Universal Music skandalında yeni perde
Dünya devi Universal Music Group, batık durumdaki Türkiye iştiraki Universal Müzik için 31 Temmuz'da olağanüstü genel kurula hazırlanıyor. Bu kararın hukuksuz olduğu gerekçesiyle iptali için tedbir isteyen şirketin Türk hissedarı ise yolsuzluk iddialarını ABD Adalet Bakanlığı'na götüreceğini açıkladı.
EKONOMİ , 26 Temmuz 2017 Çarşamba, 10:38
Universal Music skandalında yeni perde

Uluslararası çapta faaliyet gösteren dünya devi müzik şirketi Universal Music Group'un (UMG) Türkiye'deki iştiraki Universal Müzik A.Ş. son 15 yıldır krizlerle gündemde. Alacaklıların haciz kuyruğuna girdiği, yaptığı tüm genel kurul toplantıları iptal edilen ve şirket merkezi bir gecede boşaltılan Universal Müzik davası bu kez ABD'ye taşınıyor.
Şirketin hissedarlarından Süha Yavuz, Universal Music Group'un Türkiye'de bir dizi yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığı iddiasında. Konu ile ilgili ulaşmaya çalıştığımız UMG'nin ABD'deki yöneticilerinden ve Türkiye'deki avukatlarından ise bir açıklama yapılmadı.

Türkiye'de kurulu Universal Müzik Yapım Org. San. Ve Tic. AŞ, dünyada 60'ı aşkın ülkede faaliyet gösteren UMG'nin yaklaşık 20 yıllık iştiraki konumunda. Sezen Aksu'dan Şebnem Ferah'a, Müslüm Gürses'ten İzel, Çelik'e, Athena'dan Yalın'a kadar yüzlerce sanatçının albümünü yapan Universal Müzik Yapım AŞ son 15 yıldan bu yana da "kriz" içinde.

ŞİRKET MERKEZİ BOŞALTILDI

UMG'nin Türkiye'deki şirketine karşı alacaklıların başlattığı icra takipleri yanı sıra, yapılan olağanüstü genel kurul toplantıları birer birer dava konusu oldu. Mahkemelerin verdiği genel kurul iptal kararlarını Yargıtay da onadı. Şirket merkezi bir gecede boşaltılan Universal Müzik'in Türkiye'de yaşadığı yargı sürecinin bir benzeri ABD Adalet Bakanlığı'na taşınıyor. Şirkette B grubu imtiyazlı hisse sahibi olan yönetim kurulu başkan yardımcısı Süha Yavuz, UMG'ye karşı ABD Adalet Bakanlığı nezdinde yapacakları başvuru ve açacakları davaya ilişkin son aşamaya geldikleri bilgisini verdi.

'YOLSUZLUK YAPILDI' İDDİASI

Hissedarı olduğu şirketin içinin boşaltıldığını savunan Yavuz, "Tüm açtığımız davaları kazanmamıza rağmen Universal Music Group, Türk adaleti ile adeta alay ediyor. Şirketin milyonlarca lira değerindeki mal varlığı, bütün nakit ve çekleri UMG'nin yöneticilerinin yaptığı usulsüz transferlerle kaçırıldı. Hem şirkete hem de alacaklılarına zarar verildiği mahkeme kararları ile kesinleşmiş durumda. Dünya devi UMG, Türkiye'de yaptığı yolsuz ve usulsüz iş ve işlemlerini tüm dünyanın da bilmesi gerekir. Yürütülen bu usulsüz işlemler nedeni ile birçok kişiye rüşvet verildi. Bütün bunlardan UMG yönetimi de sorumlu. Bu yüzden davalarımızı şirket merkezinin olduğu ABD'ye taşımaya karar verdik.

ABD Adalet Bakanlığı ile temas kurduk. Bilgi ve belge istediler. Bu belgeleri ve mahkeme kararlarını teslim ederek süreci başlatıyoruz. Türkiye'de nasıl davalarımızı kazandıysak elimizdeki bilgi ve belgelerle ABD'de de sonuç alacağımıza inanıyorum. Türk şirketlerine haksız biçimde el koyan, vergileri ödemeyen, yok hükmündeki kararlarla seçtikleri yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürlerin yolsuz işlemleri ile şirket mal varlığını kaçırıp, yüzlerce sanatçıya ait eser işletme belgelerinin gasp edilmesine neden olanların gerekli cezaları almalarını sağlamayı planlıyoruz" şeklinde konuştu.

OFİSTEN ZORLA ÇIKARILDI

ABD'ye taşınma hazırlığı yapılan dava dosyasının detaylarını ise, 2000'li yılların başından bu yana yaşanan bir dizi gelişme oluşturuyor. Anılan süreçte en kritik gelişme ise 7 Kasım 2002 sabahı yaşandı. 7 Kasım'da şirketin yönetim kurulu üyesi de olan Süha Yavuz, şirkete gelen kişilerce zorla ofisten çıkarıldı. Yavuz, kısa süre sonra mahkeme kararı ile şirkete bir kez daha dönse de, Universal Müzik Yapım için de sancılı süreç başlamış oldu.

Anılan olayın yaşanmasına neden olan sürecin gerisinde ise Yavuz'un, UMG'nin ortak olduğu üç ayrı Türk şirketindeki tüm eser işletme belgelerini, diğer hissedarlara haber vermeden hakim ortak olduğu Universal Müzik AŞ'ye gizlice transfer edilmek istenmesi. Yavuz, buna karşı çıktığını bu yüzden istenmeyen adam ilan edildiğini söylüyor.

ŞİRKETE KAYYUM ATANDI

İddialara göre, bu ilk büyük krizden sonra şirketin yönetiminde yer alan bazı Türk yöneticiler de ayrıldı. Böylece şirket çalışamaz hale gelince UMG, bu aşamadan sonra şirketin organsız kaldığını öne sürerek kayyum atanması için dava açtı. Mahkeme şirkete kayyum atadı. Atanan kayyum Av. A. E. şirketin olağanüstü genel kurulunun toplanması için çağrı yaptı. Ancak bu süreç işletilirken Yargıtay kayyum tayini kararını bozdu. Kayyum buna rağmen genel kurulu yaptı. Bunun üzerine açılan davada mahkeme, şirketin 27 Haziran 2003'te yapılan bu olağanüstü genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğuna karar verdi. Bu karar Yargıtay'ın tarafından da onanarak kesinleşti. Böylece, 27 Haziran'daki olağanüstü genel kurulda yönetici seçilen kişilerin aldığı tüm kararlar da, 'yok hükmünde' kaldı.

Ancak bu kişiler ve onların seçtikleri genel müdür H.F.G ve finans sorumlusu S.A'nın o arada milyonlarca lira değerindeki mal varlığını kaçırdıkları mahkeme kararıyla ortaya çıktı.

SAHTE İMZALARLA GENEL KURUL

Benzer bir olağanüstü genel kurul da 17 Kasım 2011 yılında yapıldı. Bu toplantıya hissedar olmasına rağmen kendisine haber verilmediğine dikkat çeken Süha Yavuz, bir kez daha yargıya gitti. Yavuz 'ortak olarak gösterilen' 5 İngiliz'in yasal olarak bu sıfatı taşımadıklarını vurguladı. Ancak buna rağmen, müzik sektöründe faaliyet gösteren başka bir şirketin merkezinde toplanan ve o şirketin sahibi C.E.'nin başkanlık yaptığı bu genel kurulda paydaş gösterilen 5 İngiliz, şirketin yönetim kuruluna seçildi. Bu yönetim kurulunun aynı gün aldığı kararla şirketin genel müdürlüğüne C. E. seçildi. C.E. kendi adına çıkardığı imza sirküleriyle şirketin elindeki yüzlerce sanatçıya ait eser işletme belgesini düşük bir bedelle kendi müzik şirketi A. Müzik'e devretti. Ancak bu olağanüstü genel kurul da mahkemece iptal edildi. Yapılan yargılamada, toplantıya katılmış gibi gösterilen İngilizler adına sahte imza kullanıldığı anlaşıldı. Yerel mahkemenin bu kararı da Yargıtay tarafından kesinleşti. Yargıtay kararı ile birlikte, anılan olağanüstü genel kurulda alınan kararlar da, C. E.'yi genel müdür atayan yönetim kurulu kararı da yok hükmünde sayıldı.

MAHKEMEDEN TEDBİR TALEBİ

Şirketin daha önce yapılan iki olağanüstü genel kurulu yargı eli ile iptal edilmesine karşın, 31 Temmuz'da yeni bir olağanüstü genel kurul için çağrı yapıldı. Yapılması planlanan genel kurulun tedbiren durdurulması için ise yeni bir davanın açıldığı anlaşıldı. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde Süha Yavuz adına açılan davada, genel kurul çağrısı yapan İngiliz Philip Cox'un herhangi bir yetkisinin olmadığı savunuldu Mahkemenin tedbir kararı vermesi talep edilen dilekçede, daha önce yapılan genel kurullarda alınan kararlarla, şirkete telafisi imkânsız zararlar verildiği, önemli ölçüde yolsuzluk yapıldığı öne sürüldü.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR