1 Temmuz'da seferler yeniden başlıyor
Uzun bir aradan sonra Türkiye yeniden hava köprüleri ile dünyaya bağlanıyor. 1 Temmuz tarihinden itibaren başta THY olmak üzere, özel havayolu şirketleri uçulamayan noktaları tarifelerine alıyorlar. Hürriyet'ten Uğur Cebeci, detayları yazdı.
EKONOMİ , 24 Haziran 2020 Çarşamba, 08:41
1 Temmuz'da seferler yeniden başlıyor

Böyle bir başlığı bende çok özlemiştim. Uçuşların başlaması için iyi haber geldi. Bugüne dek gelen haberlerin çoğu boştu. Birçok ülkeye yapılan tahliye uçuşları, sanki tarifeli uçuşlar başlamış gibi sunuluyordu. Turistik ya da iş amaçlı bilet alanlar ortada kalıyorlardı. Hiçbir uçuş neredeyse normal uçuş değildi. Bilet alanlar paralarını geri almak için boğuşuyorlardı. Para almak yerine erteleme, ileri tarihe yeniden rezervasyon gibi öğütlere zorunlu yatırım yapmış oluyorlardı.

Tarifeli seferler başladı ama uçmadan mutlaka gideceğiniz ülkede değişebilen karantina sürelerini öğrenin, korona nedeniyle olacak değişikliklerden etkilenmemek için uçuşunuzla ilgili bilgileri sürekli izleyin diyorduk. Ama durum artık eskisi kadar belirsiz değil.

NORMALİN IŞIĞI GÖRÜNDÜ

1 Temmuz tarihi müthiş hava köprülerinin yeniden açılış tarihi. Amerika Birleşik Devletleri'ne yapılan uçuşların çoğu tahliye uçuşlarıydı. İnsanlar hem yoğun koronadan hem sokak olaylarından canlarını kurtarmaya çalıştılar. Her şey normale dönmedi. Ama normalin ışığı göründü. 1 Temmuz'dan itibaren New York'a haftada 5 uçuş, Chicago'ya haftada üç normal sefer yapacak. Los Angeles, Houston, Miami, San Francisco, Washington DC , Kanada'da Montreal, Toronto başlıyor. Bazı kentlere öyle eskisi gibi her gün uçuş olmayacak ama haftada üç günden de aşağı düşmeyecek. Yolcu arttıkça uçuşlarda paralel olarak artacak.

ASYA VE UZAKDOĞU

Almata'dan başlayarak Bangkok, Pekin, Tokyo, Seul'e kadar her yere uçuşlar başlıyor. Ortadoğu'daki bütün kentler hemen uçulacak yerler listesine girdi bile. Hepsi tarifede yerlerini aldı. Orta Avrupa'nın neredeyse tamamına uçuşlar başlıyor. Buna Almanya'daki bir çok noktada dahil Üstelik örneğin Frankfurt her gün, diğer kentlerde en az üç uçuşla Türkiye'ye bağlanmış olacak. Bazı uçuşlar şu sıralarda başladı bile. Yani 1 Temmuz'u beklemeyen uçuşlarda var. Kuzey Avrupa, Kuzey Afrika Sahra Altı Afrika... Nereye isterseniz uçabilirsiniz. Neredeyse tüm dünyadaki uçuş noktaları için THY seferlerine başlıyor. Elbette gidilen ülkelerdeki korona salgının durumuna göre sefer azaltmalar ya da zaman zaman iptaller olabilir. Ama her şey yolunda giden ülkelere olan bağlantılar da hızla artacaktır. Önümüzdeki aylarda THY bugüne kadar hiç uçmadığı yerlere de uçmak için pazar araştırmaları yapıyor. Uygun noktalar hemen Türkiye'ye bağlanacak.

HATA YAPMAYALIM

Bir de madalyonun diğer yüzü var. Elbette her şey ülkemizdeki salgının kontrol altında ve iyiye gidişi ile ilgili. Yani biz kendimizi kaybedip maske takmaz, sosyal mesafeyi korumazsak dünya bize zindan olabilir. Aylar sonra kazandığımız özgürlükler birebir gidebilir. Uçaklarda virüse karşı alınan standart önlemleri sağlık bilim kurulları yeterli buluyor. Havalimanları da öyle. Yani kırılan kanatlarımız geri geliyor. Daha şimdiden Türkiye'de 1.5 milyon yolcu uçtu. Dünyada her gün 55 binden fazla uçak seferi yapılıyordu. Geçtiğimiz yıl bu sayı günde 130 binden fazlaydı. Ama kanatlarımız sizlerin elinde. Hatalar yaparsak kapılar bir bir kapanır. Biz uçsak bile karşı ülkelerdeki bize gelmeyebilir. Ambargolar koyarlar, tahditler ortaya çıkar. Günlerdir neredeyse her iç hat noktasına uçan havayolları kısıtlamalara gider. Kısaca ortada kalıveririz...

YUKARININ TADI KAÇTI

Hiç duymadıklarımızı duyuyoruz. Yok efendim pencere kenarı salgında daha tehlikesizmiş. Yok efendim ön sıralarda oturmak daha iyiymiş. Tuvaletlere yakın koltuklardan kaçınmak gerekiyormuş. En az 9 saatlik uçuşlarda yemek verilecekmiş. Yani beş saat üstünde bir uçuşta yemek servisi yapıldığında koronavirüs daha hızlı mı bulaşıyor. Bazı hava yolları salgını fırsat bilip su dışındaki tüm içecekleri, alkollü içkileri yasaklıyormuş. 5-6 saatlik uçuşlar da bir sandviç vermek yeterliymiş. Öyleydi de bugüne kadar niye böyle yaptınız diye sormazlar mı? Aslında her şey maliyetleri düşürmek için. Özellikle uluslararası hatlarda yolcu bulamayan havayolu şirketleri bilet fiyatlarına zam yapmamak için uçaktaki her şeyi kısıyorlar. Ama bunun sonu yok. Çünkü havayolu yolcusunu birçok konfora onlar alıştırdılar. Elbette kısa sürede yine rekabet oluşacak. Ve her şey zorunlu olarak gelecek. Kimsenin yukarıdaki keyfimizi bozmaya hakkı yok.

ÇALIŞANLARIN İŞİ ZOR

Günlerdir söyleniyor. İşten çıkarma yasakları bittiğinde dünyadaki birçok havayolu gibi Türk şirketlerinde çıkarmalar başlayacak. Ama umarım olmaz. Yöneticiden pilotlara, kabin ekiplerinden yer personeline kadar değişik listeler yapıldığı, işten çıkarma ve ücret indirme gibi formüllerin oluşturulduğunu duyuyorum. Bu durum sisteme büyük zarar veriyor. Özellikle yer personeli, kabin ekipleri hiçbir şeye müdahale etmemek için çaba harcıyorlar. Bir kuralı uygulayamayıp kızdıklarında bile sentetik taviz veren tavırlar sergiliyorlar. Yani ikaz etmekten bile kaçınıyorlar. Örneğin sosyal mesafe ile uçağa yolcu alımı, ya da uçak içindeki hareketlere müdahalen kaçınan tavırları anlamamak mümkün değil. Kolay da değil kimse ekmek parasını ve alternatifi olmayan işini kaybetmek istemiyor. Bu durum uzadıkça sistemin yönetimi giderek zorlaşacak ve şirketler ciddi zarar görecek.

BU AMBALAJLAR UYGUN DEĞİL

THY iç hat ve dış hatlarda belirli sürelere kadar ikramda sadece su veriyor. Bu şirketin tercihi, buna bir şey diyemem. Gelelim verilen suya. Suyun kalitesinde bir sorun yok. Ama ambalajı ciddi bir sorun. 110 mililitre gibi çok cimri bir ölçü seçilmiş. Su, dışı yumuşak bir küçük bardağa konmuş. Daha açarken bir kısmı dökülüyor. Hele türbülanslı bir zamanda açmaya kalkarsanız yarısı dökülüp gidiyor. Dökülmesin diye bardağı biraz sıkarsanız çok daha fazla su dışarı fışkırıyor. İstendiğinde ikinci bardak suyu veriyorlar ama bu ambalaj uçaklar için hiç de uygun değil. Sucular gerçekten iyi para kazanıyorlar ama artı bir yatırımdan sürekli kaçıyorlar. Şişe ya da bardak şeklindeki ambalajların açma bölgeleri üzerinde hijyeni sağlayacak bir film tabakası olması gerekir. Yani önce o tabaka açılır sonra şişe ya da bardağın dudakla teması olur. Hele bir salgın döneminde bunun olması gerekir. THY alım yaptığı üreticilere bunu şart koşarsa yolcuları için daha güvenli olur hem de sistemi terbiye etmiş olur. Dünyanın birçok yerinde su imalatçıları bunu yapıyor. Evet maliyetleri çok az da olsa arttırıyor ama ciddi bir sağlık güvenliği sağlıyor.

İŞ JETLERİ DE KARGO TAŞIYOR

Koronavirüs sonrası büyüyen havayolu kargo taşımacılığı kabına sığmıyor. Birçok havayolu şirketi bu dönemde yolcu uçakları ile de kargo taşımacılığı yaparak para da kazandılar. Ama pazardaki kargo taşımacılığı büyüyen kargo için yeterli olmadı. Bu yüzden birçok yerde daha hafif ama zamanında gideceği yere ulaştırılması gereken düşük hacimli kargolar için iş jetleri de kullanılmaya başlandı. Fransız uçak imalatçısı Dassault Falcon uçakları ile kargo taşımacılığına da katkıda bulundu. İş jetlerinin taşıdığı kargoların değerlerinin yüksek, hafif ve hızlı ulaştırılması gereken kargolar olduğu belirtiliyor. Çoğunlukla bu kargolar içinde acil gerekli ilaçlar ve tıbbi cihazlar var. Bir de az miktarda yapılan sağlıkla ilgili yardımlar içinde yoğun olarak iş jetleri kullanılıyor.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR