Futbol Panorama: Metamorfoz
Erol Bulut, Okan Buruk, Sergen Yalçın, Ünal Karaman. Hepsinin iyi futbolcu olmalarının yanında bir ortak noktaları var ki yönettikleri takımlar. Takımları az faul yapıyor, alanı iyi paylaşıyor, önlem almayı değil oynamayı düşünüyorlar. Oyuna değer katıyorlar. Futbol artık 90'lardaki hatta 2000'lerin başındaki noktasından çok ilerde.
SPOR , 30 Ekim 2019 Çarşamba, 09:01
Futbol Panorama: Metamorfoz

Samet ZİNCİROĞULLARI

Kimse kimseyi kandırmasın. Artık her futbolsever yayıncılığın gelişmesiyle birlikte Avrupa'nın her liginden istediği maçı takip ediyor. Özellikle 15-25 yaş arasını aldatmak artık mümkün değil.
Hiç antrenman takip etmeyen, futbol topuyla haşır neşir olmayan insanın bile farkında vardığı gerçekler var. Fazla yükseğe uçmayalım. İster Brighton-Aston Villa ister Lille-Rennes isterse Spal-Sassuolo maçı olsun. Üst liglerin orta alt sınıfı karşılaşmalarında bile bizim ligimize kıyasla futbol adına her anlamda daha fazla şey görü-yoruz.
Bunun pek çok nedeni var.
İlki Türkiye'de takımlarımızın antrenman kalitesi düşük. Bu artık gözümüze giren bir gerçek.
Bunu Avrupa'da çıktığımız maçlarda da rahatlıkla görebiliyoruz.
İkincisi ülkemizde saha içerisindeki muhafazakarlığı değiştirmeye çalışan antrenör sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
Özellikle son 2 sezondur Süper Ligimizin bir metamorfoz geçirdiği kesin.
Doğru yabancı seçimi ve moderniteye ayak uydurma bunda başrolü kaplıyor.
Artık saf yeteneğe sahip bir grup oyuncuyu "haydi koçum" diyerek sahaya sürmeye çalışan antrenör jene-rasyonunun yerini bilime, çalışmaya ve gelişmeye inanan bir hoca grubu geliyor.
Erol Bulut, Okan Buruk, Sergen Yalçın, Ünal Karaman.
Hepsinin iyi futbolcu olmalarının yanında bir ortak noktaları var ki yönettikleri takımlar.
Takımları az faul yapıp, alanı iyi paylaşıp önlem almayı değil oynamayı düşünüyorlar.
Değer katıyorlar. Futbol artık 90'lardaki hatta 2000'lerin başındaki noktasından çok ilerde.
O yüzdendir ki o "büyük" denen takımlarımız artık saha içerisinde o kadar da "büyük" değil.
Y. Malatya, A. Alanyaspor, Trabzonspor ve M. Başakşehir. Hepsi hocaları vasıtasıysa bu futbol metamorfozuna ayak uydurmaya namzet takımlar.
2-3 sene içerisinde ligimizden çıkması muhtemel 6. şampiyon bu değişime karşı ayakta durmaya çalışan gelenekçilere karşı son darbe olacak.

HOFFENHEİM'A KULAK VERELİM

Daha önce denenmiş olan ile başarısız olmak, daha hiç denenmemiş olan ile başarısız olmanın her zaman daha önünde ligimizde.
Bu hafta iki ayrılık yaşandı. Önce Samet Aybaba Kayserispor'dan, sonrasında bir önceki hafta deplasmanda Antalyaspor'u 6-0 yenen G.Birliği teknik direktörü Mustafa Kaplan görevinden uzaklaştırıldı.
Hep aynı antrenör havuzu içerisinde yüzüyoruz.
Gerçekten bir takımı fikirlerine ve futbol görüşüne inandığınız genç bir teknik adama takım emanet çok mu zor? Ne kaybederiz?
İtalya'da fazla antrenör değişimiyle ilgili yakın zamanda şöyle bir kural var;
"Bir futbol takımı bir futbol sezonu içerisinde en fazla 2 antrenör ile sözleşme imzalayabilir"
Bu kesin bir çözüm mü? Tartışılır. Ama en azından bir fikir.
Hangi ülkede aynı 6-7 antrenörün 8-10 takım arasında gidip geldiği görülüyor Allah aşkına?
Almanya'da Julian Nagelsman, 29 yaşında Hoffenheim başına geçince futbolculardan biri, "Artık oyuncularına sert davranmayı otorite sayan, idmanlarda bizi 1.5 saat koşturan, güncel ilerlemelerden uzak antrenörlerimiz olmadığı için mutluyum" demişti. Bence kulak verelim.

KULÜPLERİN ELİ BOL

Dünyada takımlarının gelirlerine oranla futbolcularına en fazla maaş ödediği futbol ülkesiyiz.
Ancak bu cümleden daha ironik olan durum var. O da Malta ve Romanya'dan sonra kulüplerin futbolcularına maaşlarını en geç ödeyen üçüncü ülkesi olmamız.
2 sene Fenerbahçe'yi çalıştıran Zico'nun Türk futbolu hakkında güzel bir sözü vardı.
"Türkiye'de maaşlar oyuncularının geçmiş kariyerlerine göre veriliyor ancak diğer ülkelerde oyuncunun gelecekte göstereceği performans için para ödüyorlar" demişti.
Geçen hafta derbiyi izlerken aklıma geldi. G.Saray ve Beşiktaş'ın ilk 11'lerinde yer alan 22 futbolcu arasında en az maaşı alan oyuncu olan Umut Nayir (300 Bin Euro) , takımının galibiyet golünü attı.
Ligimizde oynayan çoğu futbolcuya hak ettiğinden fazla para ödemeyi vaat ediyoruz.
Kulüplerimize göre en büyük gider kalemi bonservis bedeli olsa da Türk futbolunun en büyük problemi futbolcularının dünyanın hiçbir yerinde alamayacakları maaşları almasıdır.

CAMiA KARARINI VERMELi

Sezon başından bu yana birçok farklı sıkıntı ile karşılaşan bir Bursaspor, şu anda kabul edelim ki 3 puan silme cezası almasa 9. haftayı lider olarak tamamlayacaktı.
Ama şunu da unutmayalım. TFF 1. Lig'de 34. haftayı nerede tamamladığınız önemli.
Bu sene genç oyuncu kazanma senesi mi yoksa ne yapıp edip bir an evvel Süper Lig'e dönme senesi mi? Önce bunun cevabı bulunmalı camiada.
Yalçın Koşukavak'ın sezon sonunda değerlendirilebileceği tek kıstas takımın Süper Lig'e çıkıp çıkmadığıdır. Bursaspor, hâlâ bu lige alışamadı. Kaliteli kadrosuna karşın karşılaşmalarda ağırlık koyamama durumu bundan kaynaklıyor.
Ancak bu haliyle bile 18 takım içerisinde en çok maç kazanan takım(6 galibiyet) konumunda. Milli takım arasına kadar oynanacak Balıkesir ve Boluspor maçları Bursaspor'un ligin ilk devresini nerede bitireceğini bize işaret edecektir.
Tüm iyi niyetine rağmen Kubilay'ın yerine oynayacak Seleznyov ile bu takımın oyununun sınıf atlayacağını düşünüyorum.
Çünkü üst satırlarda söylediğim gibi. Bu sene Süper Lig'e çıkma senesi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR