ABD’de ekonomik görünüm giderek daha kırılgan hale gelirken, Wall Street’te resesyon ihtimali yükseliyor. Ekonomistler, jeopolitik risklerin artması ve iş gücü piyasasında son bir yıldır gözlenen zayıflıkların, önümüzdeki dönemde ekonomik daralma riskini ciddi biçimde artırdığı görüşünde.
Haber Giriş Tarihi: 26.03.2026 13:53
Haber Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 14:00
Kaynak:
Haber Merkezi
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, “Resesyon risklerinin rahatsız edici derecede yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu artık gerçek bir tehdit” değerlendirmesinde bulundu.
Resesyon ihtimali yükseldi
Son tahminlere göre önümüzdeki 12 ay için resesyon olasılığı:
Moody’s Analytics: yüzde 48,6
Goldman Sachs: yüzde 30
Wilmington Trust: yüzde 45
EY Parthenon: yüzde 40
Normal koşullarda bu oran yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunuyor. Mevcut veriler, riskin belirgin şekilde arttığına işaret ediyor.
Savaş ve petrol fiyatları baskı yaratıyor
Ekonomik kaygıların merkezinde İran ile süren savaş yer alıyor. Tarihsel olarak petrol fiyatlarındaki sert yükselişler, ABD’deki birçok resesyonun öncüsü oldu.
Son bir ayda benzin fiyatları galon başına 1,02 dolar artarak yaklaşık yüzde 35 yükseldi. Uzmanlara göre enerji fiyatlarındaki bu artış, tüketici harcamalarını doğrudan baskılıyor.
İş gücü piyasasında çatlaklar
ABD ekonomisi 2025 yılı boyunca yalnızca 116 bin yeni istihdam yaratırken, Şubat ayında 92 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı. İşsizlik oranı yüzde 4,4 seviyesinde sabit kalsa da bunun nedeni işe alımların artması değil, işten çıkarmaların sınırlı kalması.
Daha dikkat çekici olan ise istihdamın büyük ölçüde sağlık sektöründe yoğunlaşması. Bu alan dışında son bir yılda yarım milyondan fazla iş kaybı yaşandı.
Ekonomistler, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtiyor.
'Stagflation' tartışması
Artan fiyatlar ve zayıflayan büyümenin bir arada görülmesi, ‘stagflation’ yani hem durgunluk hem enflasyon tartışmalarını da gündeme getirdi.
Ancak ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell bu tanımı reddetti. Powell, mevcut durumun 1970’lerdeki yüksek işsizlik ve çift haneli enflasyon dönemine benzemediğini vurguladı.
Tüketici güveni zayıf
Tüketici cephesinde de karamsarlık hakim. Mart ayında yapılan bir ankete göre Amerikalıların yüzde 65’i önümüzdeki 12 ay içinde resesyon bekliyor.
Uzmanlara göre son dönemde tüketim harcamaları büyük ölçüde borsadaki yükselişin yarattığı ‘servet etkisi’ ile destekleniyordu. Ancak savaşla birlikte hisse senetlerinde yaşanan dalgalanma bu desteği zayıflatabilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ABD ekonomisinde resesyon çanları
ABD’de ekonomik görünüm giderek daha kırılgan hale gelirken, Wall Street’te resesyon ihtimali yükseliyor. Ekonomistler, jeopolitik risklerin artması ve iş gücü piyasasında son bir yıldır gözlenen zayıflıkların, önümüzdeki dönemde ekonomik daralma riskini ciddi biçimde artırdığı görüşünde.
Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, “Resesyon risklerinin rahatsız edici derecede yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu artık gerçek bir tehdit” değerlendirmesinde bulundu.
Resesyon ihtimali yükseldi
Son tahminlere göre önümüzdeki 12 ay için resesyon olasılığı:
Moody’s Analytics: yüzde 48,6
Goldman Sachs: yüzde 30
Wilmington Trust: yüzde 45
EY Parthenon: yüzde 40
Normal koşullarda bu oran yaklaşık yüzde 20 seviyesinde bulunuyor. Mevcut veriler, riskin belirgin şekilde arttığına işaret ediyor.
Savaş ve petrol fiyatları baskı yaratıyor
Ekonomik kaygıların merkezinde İran ile süren savaş yer alıyor. Tarihsel olarak petrol fiyatlarındaki sert yükselişler, ABD’deki birçok resesyonun öncüsü oldu.
Son bir ayda benzin fiyatları galon başına 1,02 dolar artarak yaklaşık yüzde 35 yükseldi. Uzmanlara göre enerji fiyatlarındaki bu artış, tüketici harcamalarını doğrudan baskılıyor.
İş gücü piyasasında çatlaklar
ABD ekonomisi 2025 yılı boyunca yalnızca 116 bin yeni istihdam yaratırken, Şubat ayında 92 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı. İşsizlik oranı yüzde 4,4 seviyesinde sabit kalsa da bunun nedeni işe alımların artması değil, işten çıkarmaların sınırlı kalması.
Daha dikkat çekici olan ise istihdamın büyük ölçüde sağlık sektöründe yoğunlaşması. Bu alan dışında son bir yılda yarım milyondan fazla iş kaybı yaşandı.
Ekonomistler, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtiyor.
'Stagflation' tartışması
Artan fiyatlar ve zayıflayan büyümenin bir arada görülmesi, ‘stagflation’ yani hem durgunluk hem enflasyon tartışmalarını da gündeme getirdi.
Ancak ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell bu tanımı reddetti. Powell, mevcut durumun 1970’lerdeki yüksek işsizlik ve çift haneli enflasyon dönemine benzemediğini vurguladı.
Tüketici güveni zayıf
Tüketici cephesinde de karamsarlık hakim. Mart ayında yapılan bir ankete göre Amerikalıların yüzde 65’i önümüzdeki 12 ay içinde resesyon bekliyor.
Uzmanlara göre son dönemde tüketim harcamaları büyük ölçüde borsadaki yükselişin yarattığı ‘servet etkisi’ ile destekleniyordu. Ancak savaşla birlikte hisse senetlerinde yaşanan dalgalanma bu desteği zayıflatabilir.
Kaynak: Haber Merkezi
GÜNÜN EN ÇOK OKUNAN HABERLERİ
BAKMADAN GEÇME...
POPÜLER VİDEOLAR