal bunlarla ortaklık yapıyor. Kılıçdaroğlu'nun ortakları bunlar. Bunlarla bu ortaklığı yapan kişiler Türk siyasi hayatına yön verebilir mi? Bunu bizim vatandaşımıza anlatmamız lazım.

"FETÖ'CÜLERİN ŞEREFİNE KADEH KALDIRIYOR ADAM DÜŞÜNÜN"

Benim şahsen bu şahsın böyle bir yola tevessül ettiğinden haberim olmadığı gibi bu şahıs bizim partimize girmeye tevessül etti. Belediye başkanlığı döneminde bize geçme teşebbüsü oldu. Sonra birçok arkadaşlarımız bu adamın böyle böyle olumsuz yönleri var, bu bize yakışmaz dediler. Biz de onun için dedik ki madem böyle bir durum var söz konusu değil bunu yaklaştırmayalım. Kaldı, 36 yıl önce ne diyor? "Haberdar değildik" diyor. Şimdi haberimiz var diyerek eğleniyor. FETÖ'cülerin şerefine kadeh kaldırıyor adam ya düşünün. İstikametini tam kaybetmiş. Bütün bu olanlardan da bu haberdar. Böyle bir durum söz konusu. Genel başkanı da çay ve kahve eşliğinde darbeyi Bakırköy Belediye Başkanı'nın evinden izliyor. Birbirlerinden farkı yok.

"KURLARDAKİ OLUMLU GELİŞMELER ŞUAN BAŞLADI"

Yerel seçimle genel seçimin öncesinde bu tür adımların atılmasını artık benim milletimin tefrik etmesi lazım. Bir yerel seçimin öncesinde bu tür ekonomik türbülanslar meydana getirilmeye çalışılması, eğer güçlü bir iktidar varsa bunları zaten rahatlıkla savuşturur. Bizde de yerel seçimin öncesinde bir defa böyle bir yola tevessül etmeleri, kendilerinin ne kadar bu işten uzak olduğunu, bu işten anlamadıklarını ortaya koydu. Bir anda ters köşe oldular. 7 bin 500'ü gördüğü zamanları yakalayacaklarını zannettiler. Yakalayamadıkları gibi de son hazırladıkları bir raporla şunu söylediler: "Bundan sonra seçimlere bir ay kalaya kadar raporlar çıkabilir ama bir ay içerisinde artık biz rapor yayınlamayacağız." diye açıklama yapmak zorunda kaldılar.

Demek ki Türkiye Cumhuriyeti bu noktada artık tamamıyla güçlenmiş, güçlendiğinin yanında da artık bu tür şeyleri yutmuyor. Şimdi Ziraat Bankası'nın bu noktadaki bugün aldığı netice, sendikasyon olarak bunun göstergesi. Demek ki bankalarımızın gücü de bu noktada çok çok ileri bir konumda. Bunun yanında yine Amerika'sı, onların orada dünyayı adeta söğüşleyen mekanizmaları da bu işin tutmadığını, bunun artık tutmadığını gösterdi.

Biz hamdolsun bu süreci Hazine Maliye Bakanlığımız olsun, diğer arkadaşlarımız olsun gayet başarılı bir şekilde atlattıkları gibi enflasyonda her ne kadar yavaş yavaş da olsa geriliyor. Ama faizde, politika faizinde Merkez Bankası'nın belli bir duruşu var. Kurlardaki olumlu gelişmeler şu an başladı. Tabii ideal bir konumda olmasa da şu anda olumlu bir sinyal ortada. Bunun da aşılacağı biliniyor.

Bir gerçeği milletime duyurmak isterim. Bu bir yerel seçim. Yerel seçimde kim kazanırsa kazansın, kazananlar Türkiye'de ekonomiyi yönlendirebilecek mi? Yönlendirecek olan kim? Yine bu ülkenin yönlendirecek olan kim? Yine bu ülkenin şu anda başkanlık sistemine geçtiğimiz için yine şahsım ve kabinem. Biz yönlendireceğiz. Ama bunlar öyle bir anlatım işine giriyorlar ki sanki yerel yönetimde aldığı neticeyle Türkiye'nin ekonomideki geleceğini tayin edeceklermiş gibi bir havanın içerisine giriyorlar.

Onlar bir defa aldıkları belediyeyi yönetebilme kabiliyetini ortaya koysunlar yeter. Personel maaşlarını ödesinler yeter. Onu başaramayacaklar. Şu anda elimde o belediyelerin, özellikle muhalefetin belediyelerinin listeleri var rezillik. Borçlar almış başını gidiyor. Eğer özellikle de devlet bankalarının dışındaki bankalarından bunlara birçok el koyma gelirse şaşırmayın.

Bu noktada özellikle şu anda merkezi yönetimin belediyeleriyle dayanışma içerisinde yürütmesi başka bir şey, bir de ekonomiyi Türkiye'de belediyeler yönetmez, ekonomiyi Türkiye'de merkezi yönetim yönetir, şekillendirir. Eğer merkezi yönetimde güç varsa o zaman belediyelerde de güç olacaktır. Altyapısıyla üstyapısıyla biz birçok yerde hatırlayın biz HDP'li belediyelere bile imkanları yoktu, onlara merkezi yönetim olarak su götürdük.

"BU SÜRECİ HIZLANDIRACAĞIZ"

Bir defa Türkiye'nin tabii bir numaralı baş belası diyeceğimiz konu malum terör. Yatırımcı terörün olduğu bölgeye gelmiyor. Bu noktada da Türkiye'de Güneydoğu, Doğu Anadolu bölgelerimizde özellikle terör nedeniyle yatırım yapmak isteyen, oranın evlatları bile yatırım yapmaktan kaçınıyor. Yabancı yatırımcı ise, bizim o bölgeye verdiğimiz yüksek teşvikler var. Onların üzerinde biz seçim sonrası çık farklı bir çalışmaya gideceğiz. Şu anda onlar bizim portföyümüzde var. Biz diyoruz ki, orada size her türlü güvenceyi vereceğiz, gel yatırımını yap. Bu konuyla ilgili bu portföyü hızlandıracağız, bunların üzerine gideceğiz.

Bizim bir de stratejik yatırımlar konusunda büyükşehirlerimiz, İstanbul, İzmir, buralarda da 6. bölgelerdeki teşviklerimiz nelerse bu bölgelerde de, birinci, ikinci bölgede onlara aynı imkanları tanıyoruz. Biz bu tür yatırımcıları buraya çekmek için yoğun bir faaliyetin içine bu seçimden sonra gireceğiz. Önümüzde az önce ifade ettiğimiz gibi bir sıkıntılı dönem yok artık. 4 buçuk yıl önümüz rahat, huzurluyuz. Yerelde de, genelde de... Daha önce gerek 2001 krizinden gerekse küresel krizden elde ettiğimiz kazanımlar ve öğrenilen dersler tabii bize önemli bir dayanak oldu. Onlar geride kaldı. Çok farklı bir sürecin içine giriyoruz. Bunu tüm ekibimizle bir de özellikle belediyelerimiz, başta büyükşehir belediyelerimiz olmak üzere bu süreci hızlandıracağız.

"SEÇİMDEN SONRA BUNU GÖRECEKLER"

Bizler ciddi manada yatırımcılar bulmak suretiyle, şu anda hazır bekleyen yatırımcılar var. Bunlarla beraber atacağımız adımlarla birlikte istihdamda çok ciddi bir imkan doğacak. Şu anda bunlar masamızın üstünde. Bunlarla bazı görüşmeleri ilgili bakan arkadaşlarım da yapıyorlar, sürdürüyorlar. Bunlarla birlikte bu adımlar atıldığı anda, bazıları bir yıl, bazıları iki yıl içinde bu yatırımlar neticesini vermeye başlayacak. Onlar geleceği görmek istiyorlar. Seçimden sonra bunu görecekler. Görmenin yanında tabii bu belediyeden kaynaklanan bir şey değil. İşi belediyeyle yapmayacak. İşi merkezi yönetimle yapacak. Biz de bu adımlarla onlara başlayın diyeceğiz.

"CİDDİ MİKTARDA ARTIYOR"

Yaz mevsiminin de gelmesiyle turizmde ciddi bir patlamamız var. İyi bir noktaya doğru gidiyoruz. Burada 40 milyon dışarıdan, 6 milyon da bizim kendi turistlerimiz olmak üzere 46 milyonu yakaladık. Bu dönemde hedef 50'nin üzerine inşallah çıkacağız. Türkiye bu konuda şu anda patlamaya hazır bir ülke konumunda. Tarımda, tarım endüstrisinde, deri teknolojileri, savunma sanayisinde çok farklı gelişmeler var. Bu konuda uluslararası planda dayanışma halinde olduğumuz ülkeler var.

Savunma sanayisinin ihracatı ciddi miktarda artıyor. Bunlarda ciddi gelişmeler oluyor. Bunlar tabii yerel yönetimlerle olmaktan çok bizim genelde atmamız gereken adımlar.

"AYASOFYA'YI O ASLİ KÜNYESİNE SOKMAMIZ LAZIM"

Ayasofya müze midir? Cami midir? Önce bunu çözmemiz lazım. Müze statüsünü Ayasofya yeni kazanmıştır. Önce bir defa Ayasofya'yı o asli künyesine sokmamız lazım. Nedir? Camidir. Bunu bir defa halletmemiz lazım.

Bir diğeri, diyorlar ki Sultanahmet'e ücretsiz giriliyor. Ama Ayasofya'ya müze statüsünde olduğu için ücretli giriliyor. Biz de dedik ki bu halledilir. Onun için Ayasofya'ya da ücretsiz girmeyi sağlamamız, içeride ciddi bazı mimari müdahalelerin yapılması lazım. Bu mimari müdahaleden kastım, bu girişlerin daha rahat olması için zemin yoklamalarının yapılması, bu zemin yoklamalarıyla birlikte oradaki manevi havayı aslına rücu ettirecek bir adımın atılması lazım. Bunun için, seçimden sonra dedik biz bunu oturup çalışalım, yasal anlamdaki adımları atalım, bu adımları atmak suretiyle burayı Ayasofya müzesi değil, Ayasofya Camii olarak bir defa devreye sokalım.

İbadete açılma safhasıyla ilgili olarak da yol haritamızı, planlamamızı ona göre daha sonra yapalım dedik. İnşallah bu şekilde de bu süreci yürüteceğiz.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR