Mevziye giren ateist olamaz
Ergenekon davasında tahliye olan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Ergenekon, Balyoz ve 'Casusluk' davalarıyla ilgili, kritik noktalara değindi ve kendisine yöneltilen iddialara yanıt verdi
GÜNDEM , 11 Nisan 2014 Cuma, 11:40
Mevziye giren ateist olamaz

Ergenekon davasında tahliye olan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve eşi Sevil Başbuğ’la Fenerbahçe Orduevi yerleşkesindeki evlerinde Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila'nın sorularını yanıtladı. Haberden satırbaşları şöyle

BAŞBUĞ'DAN ÖZELEŞTİRİ

Sohbetimizin detaylarına geçmeden İlker Paşa’nın davalara bakışını baştan aktarayım:
Başbuğ Paşa, Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesine bomba atılması olaylarında yer alan sanıklar hariç Ergenekon davası sanığı silah arkadaşlarının suçsuz olduğuna inanıyor. Balyoz davasının çökmüş olduğunu kamuoyunun da anladığını belirttikten sonra, bu iki davayla gündemin alt sıralarında kalan, “Casusluk davası”nın da özellikle Deniz Kuvvetleri ağırlıklı zorlama bir dava olduğu inancını koruyor. Basının ve kamuoyunun bu davanın da üzerine eğilmesi gerektiğini vurguluyor.

Dikkatimi çeken bir yön de İlker Paşa’nın olayları değerlendirirken TSK’ya yönelik haksız suçlamalara yanıt verdiği kadar, açık bir özeleştiri yapmasıydı. “Bizim de çelişkilerimiz, hatalarımız oldu” diyerek, sürdürdü özeleştirisini.

DİN KONUSU

Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ, TSK’ya din konusunda haksız eleştiriler yöneltildiğini vurgulayarak değerlendirme yapmaya başladı. “TSK’ya dine uzak hatta dinsiz” diye yapılan eleştirilerin haksızlık olduğunu hatta zaman zaman psikolojik harekata dönüştürüldüğüne dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Böyle bir şey olabilir mi? Ben daha önce de söyledim Peygamber ocağı dediğiniz bir kurumdur ordu. Dinsizlik söz konusu olabilir mi? Allah Allah diye taarruz eden bir ordudan, gemilerinin direğinde Kuran-ı Kerim bulunan bir ordudan söz ediyoruz. Bu TSK’ya yöneltilen en haksız eleştiridir. Türk ordusunu bu şekilde suçlamak kabul edilemez, bizler bu ocağın içinde büyüdük, yaşadık. Ben sorumlu olduğum her kademede çok hassas davranmış, gerekli imkanların sağlanmasına özen göstermişimdir.”
Başbuğ Paşa din ve inanç konusunu açıklarken “çok beğendiğim ve sık tekrarladığım bir söz vardır” diye devam etti :
“Savaşta, cephedeki mevzide ateist yoktur”
“Evet” dedi İlker Paşa, “bu söz doğrudur, mevziye girince kimse ateist olmaz, dua eder” diye ekledi.


İHBAR EDEN SUBAY NEREDE?

Başbuğ’un dikkat çektiği bir konu da İrticayla Eylem Planı’nın imzalı halini İstanbul Başsavcılığı’na bir ihbar mektubuyla gönderen kişinin kim olduğu. Bu konuda şöyle konuştu:
“Eylem Planı’yla ilgili haber 12 Haziran 2009’da yansıdı. Ben aynı gün askeri savcılığa soruşturun dedim ve soruşturma başladı. Eldeki belge fotokopiydi. Sonra ekim ayında biri ıslak imzalı belgeyi ihbar mektubuyla savcılığa gönderdi. Ayrıca belgeyi 12 Haziran günü dosyadan aldığını söyledi. Bu kişinin bir subay olduğu anlaşılıyor. Peki 12 Haziran’da bu ıslak imzalı belgeyi edindiyse ekim ayına kadar niye bekledi? Kaldı ki, bu ihbarcı tanık olabileceğini, mahkemeye gelip anlatabileceğini söyledi. Ama tanık olarak çağrılmadı? Neden? Madem davanın esasını oluşturan belgeyi gönderdiğini ve tanık olabileceğini söylüyor neden çağrılmadı? Bu soruların cevapları da çok önemlidir.”
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR