Hava Durumu

#Gözlem Kulesi

Bursa Hakimiyet - Gözlem Kulesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gözlem Kulesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

GÖZLEM KULESİ ÖZEL | Prof. Dr. Ersan Şen’den hukuk, siyaset ve ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalar Haber

GÖZLEM KULESİ ÖZEL | Prof. Dr. Ersan Şen’den hukuk, siyaset ve ekonomi üzerine çarpıcı açıklamalar

Avukat Prof. Dr. Ersan Şen, Bursa Hakimiyet YouTube kanalında Başyazar Namık Göz’ün sunduğu Gözlem Kulesi Özel programına konuk oldu. Prof. Dr. Ersan Şen, uluslararası hukuk, bölgesel güvenlik, Türkiye siyaseti ve Bursa hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Şen, dünyada güç ve hukukun dengesinin giderek güç lehine kaydığını vurgulayarak bugün İran’da gelişen olayların İsrail’in tahrik ettiği, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ise destek verdiğini, dünyanın bu duruma sessiz kaldığını söyledi. Saldırının arkasındaki küresel çıkar dengelerine de dikkat çeken Şen, “Çin Halk Cumhuriyeti’nin özellikle ticari alanda önlenemez bir yükselişi var ve Amerika Birleşik Devletleri’nde çok ciddi bir borç yükü var. Petrol-dolar saltanatının devam etmesi gerekiyor.” şeklinde konuşarak ABD’nin iç siyasal politikalarında yaşanan gelişmelerin de İsrail’in önünü açan etkenlerden biri olduğunu vurguladı. “SÖZLER DEĞİL, İCRAATLER KENDİNİ GÖSTERMELİ” Türkiye’nin izlediği uluslararası politikanın doğru olduğunun altını çizen Şen, “Keşke elde imkân olsa da daha fazlası yapılsa, daha aktif müdahalelerde bulunabilsek. Ama benim canımı en çok yakan, zannediyorum 17 günü aşkın bir süredir Mescid-i Aksa’nın, yani ilk kıblemizin kapalı olması. Burada artık sözler tükendiği, icraatların kendisini göstermesi gereken bir aşamadayız.” diye konuşarak bu aşamada Arap devletlerinin İran’a yönelik saldırılarının durması gerektiğini belirtti. “TÜRK MİLLETİ TEHDİTLERE PABUÇ BIRAKMAZ” Şen, İsrail’in Türkiye’yi hedef almayacağını olası bir durumda kendilerine Türk’ün gücünü hatırlatılabileceğini söyledi. Türk milletini başka milletlerle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Şen, “Umarız öyle bir gafletin, dalaletin içine düşmezler. Yoksa Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti, kendisine dönük bu tür tehditlere pabuç bırakmaz. Dünyada iki milletle savaşılmaz denir: biri Çinlilerdir ikincisi Türklerdir. İsrail’in de bu tür sözleri söylemeye devam edeceğini, o bulduğu cesareti de elbette Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğinden aldığını görüyoruz.” dedi. “ONLARIN AĞABABALARI VAR” Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin konuşan Şen, “Bahçeli’den ayrıldığım yerler var, birleştiğim yerler var. Bahçeli’nin söylediğinin peşinden biz de gidiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğü, Türk milleti, bu coğrafyadaki zorluklardan en hafif şekilde kurtulmak ve ülkenin devamını sağlamak noktasında aynı yerdeyiz. Ama ayrıldığımız husus şu: Ben teröristle ve terör örgütüyle oturup konuşulabileceğini düşünmeyenlerdenim. Onların ağababaları var. Onların ağababaları Amerika Birleşik Devletleridir. Türkiye bu meseleyi iki şekilde çözer: Ya Amerika Birleşik Devletleri ile oturup anlaşacaksınız ya da sahada sorununuzu kendiniz çözeceksiniz.” şeklinde konuşarak atılan olumlu adımların karşısında olmadıklarını, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü hedef alanlara karşı kimlik siyaseti yapmadan, 86 milyon vatandaşı kapsayacak bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ve ancak bu şekilde sorunların çözülebileceğini açıkladı. Şen, tüm bunlara rağmen bölgecilik yapmaya çalışan kişilere karşı böyle bir gaflet dalaletin içinde olacak kişilere, bu milletin onlara kırmızı kart göstermesini bileceğinin altını çizdi. “BİR AN ÖNCE SÜRECİ TOPARLAMAK LAZIM” Şen, yaklaşık bir yıldır tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu davasının siyasi olarak görüldüğünü, bu konuda toplumun ikiye bölündüğünü söyledi. Normal şartlarda 400'e aşkın sanığın, 100'e aşkın tutuklunun olduğu bir dava olmayacağını, ceza muhakemesi kanununun da buna göre dizayn edilmediğini aktaran Şen, “Bu işin altından kalkabilmek zor. Çünkü bunlar suçsuzluk masumiyet karinesi altında yargılanan ama kapalı infaz kurumlarında tutulan insanlar. Ben meseleye A, B, C, D diye bakmam. Hukuk olarak bakarım. Hukukun standardı belli. Herkese eşit uyguladığında senin adın hukuk devleti olur. Ama kağıtta değil, uygulamada da adın hukuk devleti olur. Dolayısıyla sizin bir an önce bu süreci toparlamanız lazım. Toparlayabilmeniz için de ceza muhakemesi kanununda yer alan her hükmü ben harfiyen uygularım diye yola çıkarsan davanın bitme süreci 5 ila 10 yıl. Bundan önce bitemez. 147 eylem, 400 aşkın sanık, 100'e aşkın tutuklu diyorsun. Eylemler bazında tutuklularla tutuksuzları aynı anda yargılamaya tabi tutup çapraz sorgu yapamıyorsun. Zaten sıkıntı var. Yani siz 1, 2-3 eylemden 15-20 kişiyi yargılasanız aynı duruşma salonunda hepsini aynı anda bulundurmak suretiyle yargılarsınız. Siz ne yaptınız? Mecburen tutuklardan başladınız. Eylemlerin içinde bulunan tutuksuzlar yok ortada. Şimdi bunlarda sıkıntı var. Dolayısıyla ben de bir hukukçu sorumluluğuyla dedim ki inatlaşmaya gerek yok. Ama başta olan o ilk beş celsede itişmeler olacak. Çünkü insanlar dolu, enerji boşalmalı.” dedi. “BU PARA NEREYE GİDİYOR?” Vatandaşın asıl sorunun geçim derdi olduğunu ifade eden Şen, gelir dağılımında yaşanan soruna değindi. Şen, “2025 yılında Mehmet Şimşek dedi ki, bizim gayri safi milli hasılamız 1 trilyona 600 milyar dolar. 86 milyonuz. Kişi başına ne düşüyor? Yıllıkta 18 bin 60 dolar. Muazzam bir para. Ama siz şunu hesap etmeniz lazım: O 18 bin doları, ayda bin 500 doları, ayda 66 bin lirayı, senede 792 bin lirayı kaç kişinin cebine bırak o rakamı, ona yakın, onun yarısı veya üçte biri rakamı koyabiliyorsun. Ben de diyorum ki, biz şimdi oturup bunu nasıl adil, doğru, dürüst insanlara dağıtacağız? Nasıl emeklinin maaşını 20 bin liradan 40 bin liraya çıkaracağız? Ben hatta nazire yaptım, dedim şunları yapalım: bir, emekli ile asgari ücretlerin yani dip maaşları hemen 35 bin, 40 bin liraya çıkaralım. Kişi başına 18 bin dolar yılda varsa, ayda 66 bin lira para geçecekse ilk bunu yapalım. İki, bayram ikramiyelerini 4 bin liradan 10 bin liraya çıkalım. Bitmedi, burs da veriyorsun üniversite öğrencilerine 4 bin lira, onu da 10 bin liraya çıkalım. Bunu yapamıyor musun? O zaman oturup şunu sorgulayacaksın: Ya bu para nereye gidiyor? Bu para kimin cebine gidiyor? Faize mi gidiyor? Senin israfın ne? Senin kamu tasarrufun ne?” diye konuşarak halkın ana muhalefetten de eleştiri yerine somut vaatler beklediğini söyledi. “VATANDAŞIN EN ÖNEMLİ MESELESİ CEBİ” Şen, Mayıs 2023 seçimlerinde muhalefetin aday belirleme sürecindeki belirsizlik ve yanlış aday tercihi olmak üzere iki büyük hata yaptığını belirterek, terör örgütlerinden gelen destek açıklamalarına karşı net bir duruş sergilenmemesinin seçmen davranışını etkilediğini söyledi; seçmenin güven duyduğu seçeneğe yöneldiğini vurgulayan Şen, “Vatandaşın tercihi ne olur bilemem ama ben şundan eminim, vatandaşın şu anda İran meselesi dışında en önemli meselesi cebidir. Çiftçiler de deyip geçme. Mart ayını bitiriyoruz. Çiftçiye destek verecektin. Martın başında en geç ödenmesi lazımdı. Gübre geliştirilmiş teşvik verecektin. Sen daha teşvikleri bu insanlara veremedin. Ondan sonra diyorsun ki, vatan toprağına çiftçilik yap. Bu sıkıntılara biraz odaklanmak lazım diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu. “BURSA VATAN TOPRAĞIDIR” Bursa ve Bursaspor hakkında düşüncelerini de paylaşan Şen, Bursa’nın Osmanlı’ya başkentlik yapmış olmasına vurgu yaparak Bursa denince aklına gelen ilk şeyin vatan toprağı olduğunu belirtti. Bursaspor’un hak ettiği Süper Lig’e kavuşmasını heyecanla beklediklerini söyleyen Şen, “Bursa'nın istediği, arzu ettiği başarıyı elde edecek ve layık olduğu yerde bulunacak. Bursaspor şampiyonluk takımıdır. Şampiyon olmuş bir takımdır, simgedir. Ülkenin simgesidir. Süper Ligin olmazsa olmazıdır.” ifadelerine yer vererek takıma başarılar diledi.

AK Partili isim açıkladı: Erdoğan, Faruk Çelik'i neden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmadı? Haber

AK Partili isim açıkladı: Erdoğan, Faruk Çelik'i neden Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapmadı?

Çakmak, AS TV ekranlarında yayımlanan Gözlem Kulesi programında Gazeteci Namık Göz'ün sorularını yanıtladı.  AK Parti'nin seçim mağlubiyeti hakkında konuşan Çakmak, aday belirleme süreci ve sandık sonuçlarına dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ADAY BELİRLEME SÜRECİ Yerel seçimler öncesi AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile görüştüğünü ifade eden Çakmak, "Gürkan'ın söylediklerinden yapılan anket çalışmalarına göre mevcut başkanların aday olmaması gibi bir görüntü çıkıyor." dedi. "FARUK ÇELİK ADAY OLSAYDI SEÇİM KAZANILIRDI" Söz konusu durum üstüne Ankara'da AK Parti'in üst düzey yöneticileriyle bir araya geldiğini söyleyen Çakmak şu ifadeleri kullandı: Durumu izah ettik. Durumu izah ederken de şunu da söyledik. Benim 2011'de listeden çıkmam da konuşulan şudur; Faruk Çelik gece gitti bir kaset dinletti. Tayyip Beye ve listeden çıktım. O zaman dedim ki, Faruk Çelik ismini Bursa'da size önerecek son kişi benim. Niye? Böyle böyle bir durum var. Faruk'la hala konuşuyoruz, arkadaşız. Barıştık. Birşey yok aramızda. Bu bir yara olması lazım değil mi? Ben bunları hafızamdan sildim. Dedim ki Faruk Çelik'i listeye koyun. İlle de bunu yapın demiyorum size ama listeye koyun. Ciddi bir liste çalışması olsun. Bütün şartları zorlayalım en iyi kimse onla seçime gidelim. Bunu söylerken şunda ısrar ediyorum. Hala aynı görüşteyim. Biz Faruk Çelik'i Bursa'dan aday gösterseydik seçimi alırdık. "MEVCUT BAŞKANLARLA ARAMDA PROBLEM YOKTU" Cumhurbaşkanımıza da gece saat 01:30'da mesaj attım. Dedim ki, 1983 seçimlerine sokulmadık biz Refah Partisi olarak. 1984 seçimlerinden itibaren yönetici, seçimlere katılmış parti yöneticisi, seçimi yönetmiş, bir tecrübeyle konuşuyorum. Benim görüşüm budur. Tabi Cumhurbaşkanımız aday tespitinde anketlere bakıyor. Anketlerde de şöyle bir haksız rekabet vardı. Görev başındaki insan daha çok tanınır, bilinir. Böyle bir avantaj vardır. Tabi son dönem de de bizim belediye başkanlarımız billboardları reklamlarıyla doldurmuşlar. Ne Alinur Aktaş ne de Mustafa Dündar'la aramızda bir problem yok. İkisi de samimi kardeşim. Ben partiyi, bu seçimi nasıl alırız, onu düşünüyorum. Bütün hesabımız bunun üzerineydi.  FARUK ÇELİK NEDEN ADAY GÖSTERİLMEDİ? İsmini vermeyeyim bir arkadaşımız var. İl yönetiminde bulunmuş bir arkadaşımız, Cumhurbaşkanımıza mesaj atmış. Mesajında, 'Bunu koyarsan ben oy vermem.' demiş. Bu sefer Cumhurbaşkanımız kendisini aramış. 'Sen parti disiplinine uymuyorsun.' demiş. Tabi o da Faruk Beyi istemiş. Faruk'u bana mı anlatıyorsun demiş. Faruk benim arkadaşım, bakanım. Cumhurbaşkanımız milletvekili sayısını azaltmak istemedi. Herhalde giden bu anketlerde Bursa'yı alabiliriz intibası oluştu ama ben çok zorlanacağımız söyledim. Sonuç alamadık. Benim hesabım şuydu: Partinin kuruluşunda bulunmuş, küsmüş, unutulmuş, kenarda kalmışları ekip olarak sahaya sürebilirdik. Bu mevcut arkadaşlarda o ambiyansı yakalayamıyorsun. Faruk gelseydi daha rahat yapardık.  "SEÇMEN BİZİ TOKATLADI" ÇIKIŞI... Biz sandığa gitmedik, oyumuz aşağıya düştü. Yani yoksa CHP'de bir artış yok. İstanbul'da mesela geçen seçimde aldığının daha altında almış İmamoğlu. Arada fark şu;  Bizim seçmen bizi tokatladı. Bunun ötesi beri yok. Çelik aday olsaydı, sandığa gitmem diyen kesimi sandığa götürebilirdik. AK parti ve MHP'nin oyunu alamadık. Alsaydık seçimi kazanıyorduk.

Hayrettin Çakmak: Faruk Çelik aday olsaydı Bursa'da seçimleri kazanırdık Haber

Hayrettin Çakmak: Faruk Çelik aday olsaydı Bursa'da seçimleri kazanırdık

AK Parti eski İl Başkanı ve 23'üncü dönem Bursa Milletvekili Hayrettin Çakmak, AS TV ekranlarında yayımlanan Gözlem Kulesi programında Gazeteci Namık Göz'ün konuğu oldu. AK Parti'nin seçim mağlubiyeti hakkında konuşan Çakmak, aday belirleme süreci ve sandık sonuçlarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "MEVCUT BAŞKANLAR ADAY OLMAMALIYDI" Seçim öncesi AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ile görüştüğünü ifade eden Çakmak, "Gürkan'ın söylediklerinden yapılan anket çalışmalarına göre mevcut başkanların aday olmaması gibi bir görüntü çıkıyor." dedi. "FARUK ÇELİK'İ BURSA'DAN ADAY GÖSTERSEYDİK SEÇİMİ ALIRDIK" Söz konusu durum üstüne Ankara'da AK Parti'in üst düzey yöneticileriyle bir araya geldiğini söyleyen Çakmak şu ifadeleri kullandı: Durumu izah ettik. Durumu izah ederken de şunu da söyledik. Benim 2011'de listeden çıkmam da konuşulan şudur; Faruk Çelik gece gitti bir kaset dinletti. Tayyip Beye ve listeden çıktım. O zaman dedim ki, Faruk Çelik ismini Bursa'da size önerecek son kişi benim. Niye? Böyle böyle bir durum var. Faruk'la hala konuşuyoruz, arkadaşız. Barıştık. Birşey yok aramızda. Bu bir yara olması lazım değil mi? Ben bunları hafızamdan sildim. Dedim ki Faruk Çelik'i listeye koyun. İlle de bunu yapın demiyorum size ama listeye koyun. Ciddi bir liste çalışması olsun. Bütün şartları zorlayalım en iyi kimse onla seçime gidelim. Bunu söylerken şunda ısrar ediyorum. Hala aynı görüşteyim. Biz Faruk Çelik'i Bursa'dan aday gösterseydik seçimi alırdık. "ALİNUR VE MUSTAFA İLE ARAMIZDA BİR PROBLEM YOK" Cumhurbaşkanımıza da gece saat 01:30'da mesaj attım. Dedim ki, 1983 seçimlerine sokulmadık biz Refah Partisi olarak. 1984 seçimlerinden itibaren yönetici, seçimlere katılmış parti yöneticisi, seçimi yönetmiş, bir tecrübeyle konuşuyorum. Benim görüşüm budur. Tabi Cumhurbaşkanımız aday tespitinde anketlere bakıyor. Anketlerde de şöyle bir haksız rekabet vardı. Görev başındaki insan daha çok tanınır, bilinir. Böyle bir avantaj vardır. Tabi son dönem de de bizim belediye başkanlarımız billboardları reklamlarıyla doldurmuşlar. Ne Alinur Aktaş ne de Mustafa Dündar'la aramızda bir problem yok. İkisi de samimi kardeşim. Ben partiyi, bu seçimi nasıl alırız, onu düşünüyorum. Bütün hesabımız bunun üzerineydi.  "CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VEKİL SAYISINI AZALTMAK İSTEMEDİ" İsmini vermeyeyim bir arkadaşımız var. İl yönetiminde bulunmuş bir arkadaşımız, Cumhurbaşkanımıza mesaj atmış. Mesajında, 'Bunu koyarsan ben oy vermem.' demiş. Bu sefer Cumhurbaşkanımız kendisini aramış. 'Sen parti disiplinine uymuyorsun.' demiş. Tabi o da Faruk Beyi istemiş. Faruk'u bana mı anlatıyorsun demiş. Faruk benim arkadaşım, bakanım. Cumhurbaşkanımız milletvekili sayısını azaltmak istemedi. Herhalde giden bu anketlerde Bursa'yı alabiliriz intibası oluştu ama ben çok zorlanacağımız söyledim. Sonuç alamadık. Benim hesabım şuydu: Partinin kuruluşunda bulunmuş, küsmüş, unutulmuş, kenarda kalmışları ekip olarak sahaya sürebilirdik. Bu mevcut arkadaşlarda o ambiyansı yakalayamıyorsun. Faruk gelseydi daha rahat yapardık.  "SEÇMEN BİZİ TOKATLADI" Biz sandığa gitmedik, oyumuz aşağıya düştü. Yani yoksa CHP'de bir artış yok. İstanbul'da mesela geçen seçimde aldığının daha altında almış İmamoğlu. Arada fark şu;  Bizim seçmen bizi tokatladı. Bunun ötesi beri yok. Çelik aday olsaydı, sandığa gitmem diyen kesimi sandığa götürebilirdik. AK parti ve MHP'nin oyunu alamadık. Alsaydık seçimi kazanıyorduk.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.