TTB: 350 bin pozitif olgu topluma bildirilmedi
Türk Tabipler Birliği (TTB) Covid-19 İzleme Kurulunun pandemi sürecinin Türkiye'deki 7. ayına ilişkin değerlendirmesi yapılan basın toplantısıyla açıklandı. İnternet üzerinden yapılan toplantıda konuşan Prof. Dr. Kayıhan Pala, "Bakan Koca, Nisan ayında yapılan PCR testlerinde pozitiflik oranının yüzde 20 olduğunu, bu oranın Eylül ayında yüzde 10'a düştüğünü açıkladı. Buna göre sadece Nisan ve Eylül aylarında 350 binden fazla doğrulanmış olgunun topluma bildirilmediği açık olarak görülüyor." şeklinde konuştu.
GÜNDEM , 12 Ekim 2020 Pazartesi, 21:35
TTB: 350 bin pozitif olgu topluma bildirilmedi

TTB Merkez Konseyi Covid-19 pandemisinin Türkiye'deki 7. ayına ilişkin basın toplantısında Prof. Dr. Özlem Azap Kurt, Doç. Dr. Osman Elbek, TTB Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala ile TTB Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Akkurt bilgilendirme yaptı. Bakanlığın sağlıklı veriler açıklamadığı için pandemiyle mücadelede sıkıntılar yaşandığını belirten uzmanlar, bundan sonraki süreç için de TTB'nin önerilerini kamuoyuna açıkladı.

"350 BİN DOĞRULANMIŞ OLGU TOPLUMA AÇIKLANMADI"

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıkladığı tablo ile sahadaki verilerin örtüşmediğini, en sonunda bakanın bunu açıklamak zorunda kaldığını söyleyen Prof. Dr. Kayıhan Pala, şunları söyledi:

Bilim kuruluna değil, bir gazeteciye verdiği demecinde; Nisan ayında yapılan PCR testlerinde pozitiflik oranının yüzde 20 olduğunu, bu oranın Eylül ayında yüzde 10'a düştüğünü açıkladı. Bu açıklama çerçevesinde tablolara baktığımızda Nisan ayında 81 bin 570 olgunun aslında pozitif olduğu halde topluma açıklanmadığını görüyoruz. Eylül ayında da 275 bin 647 doğrulanmış vaka topluma açıklanmamış.

Buna göre sadece Nisan ve Eylül aylarında 350 binden fazla doğrulanmış olgunun topluma bildirilmediği açık olarak görülüyor. Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Ekim aynını da buna katacak olursak, olgu sayısının bakanın bildirdiğinden çok daha yüksek olduğu, doğrulanmış ölüm sayılarındaki tartışmanın ise sürdüğü açık olarak görülecektir" dedi.

SAĞLIK VE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIKLARI ORTAK HAREKET ETMELİ

Prof. Dr. Özlem Azap Kurt, okullarda bir vakanın çıkması durumunda ne yapılacağının iki bakanlık arasında tam belirlenmediğini belirterek, "Okulların kapalı kalmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Uzaktan eğitimin yüz yüze eğitimin yerini almayacağını biliyoruz. Okullar açılmak zorunda ama salgın kontrol altına alındıktan sonra. Önce salgın kontrol altına alınmalı sonra açılmalı. Örneğin günlük olgu sayısı binin altına indiğinde açılabilir, olguların artmasıyla tekrar kapatılmaya gidilebilir" diye konuştu.

COVİD-19 VİRÜSÜ KAPAN SAĞLIK ÇALIŞANI SAYISI 30 BİNE DAYANDI

Covid-19'un bir meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için 130 ülkede çalışmaların başlatıldığına yer verilen basın toplantısında, "Yerelden ulaşan verilere göre dün itibariyle 48'i hekim 112 sağlık çalışanını kaybettik, 29 bin 865 sağlık çalışanı hasta" denilerek Sağlık Bakanlığı'nın, sağlık çalışanlarıyla ilgili verileri de açıklamaya davet edildi. Sağlık çalışanlarından mahrum edilen testlerin, futbol federasyonu üyelerine yapılması eleştirildi.

DİLE GETİRİLEN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

TTB İzleme Kurulu üyeleri ile uzmanların dile getirdiği ve raporda yer alan sorunlar ve çözüm önerileri ise ana başlıklarıyla şöyle sıralandı.

**Pandemi döneminde birinci temel sorunumuz doğru ve güvenilir veri gereksinimidir.

**Okullarda Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı rehberde belirtilen önlemlerin uygulanabilmesi için yapısal eksiklikler giderilmelidir.

**İnfluenza ve Covid-19 birlikteliğinin kusursuz fırtınasına şimdiden hazırlıklı olunmalıdır; tekrar uzaktan eğitime dönme olasılığı için gerekli koşullar şimdiden tam ve eksiksiz olarak sağlanmalıdır. Ücretsiz, ulaşılabilir internet ağı ve tabletin temininin şimdiden yeterli düzeyde olması için gerekli çalışmalar ivedilikle sonuçlandırılmalıdır.

10 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR

**Pandemi döneminde bir diğer temel sorunumuz, mevsim itibarıyla Covid-19'a influenza ve pnömokoksik pnömoni ilavesiyle ortaya çıkacak olan kusursuz fırtınaya hazırlıksız olmamızdır. Sağlık Bakanlığı, "her yıl olduğu gibi" bu yıl da 1.5 milyon doz aşı siparişi verdiğini açıklamıştır. En iyi ihtimalle 10 milyon doza ihtiyaç vardır.

**Sağlık Bakanı, sağlık çalışanlarında Covid-19'un meslek hastalığı olup olmadığı meclis soru önergesine "konunun kendilerinin ilgi alanlarına girmediğini" söyleyerek Covid-19'u hastalık kategorisine alma lütfunda olmadığı gibi ölümümüzü bile iş kazası/meslek hastalığı kategorisine almıyor, almıyorlar. Oysa dünyadaki bir çok ülke Sağlık Bakanları "Covid-19 sağlık çalışanları için meslek hastalığıdır" beyanatında bulunuyor.

**Türkiye'de bilimsel olmayan TEST Stratejisi değiştirilmelidir.

**İzolasyon ve karantinada olan yurttaşların uyumu sağlanmalıdır. Yoksulluk, ev koşullarının uygun olmaması gibi nedenlerle izolasyon ve karantina uyumunu bozan durumlar incelenmeli, dışlayıcı, polisiye tedbirlerle değil sosyal destek sağlanarak uyum artırılmalıdır.

** Ülkemizde şimdiye kadar filyasyon diye yapılan uygulamanın "temaslı taraması" olduğu; gerçek filyasyonun "geriye dönük sıfırıncı vaka" filyasyonu olduğu gerçeği artık kabul edilmeli, pandemiyle tam bir mücadelede bilimsel bilgi ışığında yol alınmalıdır

**Hiçbir pandemiyle şaşalı sağlık kurumlarında başa çıkılamaz. Pandemide insanların hastanelere "düşmesi" ne kadar azaltılırsa başarı da o kadar yüksek olacaktır. Bunun da ilk ve en önemli koşulu birinci basamakta pandemiyi karşılamaktır.

HİDROKSİKLOROKİN TEDAVİDEN ÇIKARILMALI

**Tedavi algoritması gözden geçirilmeli, yapılan araştırmalarda tedavide yeri olmadığı belirtilen ve ciddi yan etkileri bilinen hidroksiklorokin tedaviden çıkarılarak, hafif olgularda favipiravir, orta-ağır olgularda remdesivir antiviral tedavi olarak rehbere alınmalıdır.

**Pandeminin ilk gününden itibaren hemen tüm tam teşekküllü hastanelerin pandemi hastanesi olarak ilan edilmesi nedeniyle Covid-19 dışı hastaların ciddi sıkıntıları olmuştur. Halk arasında hastanelere gitme konusunda korku oluşturulmuşsa kronik kalp, dolaşım, beyin damar hastalıkları, kanserler dahil bir çok yaşamsal sağlık sorununda da durumun endişe verici boyuta ulaşacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ

Uyarılarını sürekli tekrarlayacaklarının dile getirildiği TTB raporu şu ifadelerle son buldu:

"Sorunları bu hale getirenler her zaman olduğu gibi şimdi de içinden çıkılmaz hale getirdikleri karanlık tablo için suçlu arayışına girmişlerdir. Sorunları dile getiren, çözüm sunanları bir kalemde yok etme gayretine girişmişlerdir. Oysa bu ülke bizim/hepimizin, hepimiz bu gemideyiz; özellikle demokratik meslek örgütlerinin bu konulardaki birikimleri göz ardı edilmeden, daha da fazla zaman geçmeden ortak akılla sorunların üstesinden gelmememiz için hiçbir sebep yok."

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR