Burak Akkul: Bir an önce ölsün şu virüs!
İnternette okuduğumuz, "Kimdir?" haberinden çok aslında gerçekte nasıl biri olduğunu daha çok merak ederiz. Burak Akkul gerçekte nasıl biri? Burak Akkul, 30 yıldır medyanın pek çok kademesinde; yazan, yöneten, edit eden, çekimler dublajlar yapan bir medya emekçisi. Onu yakından tanıyalım.
MAGAZİN , 20 Mayıs 2020 Çarşamba, 13:22
Burak Akkul: Bir an önce ölsün şu virüs!

Burak Akkul, 1972 doğumlu ve iş hayatına daha 1990 yılında Kadıköy Anadolu Lisesi'nde okurken başladı. Sıra arkadaşı Erdil Yaşaroğlu ile Güneş Gazetesi Gençlik ekinin mizah sayfasını hazırladı. (Burak Akkul yazıyor Erdil çiziyordu) Bu şekilde okul harçlığını kazanıyordu. Hatta TV'de yazdığı ilk iş olan Plastip Show'a yine 1990 yılında, liseden mezun olduğu yılın yaz tatilinde başladı. Söz konusu aktüel mizah şovunu, kurduğu ekiple tam 6 yıl yazdı ve yönetti.

Burak Akkul'u kendisine sordum

Hayatını nasıl özetliyor?

Mizah düşündüm, mizah yazdım. Burada "mizah" derken insanın aklına hemen sadece "komiklik" geliyor. Hayır. Ben çevremde olan biteni dikkatlice inceleyip, süzüp, dikkat çekici, çarpıcı ama kırmadan ve hoş bir şekilde ifade etmeye çalıştım hep. İletişim kabiliyetimin bu konuda güçlü olduğuna inanıyorum.

Burak Akkul nasıl bir kişiliğe sahip?

Takıntılı, düzenli, verilen işi sonuna kadar ve büyük ihtimamla yapan ama kendisi "İş yapmadan da yaşayabilsek ne iyi olurdu" diye düşünen biri. Burçların genelini pek bilmem ama okuduğum kadarıyla ben tam bir Oğlak burcuyum.

Burak Akkul ile ilgili doğru bilinen yanlışlar

En önemlisi, "Adam gezip gezip üstüne bir de para kazanıyor" yanlışı! Beni sadece son 6 yıldır eşim Seda ile birlikte çektiğimiz seyahat programı ile tanıyanlar, ekranda yakaladıkları bir bölüme bakıp, "Oooh adam geziyor..." falan şeklinde düşünüyor. Kesinlikle yanlış ve bunu her yerde açıklamaya çalışıyoruz. Biz, her meslek sahibi gibi, gittiğimiz şehri sadece bir "iş" bir "ofis" olarak düşünüyoruz ve yaşıyoruz. Orada 5 günde - günde 8- 10 saat yürüyüp çekim yapıp, bunu aktarıp, edit edip, altyazıları - üst sesleri derken 60 dakika yayına indirmeye çalışıyoruz. Bir bölümün yayına çıkması, seyahati, çekimi, kurgusunu yazmam, kanalın montajlaması derken; 10- 11 günümüzü alıyor. Üzerine kazandığımız para da, bugüne dek hiç de o kadar, özenilecek kadar olmadı.

Tahammül edemeyeceği şeyler neler?

Bir kişinin hakkında az bilgi sahibiyken atıp tutmak, yorum yapmak, yargıda bulunmak. Hele hele bunu topluma açık yapıp bile bile karşısındakini zor durumda bırakmak. Hıncını iftira ile almak.

Magazin dünyasını nasıl yorumluyor?

Eskiden çok daha fazla medyamızı kaplayan bir dünyaydı, artık normal seviyesine oturdu bence. Ama inanın bizim magazin dünyasına hiç ilgimiz olmadı. Onların da bizle işi olmadı zaten. Bugüne kadar sokakta hemen herkesin tanıdığı bir sunucu çift olmamıza rağmen; teyzeler amcalar hep bizi durdurup konuşup- gençler hep selfie çektirmesine rağmen, magazinciler bizi hiç tanımaz, yanımızdan geçer giderler.

Bir dilek hakkı olsaydı dünyada neyi değiştirmek isterdi?

Hemen hiç vakit kaybetmeden şu pandemi sürecini bitirmek isterdim. Biliyorsunuz ki Koronadan çok çektim. Zorluğunu bilirim. Kimsenin o duruma düşmesini istemem. Bir an önce ölsün şu virüs!

Gün içinde yaptığı rutin şeyler

Eskiden daha çok kitap okurdum ama itiraf edeyim o süreç azaldı. Netflix dizileri son zamanlarda daha bir rutinimiz oldu.Elbette bir de "sosyal medya" var. Özellikle Instagram'ı aktif kullanıyorum. Sık sık kontrol ediyor hemen her soruya cevap vermeye çalışıyorum. Bir de mutfağa giriyorum sık sık. Pratik yemekleri ben yaparım evde. Salatalar, makarnalar, ızgaralar bendedir.

Buzdolabının olmazsa olmazı

Rafta "kahve", buzdolabında "fuji elma".

Favori tatil rotası

Seyahatte en çok heyecanı uzak doğu için duyuyorum. Hangkong, Şanghay falan beni benden alıyor.. Ama yaz tatili, huzur tatili derseniz; Çeşme

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR