Bursaspor Başkanı Enes Çelik, Fethiyespor maçından sonra bir açıklama yaptı.
Bu açıklama Bursaspor camiası tarafından net anlaşılırken, konulardan uzak olan kişilerin garibine gitti!
Açıklamayı hatırlayalım; “Bursaspor’un Süper Lig’de olmaması değerini düşürmez. Bursaspor’un Süper Lig’e ihtiyacı yok; Süper Lig’in Bursaspor’a ihtiyacı var. Bu kadar skora etki eden hakem hatalarını artık ‘hata’ olarak görmüyorum. İstenmiyorsak açıkça söyleyin. Bu kadar şartlı şekilde maçımıza çıkan personel atanıyorsa, bu kadar emek veriyoruz bizi de boşuna uğraştırmayın. 600 kilometre yol giden taraftarımıza üzüldüm…”
Bursaspor çok uzun yıllardır haksızlığa uğrayan bir kulüp. Bu meseleleri devamlı köşe yazılarımızda, haberlerimizde ve yayınlarımızda da dile getirdik.
Ama masaya yumruğunu vuran bir başkan bulabilmek çok zordu. Ancak çözüm bu da değil! Çözüm eğitimde.
Başkan Enes Çelik ne kadar açıklama yaparsa yapsın, bu eğitimsizlikle sadece Türk futbolu değil, hiçbir konuda bir adım ilerleyemeyiz.
Siz mesala hiç Avrupa liglerinde golü iptal eden ofsayt bayrağını kaldıran bir hakemin gülümsediğini hatta neredeyse kahkaha attığını gördünüz mü?
Golü iptal olan adamın canı yanıyor, bizim yan hakem işin gırgırında!
Bir de parmakla gösteriyor, ‘sensin ofsayt’ diye. Yine basıyor kahkahayı!

‘HARAM ETTİLER!’
Tribünlere bakıyorsun, Fethiyespor taraftarından daha çok Fenerbahçelisi, Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı ve Karşıyakalısı gibi birçok farklı takımı tutanlar hazır kıta bekliyor! Sebep? Bursaspor başarısız olsun isteği. Normalde maçlarına 150 taraftarı zor toplayan takımlar, Bursaspor maçlarında ‘Bizim bu kadar taraftarımız var mıydı?’ sorusunu birbirine sorar oluyor.
Bilet fiyatları ise cabası. Fırsatçılığın her türlüsü var. Sağlanan hizmet ise içler acısı. Oralara girmiyorum bile. Birçok taraftar verdiği parayı haram ettiğini söyledi.

“BURSASPOR’DA HATIRLANMAMAK…”
Saha içine geçelim… Bazı rakip futbolcularda gereksiz bir agresiflik. Bursaspor’da oynayıp oynamadığını birçok taraftarın hatırlamadığı bir futbolcu, kendisine bir rol biçmiş, garip garip hareketler yapıyor, taraftara bir şeyler söylüyor, futbolculara bir şeyler söylüyor, oyundan çıkarken yedek kulübesine bir şeyler söylüyor. Allah akıl fikir versin.
Bursaspor’da istenmemek, gönderilmek ve hatta hatırlanmamanın etkileri böyle oluyor anlaşılan.
Bir diğer futbolcuya bakıyoruz, taraftara Fethiyespor armasını gösteriyor. Onda da alakasız hareketler ve agresiflikler. Bursaspor’un umurunda mı? Değil. Ona daha da sinirleniyorlar tabi. Diyorsun ki bu futbolcular böyle agresif, sinirli, armayı gösterecek kadar aidiyet duygusu yüksek, mücadeleci, her halde Fethiyespor’u başarıdan başarıya koşturuyorlardır. Sonra bir bakıyorsun puan tablosuna, eyvah eyvah. Bu futbolcuların mücadele ettiği takım 12. sırada. Demem o ki işinizi yapın. Bulunduğunuz kulübün armasını sağa sola gösterip olay çıkartma çabasına kadar, o armayı en iyi şekilde temsil etmeye çalışın.
‘AKLINIZA İLK GELEN KULÜP HANGİSİ?’
Süper Lig’de Bursaspor’un şampiyon olduğu döneme bakın. Şampiyonluktan sonra ulusal basının spor gazeteleri yeşil-beyazlılara bırakın 1 sayfa ayırmayı çeyrek sayfayı dahi külfet görüyordu. En azı 24 sayfa olan spor gazetelerinde 1 sayfa bile Bursaspor’a ayrılmadı.
Siyaset malzemesi de yapıldı Bursaspor. Başarısızlık olduğu zaman fay hattı gibi gizlenen, başarıyı gördüklerinde 8.6 şiddetinde deprem gibi yeri göğü inleten cinsten insanlara da şahitlik ettik.
Toparlayacak olursak size anlatmaya çalıştığım olay şu… TFF’si, hakemi, farklı tip taraftarları, futbolcuları, siyasileri, ulusal basını, hiçbiri Bursaspor’un başarısını hoş görmüyor, üstüne hazmedemiyor.
Ben bunu kendime yıllarca sordum. Neden peki?
Büyük taraftar gücü olması mı?
Bursaspor ile birlikte Bursa’nın da güçlenecek olması mı?
İstanbul hegemonyasını bitirecek tek kulüp görüntüsü çizmesi mi?
Avrupa’da başarılı olur endişesi mi?
Sivri ve dik duruşu mu?
Bazı siyasi (!) görüşlere karşı gelmesi mi?
Valla ben sebebini bulamadım. Sayın Başkan Enes Çelik ve yönetimi de bu soruları mutlaka kendilerine soruyordur. Özellikle İbrahim Yazıcı’dan sonra böylesine güçlü bir başkan Bursaspor’a gelmemişti. Rakipler için bir de bu sorun ortaya çıktı tabi! Anlaşılan biz daha anlam veremediğiz çok mesele ile karşı karşıya kalacağız.
İstanbul takımlarının yancı medyacıları diyor ya; ‘Şampiyonlar Ligi’nde Türk takımının fazla ilerlemesi istenmez. Hakemler aracılığıyla önünü keserler’ diye. O meseleyi alın, yerele vurun, aklınıza ilk gelen kulüp hangisi olacak bir düşünün bakalım. Böyle bir senaryoyu kafadan yazmak öyle kolay iş değil. Bir bildikleri var her halde!

“50 BİN TARAFTAR BEKLİYORUM”
Bursaspor’un şampiyonluğunu ve başarısını istemeyenler bir şeyi unutuyor. İlahi adalet…
6 sene sonra Aliağa takımının evinde yenilmesi hatta ilk yarıda 5 yemesinin başka açıklanabilir tarafı yok. Bu arada Aliağa’yı mücadelesinden ve duruşundan dolayı tebrik ederim. Bu ligin en karakterli camialarından bir tanesi bence. Ayrıca Isparta 32 Spor’a da helal olsun. Çıktılar aslanlar gibi mücadele ettiler.
Gel gelelim artık ligin sonuna geldik. Görünen o ki Bursaspor şampiyon olacak. Hak ettiği gibi… Dönüyor, dolaşıyor kapı şampiyonluk yoluna açılıyor.
Her hafta Bursaspor’un rakibi de değişiyor. Bir gün Gebze, bir gün Maraş, bir gün Muş, düne kadar Aliağa, şimdi de Mardin.
Ve Bursaspor’un bu haftaki maçı Mardin’le.
Fark: 4. Kalan hafta: 4.
Mardin’i yenersen yüzde 99 şampiyonsun. En az 50 bin taraftar bekliyorum.
Stadyumun kapasitesi mi? Hiç fark etmez. Kimse koltuğuna oturmuyor zaten.
Minibüslerde ne yazıyor? Kapasite oturunca 20, ayaktakilerle 50. Ben bu maça gelip de koltuğa oturacak hiç bir Bursaspor taraftarı tanımıyorum. Ama merdiven boşluklarına dikkat! Deplasmanda yaşanan olayları görmekte zorlanan, kar toplarını sevimli bir oyun sanan gözlemcilerin gözünden merdiven boşlukları asla kaçmaz.
4 Nisan Cumartesi saat 16.00’da görüşmek üzere. Ya da 17.45 mi desem…