İlk başbakanın Libya öyküsü
Libya'nın ilk başbakanı Sadullah Koloğlu'nun oğlu olan ve 70'li yıllarda Ecevit'in Libya özel temsilciliğini yürüten Orhan Koloğlu, Hürriyet'e Libya'daki yıllarını ve babasının başbakanlık dönemlerini anlattı.
GÜNDEM , 14 Ocak 2020 Salı, 09:21
İlk başbakanın Libya öyküsü

Orhan Koloğlu'nun babası Sadullah Koloğlu Derne'de maiyet memuru olarak başladığı kaymakamlık hayatına Hassa, Buldan, Pınarhisar, Vize, Saray, Maçka'da devam etti. Cumhuriyet'in ilanından sonra da Of, Sürmene, Kadınhanı, İznik, Karacabey, Çatalca'da kaymakamlık yaptı. 1938'de Hakkâri, 1940'ta da Bingöl valisi oldu. 1941'de emekliye ayrıldı. Orhan Koloğlu babasının kaymakamlık yaptığı Konya'nın Kadınhanı ilçesinde doğdu. Babası 1949'da bağımsızlığını yeni kazanmış, kadroları olmayan Libya'da eskiden tanıdığı Emir Sunusi'nin talebive Türk hükümetinin izniyle ilk başbakanlık görevini üstlenip 1952'ye kadar sürdürdü. Gençliğinin ilk yılları Libya'da geçti. 70'li yıllarda Bülent Ecevit'in Libya özel temsilcisiydi. Libya'ya dair kitaplar yazdı. Kariyerine 90'dan fazla kitap, Basın Yayın Genel Müdürlüğü, çeşitli ülkelerde ataşelikler ve siyasi danışmanlıklar sığdırdı. Tuzla'da kaldığı huzur evindeki mütevazı odasına girdiğimizde günlük gazetesi sehpanın üzerindeydi. Masasında ise hazırlığını yaptığı yeni kitabının notları vardı.

LİBYALILAR ONU ANLAMAZDI

Libya'yı "Coğrafya olarak da çok zor bir yer. Nüfusu gayet az ama geniş toprakları var. Arkası tamamen çöl. Sahil kesimi dışarıyla ilişki içinde. Avrupa, Türkiye ve Mısır olmak üzere. Ancak iç kesimdekilerin kimseyle ilişkisi yoktur neredeyse. Çölün ortasında kendi gelenekleriyle yaşarlar. Zaten bu farklılıklar yüzünden de her zaman çatışmalar vardır" diye anlattı. Sonra babasından ve Libya'daki başbakanlık sürecinden bahsetti:

'Arap Kaymakam' olarak bilinen Sadullah Koloğlu çocuklarıyla.

"Babam Sultan Abdülhamit'in Aşiret Mektepleri'nde okumuştu. Sonradan onun Sultan'a teşekkür ettiği bir metni gazetede görmüştüm. Babam valiydi Türkiye'de, sonradan Libya'ya başbakan yaptılar. 18 yaşlarımdaydım. Arapçayı çok iyi konuşurdu. Meclis'te konuştuğu zaman Libyalılar babamı anlayamazdı. Onların Arapçası Libya'ya özgüydü çünkü. Öldüğünde hesabında sadece 25 altın vardı. Çünkü Libyalı gençlerin eğitimi için harcıyordu parasını. Hem okul hem yol paralarını veriyordu.

KADDAFİ GERÇEK BİR DELİYDİ

Kaddafi'yi en erken dönemlerinde tanıdım. Ayaklanma ve gösterilerin içindeydi. Türkiye'den geldiğim için ve babamı da tanıdığı için yakın temaslarımız oldu. Anladım ki o gerçek bir delidir. O küçücük ülkeden bütün Arap dünyasını idare edebileceğine inanıyordu. Ecevit'in temsilcisi olarak Libya'da bulundum. Kaddafi Türkiye'nin desteğini alıp Arap dünyasının lideri olmak istiyordu."

AİLEMİZ YENİÇERİLERE DAYANIYOR

Ailemiz Osmanlı zamanında, 16. yüzyılda Libya'ya giden yeniçerilere dayanıyor. Bu yeniçerilerin çocuklarından, torunlarından oluşan nesile de 'Kuloğlu' deniyor. Babam Derne doğumlu. Anadolu'nun birçok yerinde kaymakamlık yapmıştı. 'Arap Kaymakam' olarak bilinirdi. Kırklareli'nin Pınarhisar kazasında da kaymakamlık yapmıştı. Cihan harbi dönemiydi. Yunanlar tarafından tutuklanıp Pınarhisar'da hapse atıldı. Vaktiyle haksızlığa maruz kalmasına müsaade etmediği bir Bulgar da hapisten kaçmasına yardım etmiş. Babam Cumhuriyet'ten sonra da birçok yerde kaymakamlık yaptı.

ATEŞKES İLK ADIM OLARAK ÇOK ÖNEMLİ

- ORHAN Koloğlu Libya'da Türkiye'nin çabasıyla sağlanan ateşkesi ve Libya ile imzalanan mutabakatı da şöyle yorumladı: "Ateşkes ilk adım olarak önemlidir. İnşallah o süreç iyi değerlendirilerek Libya için olumlu bir sonuç alınır. Ateşkesten sonuç alınmasında savaşan taraflar kadar konuya müdahil diğer ülkelerin samimiyeti de önemli. (Libya mutabakatı) Libya ile yapılan anlaşmanın sıhhati ve uygulanabilmesi için donanmanın çok kuvvetli olması gerekir. Harita üzerindeki çizimler veya anlaşmalardaki metinler yeterli olmaz. Diplomatik girişimler çok önemli. Diplomasinin başarısı için de askeri güç şart. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda kararlı olduğu anlaşılıyor. Buna karşılık Yunanistan da boş durmuyor. Kıbrıs'ı dürtüyor. Kendine yakın Avrupa ülkelerini kışkırtıyor. Akdeniz üzerine kavga hep devam etmiştir. İtalyan, İspanyollar, Fransızlar, Türkler hep savaşmıştır. Araplar da gelmiştir onlar da bir şey yapamamıştır. Akdeniz zaten kendi içinde garip bir varlıktır. Bir çeşit gayya kuyusudur."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR