Davutoğlu'ndan flaş Suriye açıklaması
Dışişleri Bakanı Davutoğlu: "Doğu Guta'daki kimyasal silah saldırısının sorumlusu Suriye rejimidir. Eldeki bilgiler, muhaliflerin elinde böyle sofistike silahlar olmadığı yönündedir. Bizim açımızdan kimyasal saldırıdan rejimin sorumlu olduğuna dair şüphe yok" dedi.
GÜNDEM , 30 Ağustos 2013 Cuma, 18:07
Davutoğlu'ndan flaş Suriye açıklaması

Bakan Davutoğlu, Suriye'de yaşandığı belirtilen kimyasal saldırıyla ilgili açıklamalarda bulunarak; "İstihbari kaynaklardan edindiğimiz sağlıklı bilgiler, iki açıdan bunun sorumlusunun rejim olduğunu açık bir şekilde gösteriyor" dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Davutoğlu, BM nezdinde alanda bulunan teftiş heyetinin yetkilerinin ve alanının genişletilmesi için girişimlerde bulunduklarını belirterek; "Diğer taraftan istihbarat birimlerimiz ve uzmanlarımız bu çerçevede eldeki bilgileri değerlendirmek için yoğun bir çaba sarfettiler. Birçok istihbarat birimiyle de senkronize halde bu bilgileri değerlendirdiler. Bütün bu bilgilerden hiç kimsenin bir şüphesi yok. Kimyasal bir saldırı sözkonusu.

Gerek görgü şahitleri, gerek alandan gelen görüntüler ve gerekse oradaki sağlık kuruluşlarından aldığımız bilgiler, çok açık bir şekilde semptomlardan hiçbir yara ve kan izi olmadan doğrudan boğulma yada gaz etkisiyle vefat ettiklerini, yaralı olanlardaki semptomların açık bir kimsayal saldırıyı işaret ettiğini ortaya koyuyor. İkinci bir soru, bunun kimin tarafından yapıldığı sorusu. Tabi rejim dahi kimyasal silah kullanıldığını başta reddetti ama daha sonra kabulllenmek durumunda kaldı. Ama muhalefete ve diğer bilinmez unsurlara bunu atfetti. Fakat istihbari kaynaklardan edindiğimiz sağlıklı bilgiler, iki açıdan bunun sorumlusunun rejim olduğunu açık bir şekilde gösteriyor.

Birincisi, bulunan mekandaki kayıpların hemen hemen tümünün nuhalefet kontrolündeki bir bölgede meydana gelmiş olması. Zaten muhalifler kendi yandaşlarını vuracak değil. Bu mekan ile atım yerleri arasındaki ilişkiler, atım açıları, füzelerin düşmüş olma istikametleri vs. bunlar değerlendirildiğinde çok açık bir şekilde bunun rejim kontrolündeki tepeden yapılmış olma ihtimalini güçlendiriyor. Hatta ispat ediyor. İkincisi de atım vasıtaları. Yani elinizde kimyasal silah olsa bile, eğer onu başka bir bölgeye atacak atım vasıtası yoksa, bunu kullanma imkanınız yok. Eldeki tüm bilgiler de muhalefetin elinde böyle bir sofistike imkanın olmadığını açıkca ortaya koyuyor. Bu sofistike imkana alanda bir tek rejim sahip. Rejim bizzat düzenli ordu birlikleri mi yoksa rejim kontrolündeki Şebbiha'lar mı ayrı bir tartışma konusu. Bu tamamiyle bizim milli istihbarati değerlendirmelerimizdir. Ama diğer istihbarat birimleriyle yapılan temaslarda da genel olarak mutabakat olduğu görülüyor" dedi.

"ELİMİZDEKİ BULGULAR ULUSLARARASI TOPLUMLA PAYLAŞILMIŞTIR"

Bakan Davutoğlu, bundan sonra uluslararası toplumun üzerine büyük bir sorumluluk düştüğünü kaydederek şunları söyledi; "Biz en başında, çok açık bir şekilde bunu ifade etmek isterim, Türkiye'yi sanki bir savaş çağrısında bulunuyormuş gibi takdim etmek isteyenler var, bu son derece haksız bir suçlama. 2011 Ocak'ı ile Ekim'i arasında 10 ay rejim nezdinde doğrudan angajmanla bu olayların yaşanmaması için ve barışın bozulmaması için ne kadar yoğun çaba sarf ettiğimizi bütün dünya biliyor. Türkiye diplomasinin bütün imkanlarını kullandı. Elimizdeki bulgular uluslararası toplumla paylaşılmıştır. Eldeki bulguların hepsi değerlendirilip Suriye'de süregiden bu savaşa artık bir son verecek uluslararası bir insiyatifin başlatılması lazım."

"BM NORMLARININ BU KADAR AÇIK BİR ŞEKİLDE İHLAL EDİLDİĞİ İKİNCİ BİR OLAY NEREDEYSE YOK"

Herkesin ortak mutabakatının, böyle bir saldırı karşısında uluslararası toplumun, hukukun gerektirdiği bütün tepkileri vermesi yönünde olduğunu söyleyen Davutoğlu; "Şu ana kadar da bu yönde değişen bir tutum yok. Mesele bunun öncelikle BM Güvenlik Konseyi'nde verilmiş olmasıydı, hepimiz bunu tercih ediyorduk. BM normlarının bu kadar açık bir şekilde ihlal edildiği ikinci bir olay neredeyse yok. Birçok örnek veriliyor ama kitle imha silahları bağlamında bu derece açık bir norm ihlalinin yaşandığı nadir örnekler var. Hepimizin birinci beklentisi, hiçbir şüphe bırakmadan BM Güvenlik Konseyi'nin bu duruma el atması, kararlı bir tutum sergilemesiydi. Aradan 10 gün geçti. Şimdiye kadar BM, daimi üyelerinin tutum farkı nedeniyle bir karara ulaşamadı. Önemli olan bir an önce bu eldeki bulguların, BM heyetince de tespit edilecek bulguların bütününün değerlendirilip, bir şekilde bu tepkinin en güçlü şekilde verilmesi lazım" diye konuştu.

"Uluslararası toplum, 2 buçuk yıldır yaşanan küçük gibi görünen katliamlara cevap vermiş olsaydı, bugün o zavallı çocuklar, bebekler ölmemiş olurdu" diyen Davutoğlu, "Eğer şimdi bu tepki verilmezse, bundan sonra dünyanın her bir köşesinde böylesine insanlık dışı silahlara sahip olan ülkeler, bu silahları kullanmak konusunda kendilerini daha serbest sayarlar" görüşünü paylaştı. Meselenin, Türkiye ile Suriye arasındaki bir mesele olmadığını dile getiren Bakan Ahmet Davutoğlu; "Esas mesele bütün dünyayı etkileyecek olan kitle imha silahlarının serbest kullanımını ve müeyyidesinin olmaması gibi bir algının yaygınlaşması. O zaman çok daha büyük facialara sebebiyet verilir. O bakımdan iç kamuoyuların tepkileri ne olursa olsun, insanlık vicdanının bu saldırı konusunda en doğru tepkiyi en doğru zamanda vererek, bir daha kimsenin böyle bir saldırı yapmaya, kitle imha silahı kullanmaya cesaret etmemesi yönünde güçlü bir sinyal verrmesi oalcaktır. Bu yönde de işaretler görüyoruz" ifadelerini kullandı.

"ŞU ANDA TEZKERE İHTİYACI YOK"

Bakan Davutoğlu, gündemdeki 'Tezkere' tartışmalarına değinerek; "Şu anda acil bir tezkere ihtiyacı görünmüyor ama icap ettiğinde tabi, şunu vurgulamak isterim; Bir çok spekülasyon yapılıyor. Türkiye bi hukuk devletidir. Ve hukuk devleti içinde kararların nasıl alınacağı da bellidir. Bize geçen sene Ekim ayına kadar süresi olan tezkereyle hükümetimiz yetkilendirildi. Hükümetimiz de net talimatlarla TSK'yı yetkilendirdi. Yani ortada bir boşluk sözkonusu değil. Ama bu yetki dışında yetkilendirme gerekirse de o zamanda hukuk sistemimiz içinde ne gerekiyorsa, gerekli adımlar atılır. Ama şu anda bu anlamda acil bir ihtiyaç sözkonusu değil" dedi.
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR