'Türkiye'ye 3 milyon yeni mülteci gelebilir'
Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak 3 milyon kişilik yeni bir göç dalgasının Türkiye'ye doğru hareketlenme içinde olduğunu söyledi.
GÜNDEM , 26 Mart 2017 Pazar, 10:51
'Türkiye'ye 3 milyon yeni mülteci gelebilir'

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "İran'da aldığımız bilgilere göre, yaklaşık 3 milyon mülteci var. İzinsiz mülteci var ve bunlar Türkiye'ye doğru hareketlenme içerisinde. İran'daki 3 milyon mülteci Türkiye'ye gelmeye çalışıyor. Daha çok Afgan maalesef. Yani İran'ın daha doğusundan. Sadece 2016 yılında Iğdır ve Ağrı illerimizden izinsiz geçiş yapmak isteyen tam 30 bin mülteci girdi. Türkiye sınırlarından girdi ve işlem yapıldı onlar hakkında." dedi.

Kaynak, CNN Türk'te katıldığı "Hafta Sonu" adlı programda, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Avrupa'nın liderlerinin tercihlerinin Avrupa'yı "ortaçağ karanlığı"na götürdüğünü dile getiren Kaynak, "Cumhurbaşkanımız çok doğru ifade etti. Siz, başka politik sebeplerle aşırılığı, radikalizmi, terörü korursanız, kollarsanız, bunların dönüp sizi vurmaması mümkün değil. Terör örgütünü araç olarak kullananlar, o aracın amacı ne olduğu belirsiz, ortada DEAŞ gibi can yakan, vahşice cinayet işleyen örgüt olmasını engelleyemezler. Araç olan şey, kendisi bir amaç haline, kendi politikalarını uygulayan bir amaç haline getirebilir." diye konuştu.

Kaynak, Avrupa'nın ırkçılığı, ırk farklılığından dolayı çatışmayı tahrik ederse, bu çatışmanın bir tarafını korur kollarsa, farklı dine inananlardan bir çatışma doğurur ve bir tarafını korur kollarsa, Avrupa'nın tekrar o katı milliyetçi günlerine dönebileceğine işaret ederek, böyle bir ihtimal gördüğünü ifade etti.
Irki farklılıklar, radikalizm, farklı inançların çatışmaya döndürülmesi halinde bunun önlenemeyeceğini belirten Kaynak, "Cumhurbaşkanımızın, İslam dünyası da Hristiyan dünyası da bunu yaşadı. Mezhepler savaşı Avrupa'nın 100 yılını aldı. Cumhurbaşkanımızın uyarısı, bu değerlere. Yani farklılıkları hoşgörüyle bir arada tutacak değerlerden uzaklaşıldığı müddetçe, asla kimsenin kendisini emin hissetmesi mümkün değil." dedi.

Kaynak, "AB yolunda devam mı edelim, bitirelim mi şeklinde referandum yapılsa ne çıkar?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Bugün bir referandum olsa, ben sadece tahmin yürütebilirim, maalesef 'hayır' çıkar. AB'nin iki temel kriteri var, ekonomik kriterler Maastricht kriterleri ve demokratik kriterler Kopenhag kriterleri. Biz bunları kendi ülkemizin insanı, vatandaşlarımız için istiyoruz. Eğer AB bizi kendi birliğine almazsa Maastricht kriterlerine İstanbul kriterleri deriz, yine yaparız, Kopenhag kriterlerine Ankara kriterleri der yine yaparız. Bizim için o değerler önemli, AB'nin parasına puluna, başka şeylerine ihtiyacımız yok. Avrupa maalesef bir yanlış yapıyor, bir hayali düşman yaratıyor, o düşmanlık üzerinden kendi halkını konsolide etmeye çalışıyor. Bunun sonu maalesef -inşallah görmeyiz- soykırıma, holokosta gidebilir, antisemitizme gidebilir. Aşırılıkları tahrik ederseniz, bir ülkenin demokratik yollarla seçilmiş cumhurbaşkanının şakağına silah dayanmış afişi görmezden gelirseniz, bunun sonu niye olmasın? Asla temenni etmem, bu insanlık dışı bir şey, holokost, faşist uygulamalar, Nazi uygulamaları, insanlık dışı bir şey. Ortadoğu'da, Yemen'de, Somali'de, Sudan'da, Çad'da, Orta Afrika'da bütün savaşları, inanç ve ırki farklılıklar üzerinden yürütüyorlar, vekalet savaşını bunun üzerinden veriyorlar. Avrupa bunun acısını yüzlerce yıl yaşamış,
tekrar bu eksenden başlarsa hadiseye, bunun sonu felakettir."

AVRUPA KENDİ GÜVENLİĞİNİ KAYBEDEBİLİR

Geri Kabul Anlaşması'nın geleceğine ilişkin bir soru üzerine Kaynak, anlaşmanın her iki tarafa da yükümlülükler getirdiğine değinerek, şunları paylaştı:

"3 temel konu var bu anlaşmada, birincisi, her bir izinsiz mülteciye karşılık, onlar Türkiye'ye iade edecek, Türkiye de geri kabul merkezinden bir mülteciyi Avrupa'ya gönderecek. Bu da çok tartışıldı. AB ülkeleri 'Biz iade ettiğimiz izinsiz mülteci yerine seçerek alalım' diyordu. İkincisi, Türkiye'nin göçmenlerle ilgili katladığı maliyetin bir kısmı yine mültecilere harcanmak üzere mali katkı olarak verilecek. Türkiye'nin bütçesine girmeyecek bir rakam bu. 3 milyar avro idi. Eğitim, göç idaresinin güçlendirilmesi, sahil güvenliğin güçlendirilmesi gibi alanlara harcanacaktı. Üçüncüsü, bununla beraber vatandaşlarımızın Avrupa'ya serbest dolaşımına da imkan verilecekti. AB, bu üçüncü şart için yeni maddeler öne sürdü. Türkiye bunun 69'unu mart ayının sonuyla mayıs ayının başı arasında tamamladı. Dediler ki 'Terörle mücadele yasanızı gevşetin.' Cumhurbaşkanımızın 'Avrupa kendisi sokağa çıkamaz hale gelebilir' sözü bir tehdit olarak değil, bir uyarı olarak algılanmalı. Biz eğer terörle mücadele yasamızı gevşetirsek, Avrupa kendisini nasıl güvende hissedecek? Türkiye, Terörle Mücadele Yasası'nı gevşetemez. Gar saldırısında, Sur'daki saldırıda, Gaziantep'teki saldırıda, çocuklar, masum insanlar, işadamları, işçiler can verdi. Sultanahmet'te, Beyoğlu'nda turistler can verdi. Eğer Türkiye, Terörle Mücadele Yasasını gevşetirse, aslında Avrupa kendi güvenliğini kaybedebilir. O risk var."

Kaynak, Türkiye'nin anlaşmanın yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini dile getirerek, günde 2 bine yakın izinsiz geçiş sayısının 10-20'ye düştüğünü, ancak 15 Temmuz'dan sonra izinsiz geçiş sayısında yükselme görüldüğünü kaydetti.

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, "Düşünün ki bir taraf yükümlülüklerini tamamen yerine getirecek, Avrupa'ya izinsiz geçiş sayısını 10-20'ye düşürecek, öbür taraf bunların hiçbirini yerine getirmeyecek. Türkiye haklı değil mi? Tek taraflı yükümlülük olan bir anlaşma olabilir mi? Anlaşma olmaz, o dayatma olur. Geri kabul anlaşmasını biz mülteciler üzerine bir pazarlık konusu yapmayız, onlar insan. Avrupa'yla tabii ki pazarlık konusu yaparız. Avrupa kendi yükümlülüklerini yerine getirmezse, Geri Kabul Anlaşması'nı gözden geçirme hususunda Türkiye'ye bir hak doğar. Mültecilerle ilgili, onlara yönelik yaptığımız hizmetlerden dolayı bir geri adımımız olmaz. Geri Kabul Anlaşması bu haliyle yürümez. Siz, anlaşmanın hiçbir şartını yerine getirmeyeceksiniz, sonra diyeceksiniz 'Geri Kabul Anlaşması dursun.' Uçaklara, trenlere, otobüslere bindirip 'Haydi Avrupa'ya gidin' diyecek halimiz yok ama her iki taraf kendi yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde kendiliğinden çöken bir anlaşma olur." diye konuştu.

İRAN'DAKİ 3 MİLYON MÜLTECİ TÜRKİYE'YE GELMEYE ÇALIŞIYOR

Kaynak, Türkiye'de bulunan 3,5 milyon mültecinin 3 milyonunun Suriyeli olduğunu kaydederek, "Afgan, Iraklı, Filistinli, Libyalı, Mısırlı, Gürcistanlı,
Ermenistanlı insanlar da var. Ahıska Türklerimiz var. Bir kaç yıldan bu yana bunu söylüyorum. Anadolu aslında bir ana kucağı. Ana kucağı insanların sığınma ihtiyacı olduğunda emin bir şekilde kendisini oraya attığı bir yer." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin ilk defa bir göç hareketiyle karşılaşmadığını, 1492'de Türkiye'nin İspanya'dan Yahudi mültecileri kabul ettiğini anlatan Kaynak, "İyi ki de yaptı. 'Niye yaptı?' demiyorum." diyerek, Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesiyle, Afgan mültecilerin gelişinden sonra Hatay ve Van'da kocaman ilçelerin olduğunu anlattı.

Kaynak, bir başka tehlikenin daha olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İran'da aldığımız bilgilere göre, yaklaşık 3 milyon mülteci var. İzinsiz mülteci var ve bunlar Türkiye'ye doğru hareketlenme içerisinde. İran'daki 3 milyon mülteci Türkiye'ye gelmeye çalışıyor. Daha çok Afgan maalesef. Yani İran'ın daha doğusundan. Şöyle bir endişemiz de var. Sanki Türkiye'ye doğru
göçlerine İran devleti de yardımcı oluyor demeyeyim de; göz yumuyor gibi. Sadece 2016 yılında Iğdır ve Ağrı illerimizden izinsiz geçiş yapmak isteyen tam 30 bin mülteci girdi. Türkiye sınırlarından girdi ve işlem yapıldı onlar hakkında. Bunları hep komplike düşünmemiz lazım. Bir sınır güvenliğimiz önemli bunun için sınıra duvar inşa ediyoruz. Bu sene bu duvar bitecek. İki, o bölgede geri kabul merkezi yapıyoruz. Serbestçe Türkiye'de ellerini kollarını sallayarak dolaşmasınlar diye. Geri kabul merkezimiz İçişleri Bakanlığımız tarafından yaptırılıyor, bir kaç ay içerisinde bitirilecek. Üç. Düşünün ki; bunlar Türkiye'de kalmak için de gelmiyorlar. Avrupa'nın, dünyanın bunu da düşünmesi lazım. Bir geçiş noktası olarak gelmek istiyorlar. Türkiye'de kalmak istemiyorlar. Batıya geçmek istiyorlar bütün bunlar için Türkiye önemli bir bariyer ve önemli maliyete katlanıyor."

Başbakan Yardımcısı Kaynak, bu bilginin yeni bir bilgi olmadığını ancak kamuoyuna ilk defa açıklandığını belirterek, yaklaşık üç hafta önce referandum çalışmaları için Ağrı ve Iğdır'da kaldığını anlattı. Ağrı ve Iğdır'da güvenlik güçleri ile valilerin verdiği bilgiye göre bu iki ilde sadece 2017, İran üzerinden gelen izinsiz göçmen sayısının 3 bin olduğunu vurgulayan Kaynak, Türkiye'nin göçmen meselesini gayet güzel idare ettiğini, ancak bu kontrolsüz nüfus hareketinin kalmak istediği asli hedefin Türkiye olmadığını söyledi.

Kaynak, "Türkiye bu hususta güçlü olmazsa Avrupa'nın, Avrupa'ya doğru devam edecek bir sirkülasyon asıl onların ayarlarını bozar diye düşünüyorum. Yoksa Türkiye'nin 1492'de İspanyol Yahudilerin Türkiye'ye gelmesi, 1876'dan sonra Kafkasların Türkiye'ye gelmesi, Sovyet işgalinden sonra Afganların Türkiye'ye gelmesi..." diye konuştu.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR