Dünya Trump'ın skandal Kudüs kararını kabul etmedi
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıdığı skandal kararın üzerinden tam bir yıl geçti ancak uluslararası toplum hâlâ bu adıma şiddetle karşı çıkıyor.
DÜNYA , 06 Aralık 2018 Perşembe, 13:06
Dünya Trump'ın skandal Kudüs kararını kabul etmedi

ABD'nin uluslararası toplumu karşısına alarak 6 Aralık 2017'de verdiği bu karardan sonra kutsal şehrin Yahudileştirilmesine yönelik politikalar hız kazanırken barış umutları ise belirsiz bir tarihe ertelendi.

Uluslararası toplum, sahadaki hukuksuz uygulamaları artırma noktasında İsrail'i daha da cesaretlendiren Trump'ın bu adımı karşısında muhalefetini sürdürüyor.

ABD'nin politik ve ekonomik vaatlerine rağmen dünyadan sadece Guatemala ve Paraguay, Tel Aviv'deki büyükelçiliklerini Kudüs'e taşırken, Paraguay daha sonra bu kararından vazgeçerek büyükelçiliğini yeniden Tel Aviv'e çekti.

Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun taleplerini gerçekleştirdi, ancak açık bir siyasi getirisi olmadan ABD'nin "güvenilirliğini" ve Beyaz Saray'a bağlanan muhtemel barış umudunu zayıflattı.

Politik gerçekçiliğin temel kurallarını çiğneyen Trump'ın "Cumhuriyetçi" siyaset felsefesinden miras kalan "Amerikan öz çıkarına" hizmet anlayışını devreye sokarak "Kudüs" kararını vermesi, uluslararası camiada da büyük tepkiye yol açtı.

Ara bulucu rolünü kaybetti

Trump'ın Kudüs kararıyla Ortadoğu'da barış hayallerinin suya düşmesinin yanı sıra ABD'nin barış görüşmelerindeki "ara buluculuk" rolü de sona erdi.

Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıyan ABD Başkanı Trump, sadece uluslararası hukuku açıkça ihlal etmekle kalmadı, Filistin ile İsrail arasındaki kaygan barış zeminini de riske attı.

Uluslararası toplumun tepkisini çeken Trump yönetimi, bölgenin kaosa sürükleneceği ve İsrail-Arap ihtilafının daha da çözümsüz hale geleceği uyarılarını göz ardı etti.

Filistin devleti de Kudüs kararı sonrasında ABD'nin İsrail-Filistin barış görüşmelerinde ara bulucu rolünü kaybettiğini ilan etti.

Türkiye'nin çağrısıyla toplanan İİT, Doğu Kudüs'ü Filistin'in başkenti ilan etti

Trump'ın Kudüs kararına başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri de tepki göstererek 13 Aralık 2017'de yine Türkiye'nin çabalarıyla İstanbul'da olağanüstü toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Doğu Kudüs'ü Filistin'in başkenti ilan etti.

Ayrıca Türkiye'nin girişimiyle hazırlanarak BM'ye sunulan Trump'ın Kudüs kararının hükümsüzlüğüne ilişkin karar tasarısı, Genel Kurul'da yapılan oylamada 9'a karşı 128 oyla kabul edildi.

Böylece Trump'ın skandal kararı BM nezdinde reddedildi.

ABD İsrail'in isteklerini bir bir yerine getiriyor

ABD Başkanı Trump, iktidara geldiği 20 Ocak 2017'den beri, bir asra yakındır devam eden İsrail-Filistin sorununun çözümüne giden tüm yolları kapatarak İsrail'in isteklerini bir bir yerine getiriyor.

ABD'deki seçim kampanyasını İsrail tarafgirliği üzerine kurarak ülkedeki Yahudi lobisinin desteğini almayı başaran Trump, başkanlığa seçildikten hemen sonra İsrail lehine izleyeceği politikaların sinyallerini vermeye başladı.

Trump, kendinden önceki ABD Başkanı Barack Obama'nın aksine, İsrail-Filistin sorununa çözüm arayışında temkinden uzak, kesin bir tavırla İsrail lehine geliştirdiği politikalarla bu sorunda ABD'nin "ara bulucu" rolüne de son verdi.

Politikalarıyla "Arap Baharı" sonrası Ortadoğu'da şekillenen yeni ittifakların ve denklemlerin taraflarından Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır'a ABD-İsrail ekseninde saf aldıran Trump, ilk yurt dışı gezisini de önce Suudi Arabistan, hemen ardından da İsrail'e düzenleyerek bu adı konulmayan fiili ittifakı gözler önüne serdi.

"İsrail'e ziyaretimin asıl sebebi, ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin bozulmasının imkânsız olduğunu göstermek içindir." diyen Trump'a Netanyahu da, "Daha önce hiçbir ABD lideri ilk yurt dışı gezisini İsrail'e yapmamıştı. Bu bizim için tarihi bir ziyarettir." sözleriyle karşılık verdi.

Trump, İsrail'e bağlılığını, "Yahudi devletinin" küresel ve bölgesel çaptaki manevralarına ilişkin taleplerini peşi sıra yerine getirerek ispatlama çabasına girdi.

İsrail-Filistin meselesine ilişkin politikaları Yahudilere emanet etti

Trump'ın İsrail-Filistin meselesinde nasıl bir politika izleyeceğini anlamaya çalışanların başvurduğu yöntemlerden biri de ekibinde yer alanların profiline bakmak.

ABD Başkanı'nın ekibi incelendiğinde Filistin ve İsrail konusunda kendisine yön veren kişilerin çoğunun Yahudi ve İsrail yanlısı olması dikkati çekiyor.

Bu isimlerin başında Trump'ın İsrail'e büyükelçi olarak atadığı David Friedman, damadı ve aynı zamanda üst düzey danışmanı Jared Kushner ve Filistin-İsrail meselesinden sorumlu özel temsilcisi Jason Greenblatt geliyor.

İki devletli çözümü literatürden çıkardı

İsrail Başbakanı Netanyahu daha önce yaptığı açıklamalarda İsrail-Filistin sorununu sona erdirecek olan iki devletli çözümü kabul ettiğini belirtmiş, ancak Filistinlilerin 1967 sınırları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olacak şekilde bağımsız bir Filistin devleti talebini reddetmişti.

İsrail-Filistin barış görüşmelerinde ara buluculuk rolü üstlenen ABD yönetimi uzun yıllar boyunca iki devletli çözüm ilkesinin uygulanması için çaba gösterirken Trump'ın iktidara gelmesiyle bu çözüm ilkesi de rafa kalktı.

Her ne kadar Trump, Şubat 2017'de iki devletli çözüm ilkesini kabul edeceğini belirtse de İsrail'in buna yanaşmaması nedeniyle söz konusu çözüm ilkesi bir daha ABD yönetimi tarafından dillendirilmedi.

Yahudi yerleşim birimlerini meşrulaştırdı

Donald Trump, İsrail ile Filistin arasındaki başlıca anlaşmazlık noktalarından yasa dışı Yahudi yerleşim birimleri inşa faaliyetleri konusunda da Filistinlilerin aleyhine bir politika izledi.

Seçim öncesi kampanyalarında "İsrail'in Filistin topraklarında inşa ettiği Yahudi yerleşim birimlerinin, barış görüşmelerine engel teşkil etmediğini" açıklayan Trump'ın yönetime gelmesinin ardından, İsrailli yetkililer işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te bulunan illegal Yahudi yerleşim birimlerini genişletme ve yenilerini inşa faaliyetlerine hız verdi.

Olaylarda 16 Filistinli öldürüldü

Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak kabul ettiğini duyurduğu 6 Aralık 2017'den sonra işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze sınırında düzenlenen gösterilere müdahale eden İsrail güçleri, en az 16 Filistinliyi öldürdü, yüzlerce Filistinliyi de yaraladı.

Filistin resmi ve sivil toplum kuruluşları ayrıca, İsrail güçlerinin, yüzlercesi Trump'ın Kudüs kararından sonra olmak üzere, 2017 yılı boyunca işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs ile Gazze'de 6 bin 742 kişiyi gözaltına aldığını açıkladı.

ABD'nin İsrail büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdı

Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıdığı 6 Aralık 2017'den birkaç ay sonra ABD'nin Tel Aviv'deki büyükelçiliği törenle işgal altındaki Kudüs'e taşındı.

Bunun için İsrail'in kuruluşunun 70. yıl dönümü olan 14 Mayıs'ın seçilmesi de tam bir provokasyon olarak değerlendirildi.

ABD büyükelçiliği, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırındaki barışçıl göstericilerden onlarcasını öldürerek adeta katliam uygulayan İsrail askerlerinin namlularının gölgesinde Kudüs'e taşındı.

Filistin'e mali şantaj

Trump yönetimi İsrail'in isteklerini tek tek yerine getirirken Filistin'e de âdeta mali şantaj uygulamaya başladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, 31 Ağustos'ta, ABD'nin Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) yaptığı mali yardımları tamamen durdurma kararı aldığını açıkladı.

Trump da 6 Eylül'de yaptığı açıklamada, Filistin yönetimi ABD'nin ara buluculuğunda İsrail ile yapılması öngörülen barış görüşmelerine katılmayı kabul edinceye kadar Filistin'e mali yardımda bulunmayacaklarını dile getirdi.

Donald Trump, Filistin-İsrail meselesinin çözümüne yönelik hazırladığı ve "Yüzyılın Anlaşması" diye nitelendirdiği plana, İsrail'in lehine olması sebebiyle karşı çıkan Filistin yönetimine diz çöktürmek için mali yardımları koz olarak kullanıyor.

FKÖ'nün Washington ofisini kapattı

ABD Başkanı Trump, iki yılı bulmayan iktidarında İsrail'in "talep listesini" çok kısa aralıklarla bir bir yerine getirerek Filistin yönetimini "Yüzyılın Anlaşması" planını görüşmeye ikna etmeye çalışıyor.

Trump'ın "nihai anlaşma" olarak nitelendirdiği "Yüzyılın Anlaşması" planının ne zaman açıklanacağı henüz net değil, ancak ABD Başkanı geçen aylarda yaptığı açıklamada planda "büyük ilerleme" kaydedildiğini belirtmişti.

Planın detayları açıklanmasa da basına sızan bilgiler ışığında "Yüzyılın Anlaşması"nın Filistin-İsrail meselesinin çözümünden çok İsrail'in Filistin toprakları üzerindeki işgalini pekiştireceği yorumları yapılıyor.

Trump yönetimi son olarak, 10 Eylül'de Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) Washington'daki ofisini kapatma kararı alarak İsrail'in talep listesini taçlandırmış oldu.

FKÖ Yürütme Konseyi Genel Sekreteri Saib Ureykat, ABD yönetiminin Filistin'i cezalandırma amacıyla FKÖ temsilciğini kapatma kararı aldığını söyledi.

İsrail ABD'nin kararını fırsat bildi

Tel Aviv yönetimi, ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararının ardından Filistin topraklarındaki işgali pekiştirme yönündeki uygulamalarına hız verdi.

ABD yönetiminin Kudüs kararını fırsat bilen İsrail meclisi, 2 Ocak'ta aldığı bir kararla işgal altındaki Doğu Kudüs dahil kutsal şehrin herhangi bir kısmından çekilmeyi onaylamak için parlamentoda en az üçte iki çoğunluk aranması şartı getirdi.

İsrail Bayındırlık ve İskân Bakanı Yoav Galant, Trump'ın söz konusu kararından 3 hafta sonra "İsrail'in başkenti birleşik Kudüs'ün topraklarında konut inşa etme" adı altında 300 bin yeni konut planını açıkladı.

Galant, söz konusu planın İsrail hükümetinin daha önce açıkladığı ve işgal altındaki Doğu Kudüs'ün etrafında yer alan Yahudi yerleşim birimlerinin Kudüs'e bağlanmasını öngören "Büyük Kudüs" planının bir parçası olduğunu vurguladı.

Filistinlilere idam cezası getirilmesini öngören yasa tasarısı da 3 Ocak 2018'de İsrail meclisinde yapılan ilk oylamada kabul edildi. İdam tasarısını savunan Netanyahu, idam cezasının "uç durumlarda adalet" anlamına geldiğini söyledi.

Kudüs Ayrım Duvarı ile Filistinlilerden koparılıyor

İşgal altındaki Doğu Kudüs'te yaşayan 435 bin Filistinlinin dörtte biri, İsrail'in 2003'te inşa ettiği Ayrım Duvarı nedeniyle şehrin diğer bölgelerine geçemiyor. Ebu Dis, El-Ayzeriye, Kefr Akab gibi yoğun nüfuslu mahalleler şehirden bu şekilde koparılan beldeler arasında yer alıyor.

Ayrım Duvarı aynı zamanda Batı Şeria'daki 3 milyona yakın Filistinlinin de Doğu Kudüs'e geçişini engelliyor.

Abluka altındaki 2 milyon nüfuslu Gazze Şeridi'nden de kimse ne Batı Şeria'ya ne de Doğu Kudüs'e geçebiliyor. Böylece Doğu Kudüs, tarihi hinterlandından koparılarak Filistinlilerden izole ediliyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR