ATO'dan karşılıksız çek sorununa karşı "fon" önerisi
Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, TBMM gündemindeki "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nde yer alan çek düzenlemesine ilişkin, "Karşılıksız çekte, lehtarın alacaklarını peşin tahsil etmesine, keşidecinin de taksitle ödeyebilmesine imkan veren, kamunun destekleyeceği bir fonla çözüm üretilebilir." ifadelerini kullandı.
EKONOMİ , 13 Temmuz 2021 Salı, 12:09
ATO'dan karşılıksız çek sorununa karşı "fon" önerisi

Baran, yazılı açıklamasında, TBMM gündeminde bulunan torba yasa teklifiyle çek konusunda yeni düzenleme yapıldığını hatırlatarak, bu yolla borçluların mağduriyeti giderilirken alacaklıların mağdur edilmemesi gerektiğini bildirdi.

Salgın koşullarında yapılan düzenlemeyle 24 Mart 2020'ye kadar işlenen karşılıksız çek düzenleme suçundan mahkum olanların cezalarının infazının durdurulduğunu, hükümlünün tahliye tarihinden itibaren çek bedelinin yüzde 10'unu üç ay içinde, kalanını ise ikişer ay arayla 15 taksitte ödeyebilmesine olanak tanındığını anımsatan Baran, daha sonra yapılan ikinci düzenlemede üç aylık sürenin bir yıla çıkarıldığına dikkati çekti.

Meclis gündemindeki düzenlemeyle de kapsamın genişletildiğine, 24 Mart 2020-30 Nisan 2021 dönemindeki karşılıksız çek suçlarının da kapsama alınmak istendiğine işaret eden Baran, "TBMM gündeminde bulunan teklifle, çek bedelinin ödenmeyen kısmının 10'da birini ödemek için öngörülen süre 30 Haziran 2022'ye kadar uzatılacak. Kalan kısım ise bu tarihten itibaren ikişer ay arayla 15 eşit taksitte ödenecek." bilgisini verdi.

Baran, karşılıksız çek konusunun 10 yılı aşkın süredir ülke gündeminde yer aldığının altını çizerek, karşılığı olmadan yüksek miktarda çek keşide edilebilmesindeki kolaylık ve çeklerin kredi aracı olarak kullanılmasındaki yaygınlığın bu konuyu bir sorun olarak ülke gündeminde tuttuğunu kaydetti.

Çekte keşideci ve lehtar dışında çek defteri veren bankaların da taraf olduğunu belirten Baran, keşidecinin de lehtarın da mağduriyetini önleyecek düzenlemeyle konunun kökten çözümlenmesi gerektiğini bildirdi.

"Bankaların çekte sorumlu olduğu tutar artırılmalı"

Baran, bankaların verdiği çek yaprağından sorumlu olduğu tutarın artırılması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bankaların çek defteri verme konusundaki cömertliği, keşidecilerin de ticari hayatlarına uyumsuz rakamlarla çek yaprağı imzalamaları sonucu, çek karşılığı ticaret yapanlar mağdur oluyor. Konu mahkemelere yansıdığında ve hapis cezası söz konusu olduğunda keşideci de mağduriyet yaşıyor. Çek yüzünden kimse hapis yatmasın ancak alacaklılar da gerçekleştirdiği ticari faaliyetin karşısında aldığı çeki tahsil etmek için uzun süren taksitler ve enflasyon karşısında ezdirilmesin. Karşılıksız çek yüzünden hapis yatan ya da hapis yatma tehlikesi bulunan kadar, yaptığı ticaretin karşılığını tahsil edemeyerek mağduriyet yaşayan binlerce vatandaşımız da var. Halihazırda TBMM gündeminde yer alan çek borçlarını öteleyerek taksite bağlayan düzenleme, bir tarafın mağduriyetini giderirken diğer tarafın mağduriyetine yol açma tehlikesi içeriyor. Konunun tekrar tekrar gündeme gelmemesi için bankaların çek yaprağında yazan meblağın en az yüzde 10'unu garanti etmesi bu sorunun önüne geçilmesi için önemli bir adım olacaktır."

TBMM'deki düzenlemeyle çek alacaklılarının hakkı olan meblağı tahsil etmesi için yaklaşık 3,5 yıl beklemesi gerekeceğine dikkati çeken Baran, kamunun destekleyeceği fonla alacaklıların mağduriyetinin giderilebileceğini ifade etti. Karşılıksız çekte, lehtarın alacaklarını peşin tahsil etmesine, keşidecinin de taksitle ödeyebilmesine imkan veren, kamunun destekleyeceği fonla çözüm üretilebileceğini vurgulayan Baran, "Alacaklı parasını bu fondan peşin tahsil ederken, borçlu yasal düzenlemeyle belirtilen sürelerde taksitler halinde ödemesini gerçekleştirebilir. Bu yapıyla salgın sürecinde hapisten çıkan ancak kapanmalar nedeniyle borçlarını ödeyemeyen keşidecilere borcunu öteleme ve taksitle ödeme imkânı verilirken alacaklıların da tahsilatlarını yapıp, iş hayatlarına odaklanmaları sağlanabilir. Sonuçta kazanan ülke ekonomisi olur." değerlendirmesinde bulundu.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR