Kemal Kılıçdaroğlu saldırı sonrası kürsüye çıktı
CHP Grup salonu girişinde yumruklu saldırıya uğrayan Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuşuyor.
GÜNDEM , 08 Nisan 2014 Salı, 14:03
Kemal Kılıçdaroğlu saldırı sonrası kürsüye çıktı

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasıdnan satır başları:

Herkesi sükunete davet ediyorum. Demokrasi yolu engellerle doludur. Bu CHP liderine yapılan ilk saldırı değildir. Rahmetli İsmet İnönü’ye de taşlar atıldı, kafası yarıldı, saldırılar düzenlendi. Ama bir tek hedefimiz var bu ülkeye sağlıklı bir demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.

Baskılar şiddet bunlar bizi engelleyemez. Biz hiç kimsenin önünde diz çökmemiş gelenekten geliyoruz. Öyle birisi yumruk atacak biz geri adım atacağız, asla atmayacağız, inançlarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

30 Mart seçimleriyle ilgili tek sözcük, çalıştık. Öncelikle ben yerel seçimler dolayısıyla üç kesime teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Birincisi sandığa gidip bir demokrasi şöleni içinde oy kullanan bütün yurttaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Yüksek bir katılım oldu. CHP’ye oy versin vermesin, oy kullanan bütün yurttaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.

İkinci teşekkürüm, gençlere. Ankara seçimlerinden sonra biliyorsunuz bir şaibe algısı çok net şekilde toplumun gündemindeydi. Bine yakın genç CHP Genel Merkezi’ne geldi. Ve aynı zamanda bu seçimlerde ilk kez iki buçuk milyon gencin oy kullanma hakkı oldu. onlar bizim umudumuz geleceğimizdi. Onları her zaman kucakladık. Bine yakın genci CHP genel merkezinde görünce gururlandım. Onların hiçbirisi CHP üyesi değildi. Ama beklentileri vardı. O beklentileri asla boşa çıkarmamak gibi bir görevimiz var. İkinci teşekkürüm gönüllü çalışan bu gençlere.

Üçüncü teşekkürüm kadınlara. Olağanüstü çaba harcadılar. Arzu ettikleri ölçüde olmasa bile her birisi birer demokrasi savunucu olarak meydanlardaydı. Onlara gerçekten yürekten teşekkür ediyorum. çünkü onlar, olası bir baskı yönetiminin kendilerine daha ağır bir fatura çıkaracaklarının bilgisindeydiler.

Bu vesileyle, bugün gazetelerde yer alan bir kadın haberi var. Bingöl’de AKP’den seçilen belediye meclis üyesi bir kadın başkan yardımcısı olmak ister. Onu reddederler ve onu vermezler. Bu kadının söylediği şu cümleler önemli “Gece gündüz 24 saat kapı kapı dolaşıp çalışma yapacağız. Sonra bize dinen bizim çalışamayacağımız söylenecek” Bu kadına en samimi teşekkürlerimi gönderiyorum.

Kadın çalışıyor mu çalışmıyor mu gitsinler Karadeniz’e baksınlar, kırsal kesime baksınlar. Oralarda kadın çalışacakta, makam mevki olunca mı kadına kapatılacak?

"DEVLETLE MÜCADELE EDEN BİR SEÇİM GERÇEKLEŞTİRDİK"

Bu seçimler, hepimizin bildiği çağdaş demokrasilerde olması gereken seçimlerden farklıydı. Oralarda iktidar mücadelesi yapılırdı biz devletle mücadele eden bir seçim gerçekleştirdik. Başbakanın, valileri kaymakamları polisi bütün bunların tamamı bir blok oluşturmuştu. Karşısında da muhalefet vardı. O nedenle bu mücadeleyi sağlıklı işleyen demokrasideki mücadeleden farklı yerde konumlandırmamız gerekiyor.

Düşünün AA’nın genel müdürü bile iktidar partisine servis yapıyor. Onun bilgi vermesi gereken kitle Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları.

"ŞERO TRAFOYA GİRMEDİ"

Bu seçimin bir diğer özelliği, en şaibeli seçim olmasıdır. Üzülerek söylüyoruz. Yıllar ilerledi, daha sağlıklı demokrasiyi oluşturmak yerine, hepimiz tanık olduk. Daha şaibeli bir süreç içinde demokrasimiz sokuldu. 44 ilde elektrikler kesildi. Kediden söz ediyorlar. Kedi trafoya girmiş. Doğrusunu isterseniz arkadaşlara dedim Şero yerinde mi diye. Şero’nun trafoya girmediğini öğrendik. Ama kediyi aramak istiyorsanız bakanlar kurulu sıralarına bakmak lazım.

Bir başka demokraside olgunluk işareti şudur. Seçimler yargı gözetiminde yapılır hükümet gözetiminde değil. Bakanların gidip seçim kurullarına manevi baskı kurmaları tipik örneklerden birisidir.

"OY ARTIŞIMIZA SEVİNEMEDİK"

Bu seçimler beklentilerimizi karşıladı mı? Halka her ortamda doğruyu söyleyeceğim dedik. hayır, açık yüreklilikle. Bizim beklentilerimiz daha yüksekti. İki milyon oyumuz arttı. Bu bizi tatmin etmiyor. Halkın beklentileri de yüksek, bizim de. Gençlerin de aydınların da beklentileri yüksek. Biz o nedenle oy artışımızdan sevinemedik.

Hedefimiz neydi? En azından beklentilerimizi gerçekleştirmek. Bunu sağlayamadık. Bizim şikayet etme gibi bir lüksümüz yok. Dönüp kendimize bakacağız.

“DEMEK Kİ BİR YERDE BELLİ ŞEYLER EKSİK”

Eksikliklerimiz var demek ki. Demek ki bir yerde belli şeyler eksik. Ya bizden kaynaklanıyor ya bizim söylemimizden. Bunu gidermek zorundayız. Hiç kimse unutmasın meşhur bir söz var. Roma bir günde inşa edilmedi diye. Biz ağır da olsa kararlı adımlarla gidiyoruz. Bu mücadeleden asla dönmeyeceğiz.

Beklentilerimiz yüksekti, neden? Bir siyasal iktidar düşünün dört bakanı yolsuzluk dolayısıyla istifa etmiş. Başbakan’ın oğlunun elinde sıfırlanmak isteyen milyonlarca Euro var. Bir hükümet düşünün genel müdürlerin evlerinin ayakkabı kutularından dolarlar fışkırıyor. Türkiye’nin bu yükü çekemeyeceğini düşünüyorduk. Türkiye’nin daha ciddi tepki göstereceğini düşünüyorduk. O nedenle beklentilerimiz yüksekti ve ben gittiğim bütün seçimlerde, miting meydanlarında, kamuoyunun vicdanına seslendim.

“VİCDAN KUL HAKKI YİYENLERE KAPI ARALAMAMAKTIR”

Vicdan çok önemli bir kavramdır. İnsanın kendi iç dünyasında hesaplaşmasıdır. Doğruyla eğriyi kendi iç dünyasında test etmesidir vicdan. Komşusu açken tok yatan benden değildir hadisi şerifinin sorgulanmasıdır vicdan. Vicdan kul hakkı yiyenlere kapı aralamamaktır. Vicdanın temelinde ahlak yatar. Ahlak çok erdemli bir kavram. Bütün inançların ortak temelini oluşturur hala.

Size ahlak konusunda bazı düşünürlerin bilginlerin ve sevgili peygamberimizin sözlerinden bir demet sunmak istiyorum.

“Devletler kanunla değil ahlakla daha iyi yönetilir.”

“sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olandır”

“insanlara verilen şeylerin en hayırlısı güzel ahlakdır”

“her binanın bir temeli vardır, İslam dünyasının temeli güzel ahlaktır”

“Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çöker”

“Bütün bir cihanı araştırdım, güzel ahlaktan daha büyük liyakat bulamadım”

Ahlakın ayrılmadığı ikinci kardeşi adalettir. O nedenle beklentilerimiz yüksekti. Bu kadar yolsuzluğa batmış bir siyasal yapının daha ağır bir şekilde demokratik yollardan cezalandırılacağını düşünüyorum. İki milyon oy kaybı var. Bu da çok önemli bir süreç. İlk söylediğim şuydu seçimlerden sonra. Uyuyan vicdanları uyandırmak zorundayız. 76 milyonun bu haksızlıkları sindirmesi mümkün değildir.

 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR