Göğüslerini merak ediyorum ama...
Acı ve zevk, sevgi ve nefret, günah ve kutsal, özgüven ve utangaçlık, sanat ve popüler kültür... Dünya üstünde çok fazla iş içinde zıtlıkları barındırır ama sadece biri, tüm zıtlıklara ev sahipliği yapabilecek kadar eski ve tartışma konusudur. DÖVME... Yaptıranları tanımıyla “Para verip, mezara götürebildiğiniz tek şey” Yaptırmayanlara göre ise “Para verip acı çekilen aptallık”
MAGAZİN , 28 Nisan 2014 Pazartesi, 17:30
Göğüslerini merak ediyorum ama...

 Hürriyet gazetesinden Murat Kıvanç'ın haberi...

Peki Türkiye’de dövmeli olmak nasıl bir şey?

İşte dövmecisinden taşıyana, öğrencisinden yöneticisine, modacısından tiyatrocusuna, psikoloğundan cildiyecisine göre DÖVME...

Dövme hakkında bilmeniz gereken kavramlar:

Flash: Dövme için hazırlanmış ama yapılmamış çizim.
Transfer: Yapılan dövmenin kola yapıştırılan kopyası
Köntür: Dış hat
Black-gray: Siyah kullanılarak renksiz yapılan dövme
Counter: Arka fon
Sleeve, Full arm: Kolun dövmeyle kaplanması
Traditional: Geleneksel dövmeler (Kalp, kuş vb)
Old-School: Eski Amerikan stili dövmeler (Counter olan, detaylı dövmeler)
Realistic: Gerçekçi
Cover-up: İstenmeyen dövmeyi, dövme ile kapatmak
Touch-up: Eski dövmeye küçük dokunuşlar yapmak
Refresh: Komple dövmeyi tazelemek
Custom work: Kişiye özel tasarım dövme

17 yaşında bir çocuk düşünün… İstanbul, Küçükçekmece’de yaşıyor… Sevdiği müzikleri dinleyebilmek için CD kaydettirmeye gidiyor ama cebinde 5 kuruş para yok. Dükkan sahibini ikna etmeye çalışırken kalem ve walkman motoru ile dövme yapan bir adam görüyor. CD’siz döndüğü evde araştırmalara başlıyor ve 1 hafta sonra kendi dövme makinesini yapıyor…

Boncuk iğnesi ve çini boyası ile önce kendi bileğinde sonra arkadaşları üzerinde denemelere başlıyor. Çok geçmeden Akdeniz sahillerinde dövme yaparken buluyor kendini. O gün istediği parçaları CD’sine doldurtamadığı için dövme yaparak para kazanmaya karar veren o çocuk, bugün Taksim’in göbeğinde bir dövme stüdyosunun müdürü... Hem sanatını gerçekleştiriyor hem de içinde ukde olan parçaları müşterilerine çalıyor…

Soner Kurak, arkadaşlarını delik deşik ettiği için büyüdüğü mahalleye çok sık gidemese de Taksim’deki hatırı sayılır ününü her geçen gün arttırıyor. İzin almadan dövmelerine dokunan kadınlara ise “Ben de senin göğüslerini merak ediyorum ama dokunuyor muyum” diyor.

Nedir bu dövme olayı?
Yaşam tarzı, felsefe… Hayatım.

Neredeyse vücudunun tamamı dövme… Sorunların mı var?

Neden sorunlu ya da hastalıklı bir durum olsun ki! Bu benim tercihim, benim bedenim. Böyle mutluyum.

Hiç bu yüzden sorun yaşadın mı?
Tam tersi. Matbaacılar sitesinde sanat kitapları basan bir adam müşterileri karşılamam için beni işe aldı. Gelenlere “Bakın biz böyle tiplerle çalışıyoruz” diyerek pirim yapıyordu.
Zor ya da kolay müşteri var mı?
Dükkanın kapısından içeri giriyorlar ve “Dövme yaptırmak istiyorum” diyorlar. Nereye, ne yaptıracaklarını bana soruyorlar. Amaçları sadece dövme yaptırmak. Çok ısrar edenlere fikir veriyorum. Yine de neye yarar. Benim önerdiğim figürler hayatımı, bakış açımı, beğenilerimi yansıtan şeyler.

Hiç mi kitap okumadın, film izlemedin, müzik dinlemedin arkadaş… Çocukken hayran olduğun bir çizgi karakter de mi olmadı… Nasıl olur da bir insan için anlamı olan bir şey olmaz anlamıyorum açıkçası.

Pişman olan oluyor mu?
Transfer yaptırıp, kolunda örneğini gördükten sonra tamam deyip makine çalışmaya başlayınca vazgeçenler gerçekten sinir bozucu oluyor. Açık fikirli olup bana güvenenlere ise bayılıyorum…  

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR